Sessizlik Beynimizi Yenilemek için Hayatidir

16 Ekim, 2017

Sessizlik çağlar boyunca bir çok düşüncenin kaynağı olmuştur. Buna rağmen, evlerimizi o kadar çok gürültü ile doldurduk ki, artık sessiz bir ortam bulmak neredeyse imkansız bir hale geldi. Bu durum, herhangi bir gürültü, patırtı veya ses duymadıkları zamanlarda, kendi içlerinde büyük boşluklar hisseden insan sayısının artmasına da neden olmuştur.

Tam anlamıyla aşırı bir şekilde dıştan gelen uyarı seslerine göre gelişim gösteren kulaklarımız var. En kötü şey ise, dışarıdan gelen tüm seslerin oldukça endişe veren bir şekilde olduğudur. Hır hır çalışan araç motorları, koşuşturma, yüksek sesle çalınan müzik, ıslık çalma, anonslar… Bunların hiç biri temelde, içimizde bir huzur duygusu uyandıramaz.

“Yorgun bir yolcu için çöldeki kum neyse, sessizliği sevene, sürekli konuşan biri odur.”

Pers Atasözü

Sessizliği Deneyimlemek

Yukarıda bahsi geçen uyarıların, duygusal durumumuz üzerindeki etkisini bir yana bırakırsak, bilimsel açıdan beynimizi de etkilediğini kanıtlanmıştır. Almanya’da Dresden Rejeneratif Terapiler Araştırma Merkezi (Research Center for Regenerative Therapies Dresden) tarafından yapılan bir araştırmaya göre, bazı beyinsel aktiviteler, sadece sessiz ortamlarda meydana gelebiliyor.

Yakın zamana kadar, nöronların kendilerini yenilemesinin imkansız olduğu düşünülüyordu. Bununla birlikte, hücre doğumu bilimi (nörojenez) bazında yaşanan gelişmeler ışığında, bunun yanlış bir bilgi olduğu ispatlanmıştır. Sinirsel ve beyinsel yenilenmeyi tam olarak neyin, nasıl tetiklediği hala bilinmemek ile beraber, bununla ilgili olan bazı kıstaslar vardır ve sessizlikte bunlardan biridir.

Renkli galaksi ile düşünen adam

Alman bilim insanları ilk deneylerini sıçanlar üzerinde gerçekleştirdi. Çalışma içerisinde, günde iki saat boyunca fareler sessiz bir ortamda tutuldu. Ardından, beyin yapılarında herhangi bir değişiliklik olup olmadığını görmek adına inceleme yapıldı.

Sonuçlar son derece ilgi çekiciydi. Belirli bir süre boyunca bu rutine tabi tutulan tüm sıçanların beyin çıkıntısındaki (hipokampüs) hücrelerin sayısının arttığı gözlendi. Bu alan, duyguları, hafızayı ve öğrenmeyi düzenlemek ile görevlidir.

Uzmanlar, yeni sinir sistemi hücrelerinin, zaman içerisinde merkezi sinir sistemine entegre olacağını ve daha sonradan farklı işlevlerde uzmanlaşacaklarını keşfettiler. Sonuç olarak, sessizlik, hayvan beyninde olumlu bir değişiklik meydana getirmiştir.

Sessizlik Bilgiyi İşlememize Yardımcı Oluyor

Sakin sakin oturduğumuz halde, tamamen hareketsiz veya uykuda olsak bile, bu muhteşem organ çalışmaya devam edip, hiç bir zaman dinlenmez. Tek fark, farklı bir şekilde çalışır. Vücut istirahat halindeyken, gelişmeye başlayan ve harekete geçtiğinde çalışan farklı farklı beyin süreçleri vardır.

Adamın beynindeki labirentte kaybolmuş adamlar


Temel olarak gerçekleşen olay bir nevi temizliktir. Beyin, gün boyunca maruz kalmış olduğumuz bilgileri ve deneyimleri değerlendirir. Daha sonra bunları düzenler ve lazım olan bilgileri kabul ederken, önemli olmayanlardan ise kurtulur.

Bu süreç tamamen bilincimiz dışında meydana gelirken, bilinçli etkiler üretir. Bu nedenle, cevabını uyurken bulduğumuz sorularımız vardır ya da bir kaç gün dinlendikten sonra sorunlarımıza farklı bir bakış açısı ile bakabiliriz.

Bütün bunlar ile ilgili en dikkat çeken durum ise, sessiz bir ortamda bulunduğumuz zaman da benzer bir sürecin meydana geldiğidir. İşitsel uyaranların bulunmaması, vücudun top yekün dinlenmesi ile neredeyse aynı etkiye sahiptir. Genel olarak sessiz anlarda düşünmeye dalar, bu sayede duygularımızı arındırır ve kimliğimizi yeniden sahipleniriz.

Sessizliğin Önemli Etkileri

Sessizlik bizi sadece daha zeki ve yaratıcı yapmakla veya kendimizi güvende hissetmemizi sağlamakla kalmaz. Aynı zamanda sessizlik, acı çektiğimiz anlarda da bizlere olumlu şekilde katkı yapar. İnsanlar seslere karşı aşırı duyarlı varlıklardır. Bu duyarlılık öyle güçlüdür ki, birçok kez kırılan bir cismin ya da tuhaf bir gürültünün çıkardığı sesten dolayı uykumuzdan fırlarız.

Su kenarındaki iskeleye oturmuş kadın


Cornell Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre, hava limanlarının yakınında yaşayan çocukların stres seviyeleri oldukça yüksek olarak ortaya çıkmaktadır. Araştırma sonucu sadece bununla sınırlı değil, aynı zamanda bu çocuklarda daha yüksek kan basıncı ve stres hormonunu tetikleyen, daha yüksek kortizol düzeyleri de tespit edilmiştir.

Neyse ki, bunun tersi durumlarda mümkün olabilir. Pavia Üniversitesinde yapılan bir çalışmanın sonucunda, yalnıza iki dakikalık bir sessizlik anının, rahatlatıcı bir müzikten daha yararlı olduğu kanıtlanmıştır. Bu çalışmada, o kısa sessizlik anını takiben, kan basıncının azaldığı ve insanların kendilerini daha sakin hissettiği gözlemlenmiştir.

Görüldüğü gibi, sessizlik, entelektüel ve duygusal açıdan büyük faydalara gebe. En azından gün boyunca kısa sürelerle sessiz bir ortamda bulunmanın, zihinsel fayda açısından yararlı olduğunu teyit edebiliriz. Ve bu yaklaşım, duygusal durumumuzu, sağlığımızı ve yaşam kalitemizi arttırmak için belirleyici bir unsur olarak görülebilir.

Fotoğraflar: Magdalena Berny