Sevgililer Günü Nereden Çıkmıştır?

13 Mayıs, 2020
Bilindiği kadarıyla Sevgililer Gününe adını veren Aziz Valentin'in hikayesi gerçekten çok aslında bir efsane niteliği taşımaktadır. Ancak buna rağmen neredeyse dünyanın her yerinde 14 Şubat Sevgililer Günü olarak kutlanmaktadır.

14 Şubat Sevgililer Günü her yıl dünyadaki dört bir yanında pek çok insan tarafından kutlanmaktadır. Bu özel günde çiftler, birbirlerine karşı duydukları sevginin bir göstergesi olarak çeşitli hediyeler verirler.

Aynı şekilde neredeyse dünyanın tamamında bu özel günde özel bazı organizasyonlar yapılır. Yalnız olanlara kendilerine bir partner bulabilmeleri için çeşitli partiler düzenlenir. Kimi ülkelerde özel aşk gösterileri ya da yarışmaları yapılır. Bunlara örnek olarak Filipinler’de pek çok kez düzenlenen en uzun süreli öpüşme yarışması gösterilebilir.

“Birini derinden sevmek bize güç verir. Biri tarafından derinden sevildiğini hissetmekse bizi cesaretlendirir.”

– Lao Tzu

Batı dünyasının hemen hemen tamamı sevgililer gününü kutlasa da, aslında bu güne adını veren Aziz Valentin’in kim olduğunu pek çok kişi bilmez. Ayrıca sevgililer gününün neden onun adına kutlandığından da pek çok kişinin haberi yoktur.

Aslına bakılırsa gerçeği kimsenin tam olarak bilmediğini söyleyebiliriz. Çünkü bu festivalin ortaya çıkmasına yönelik üç farklı senaryo bulunmaktadır. Bununla birlikte genel olarak elimizde bulunan bilgiler sevgililer gününün çıkış noktasının Roma İmparatorluğu dönemine dayandığını göstermektedir.

Avuç içinde bir kalp

Sevgililer Günü Nereden Çıkmıştır?

Yapılan araştırmalar, Sevgililer Günü ya da Valentin festivalinin aslında üç gün süren bir Roma festivali olan Lupercales festivalinden geldiğini göstermektedir. Bu kutlama, tanrıların bereketine adanmış ve ilkbaharın resmi başlangıcı olarak kabul edilen Şubat ayının ortalarında kutlanmıştır.

Bu festivalde genç erkeklerin rastgele bir kızın ismini seçtikleri bir aktivite vardı. Seçilen bu kız festival süresince o genç erkeğin kız arkadaşı olmak zorundaydı. Çoğu kez de bu ilişkilerin evlilikle sonuçlandığı görülüyordu. Katolik Kilisesinin günden güne artan etkisi ile bu tür pagan festivallerinin ortadan kaldırılması ana hedeflerden biri haline gelmiştir. Ancak bu pek de kolay olmayacaktı çünkü bu tür festivallerin geleneksel olarak kültürel kökleri çok derinlerde bulunmaktaydı.

Bunun üzerine Papa Gelasius bu festivali MS 494 yılında bir aziz ile ilişkilendirdi: Valentin. Ayrıca 14 Şubat tarihini de bu kutlamanın resmi günü olarak ilan etti. Ancak bu festival ile özdeşleştirdiği Valentin’in hangisi olduğunu tam olarak açıklığa kavuşturmadı. Çünkü o dönemde Valentin adında üç aziz bulunuyordu. Bunlardan biri sonradan Romalı olan, diğeri bir piskopos ve sonuncusu ise Kuzey Afrika’da ölmüş bir azizdi.

En Büyük Olasılığa Sahip Olan Valentin

Büyük bir olasılıkla Papa Gelasius’un bu festivali ikinci yüzyılda hayatını kaybeden azize adadığı düşünülmektedir. Bu azizle ilgili iki hikaye bulunmaktadır. Bunlardan birinde bu kişinin Romalı bir doktor olduğu ve daha sonra Hristiyanlığı seçerek papaz olmaya karar verdiği ifade edilmektedir.

MS 270 yılında İmparator II. Cladius, gençlerin evlenmelerini yasaklamıştır. Çünkü imparatora göre genç yaşta evlenen ve çocuk sahibi olan kişilerin iyi birer asker olma ihtimalleri son derece düşük oluyordu. Sonradan papaz olan Valentin ise bu önlemin adil olmadığını savunuyordu. Bu nedenle de gizli olarak gençleri evlendirmeye ve bu şekilde imparatora karşı gelmeye başladı.

Bir süre sonra II. Cladius, kulağına kadar gelen dedikodular sayesinde papazın giriştiği maceradan haberdar oldu. Bunun üzerine papazı huzuruna çağırttı. Valentin imparatorun karşısına çıkma fırsatını değerlendirerek kendi inancına göre doğru olanı yaptığını imparatora ifade etti ve bunun nedenlerini açıkladı. Aslında imparatora papazın söyledikleri mantıklı geldi ancak Roma valisi papaza karşı çeşitli entrikalar düzenledi ve sonunda imparator II. Cladius, Valentin’in kafasının vurulmasını emretti.

San Valentin

Hikayenin Diğer Bir Versiyonu

Doktorluğu bırakıp papaz olup gizlice nikah kıyan Valentin’in hikayesinin bir diğer versiyonu daha bulunmaktadır. Bu hikayede ise Valentin, imparatorun emrine karşı geldiği anlaşıldığında son derece kötü bir hücreye hapsedilmiştir. Orada tutuklu bulunurken gardiyanın kızı ile tanışır ve bu kız zor günlerde onun bakımını üstlenir ve destek olur.

Sonunda Valentin bu kıza aşık olur ancak tam o sırada imparatorun idam fermanı gelir. Bunun üzerine kıza olan aşkını belirten bir not yazmaya zor da olsa vakit bulur. Bu notu “Senin Valentin’in” olarak bitirir. İşte 14 Şubat Sevgililer Gününün ilk olarak bu şekilde ortaya çıktığı söylenmektedir. Yani aslında bu geleneğin çıkış noktası, iki aşığın birbirlerine gönderdikleri aşk notlarının ötesine geçememiş bir hikayedir.

Tüm bunlara rağmen Sevgililer Günü’nün herkes tarafından bilinen şekliyle yaygınlaşması ve kabul edilmesi ancak 19. yüzyılda gerçekleşmiştir. Bir kitapçının kızı olan Esther Howland, bir İngiliz Sevgililer Günü tebrik kartından çok etkilenmiş ve bu konuda kapsamlı çalışmalar yapmaya karar vermiştir. Bu bağlamda, farklı türlerde tasarımlar yapmış ve ABD’de bir iş gezisinde olan kardeşinden pazarlama katalogları içine bunlardan koymasını istemiştir. Sonuçta bu fikir son derece başarılı bir girişim olmuştur.

Sevgililer gününün evrilme sürecinde son olarak önemli rol oynayan bir diğer olay da ABD’de gerçekleşmiştir. 1913 yılında ABD’nin Kansas City kentinde bulunan Hallmark Cards adlı bir firmanın, üzerinde aşk cümleleri bulunan kartları basması ve bunları “Valentines” olarak adlandırması da bu süreçte önemli bir kilometre taşı olarak tarih sayfalarındaki yerini almıştır. O zamandan günümüze Sevgililer Günü şimdiki şekliyle kutlanan bir festival haline dönüşmüştür.

Curá, J. M. (2000). San Valentín Country Club. O del equivocado empleo de la forma asociativa mercantil en zaga de una simple historia de amor. Publicado en LA LEY.