Sessizlikten Faydalanmak

Eylül 20, 2017

Bir tartışma esnasında karşımızdaki kişi sessiz kaldığında bizim haklı olduğumuzu sanıyoruz ama aslında sessizlik, durup düşünmek için bir şans. Özellikle de tartışma kınamayla dolu ise. Unutmayın ki sessizlik, kişinin teslim olduğu anlamına gelmez. Bazen, karşınızdaki insanın sessizliği, tartışmanın sıcaklığında ağzınızdan çıkanların onun canını nasıl yaktığını gösteriyor olabilir.

Sessiz olmak ve dinlemek, bir zayıflık işareti olmamalıdır. Zeka, saygı ve anlayış işareti olmalıdır çünkü bağırırsak, kimse bizi dinlemek ya da bizden bir şey öğrenmek istemez. Kimsenin kulağına değmeden sözleriniz bütün anlamını yitirir ya da daha kötüsü, size zarar vermekten başka işe yaramayan hakaretlerle dolu kurşunlar hâline gelirler.

“Bütün güzel şeylere giden yol, sessizlikten geçer.”

– Friedrich Nietzsche

Kendi kelimelerimizin kölesiyiz

Kelimeler rüzgârla uçup gitmez. Tam tersine, onları işiten kişinin kalbine bir hançer gibi saklanır. Kelimelerinizin delip geçtiği bir kalbe bandaj sarmaya kalkışmayın. Çok geç olmadan sessiz kalın, düşünün ve kendinizi karşınızdakinin yerine koyun.

kalbi yanan kadın

Tartışmalar sürekli olarak bir sonuca varmaksızın aynı konuya geliyorsa, yani dönüp dolaşıp aynı noktaya varıyorsa, duygusal gerginlik yaşanması normaldir. Bu gerginlik, diğer kişinin bakış açısını hiç düşünmeden öfkenizin nedeninin tekrar tekrar ısıtmaktan ibarettir. Sesler yükselir ve cevabınız hep aynıdır. Bu da etkili iletişimi imkansız kılar.

Bütün kelimelerinizi tükettiyseniz, yeni bir şey söylemek çok güçtür. Çünkü kendinizi ifade etmek için aynı kelimelerle aynı mesajı kullanırsınız. Bu dinlemediğinizin ve karşınızdaki insanın ne söylediğini göz ardı ettiğinizin bir göstergesidir.

Bir kişi sessiz olup dinlemeye başlar, düşünür ve empati kurmaya çalışır ama vazgeçmezse, iletişimi iyileştirmek için elinden geleni yapıyor demektir. Bu sayede, sessizlik büyük bir müttefik hâline gelebilir. İyi iletişimcilerin, nerede hata yaptıklarını ve sonraki cevaplarını nasıl iyileştirebileceklerini görmek için sessizliği kullandığını göz önüne alın.

“Sessizlik, en büyük gürültüdür, belki de bütün seslerin en güçlüsüdür.”

– Miles Davis

Sessizlikte kelimeler hak ettiği değeri kazanır

Sessizliğin ardından, eğer doğru yorumlandıysa, sessizlik gelecektir. Şimdi düşünme ve diğer kişiyle ortada buluşma zamanı gelmiştir. Böylece gerçekten canınızı sıkan şeyi karşı tarafa iletebilirsiniz. İşte bu anda karşınızdaki kişiyle aynı bakış açısına sahip olmadığınızı ve aynı hissetmediğinizi anlarsınız çünkü farklı kişilersiniz.

Kendinizi en iyi şekilde ortaya koymalı, karşınızdaki kişiyi incitmeksizin duygularınızı ifade etmelisiniz. Bunun için faydalı araçlardan biri “Ben ifadesi” kullanmaktır.

“Ben ifadeleri” suçlamayı içermeyen ifadelerdir. Hissettikleriniz, düşündükleriniz ve istediklerinizden kaynaklanır. Böylece karşınızdaki insanı suçlamadan hissettiklerinizi ifade edebilirsiniz.

içinde ağaçla yıldızlar üfleyen kadın

Bir “Ben ifadesi”, “şöyle yaptın/şöyle dedin/şöyle hissetmeme neden oldun…” demek yerine “şöyle düşünüyorum/inanıyorum/hissediyorum…” demektir. Bu ifadeler bütün iletişimi içerir. Yani durumu ya da diğer kişinin yaptıklarını yargılamadan tasvir edebilir ve ardından Ben ifadesini sunarak işlerin alternatif bir sona ulaşmasını sağlayabilirsiniz.

İşte ifadelerin tam bir dizisi:

  • Durumun tanımı: Geçen gece, arkadaşlarımızı yemekte ağırladığımızda, yemeği servis etmeme yardım etmedin.
  • Ben ifadesi: Sanki senin kölenmişim, karın değil de hizmetçinmişim gibi hissediyorum.
  • Olanlara bir alternatif: Benimle beraber yemeği servis etsen mutlu olurdum.

Fakat bu şekilde iletişim kurmaya alışmak, çaba ister. Dinlemek, bir saniye sessizce düşünmek ve sonrasında cevap vermek, eğer daha önce denemediyseniz, otomatik olarak gerçekleşen bir süreç değildir.

Bütün hayatınızı farklı biçimde iletişim kurarak geçirdiyseniz, ilk başta tuhaf hissetmeniz normaldir. Hatta biraz güç kaybedebilirsiniz ama uzun vadede daha istikrarlı, açık ilişkiler kurmanıza yardımcı olacaktır bu yöntem.