Nilüfer Çiçeği Gibi Olun: Her Gün Yeniden Doğup Zorlukları Yenin

· Aralık 4, 2017

Hayatımızı sürdürmek için gerekli olan dürtülerimiz için, kendi düşüncelerimizin, umutlarımızın ve tutkularımızın ötesinde herhangi bir şey olamayacağını düşünsek bile, doğa bize hiç beklemediğimiz cevaplar ile karşılık verir. Doğa, tek taraflı ve sıradan bir gerçeklik göstermenin de ötesinde, yeşermeye müsait olan her bir köşede, bu dünyada yaşamanın ne demek olduğunu görüp, anlayabileceğimiz bir ders vardır.

Doğanın ürettiği çok çeşitli boyutlar, türler ve fikirler içerisinde, hayatla nasıl baş edebileceğimiz konusunda gerçek dersler öğreniyoruz. Güvenilirliğin veya geçerliliğin değişkenleri ya da analizi üzerinde herhangi bir kontrolü bulunmayan, ancak güzellikleri ve anlamları ile tartışılmaz olarak bir mesaj içeren gerçek psikolojik kuramları tanıyoruz.

Doğanın sonsuz ve merak uyandırıcı ilginçlikleri arasından, nilüfer çiçeğini ayrı bir köşeye koyabiliriz. Hayata dair heyecan verici bir metafora dönüşen ve her geçen gün karşılaştığımız olumsuzluklara göğüs germenin nevi şahsına münhasır bir sembolü olan nilüfer çiçeği gerçekten ilginç bir canlıdır.

Nilüfer çiçeği

Nilüfer çiçeği, kökleri göl ve göletlerin çamuruna ve tortusuna bağlanmış olan bir çeşit su çiçeğidir. Nilüfer tohumu, şaşırtıcı derecede uzun bir ömre ve dirence sahiptir: açtıktan sonra çoğalma yetisini kaybetmeden 300 yıla kadar yaşayabilir.

Nilüfer çiçeği, bataklık gibi bir sefillikten bile çıkabilecek saflığın ve güzelliğin sembolüdür.

Bu güzel çiçek, bataklıklarda veya çamurlu, sulak arazilerde ortaya çıkar ve  çiçek açtığı zaman çamurdan dışarı doğru yükselir. Gece olduğunda, çiçeğin yaprakları kapanarak, suyun altına geri çekilir. Suya dalmak için kapandıktan sonra, günün ağarması ile beraber, hiç bir bozulma, kirlenme emaresi olmadan kirli su tabanının üstüne çıkar.

sudaki nilüfer çiçeği

Nilüfer çiçeği, aynı zamanda bir meyve olma özelliği de taşıyan tek çiçektir: nilüfer meyvesi, ters bir koni şeklindedir ve bu koninin içinde bulunur. Çiçek yaprakları kapandığı zaman, bir koku vermez ama açıldığında aroması sümbülü anımsatır. Birçok insan nilüferin kokusunun hipnoz etkisine sahip olduğunu ve ruhsal durumuzu değiştirebileceğini düşünür.

Mitolojik açıdan nilüfer çiçeği

Bu çiçeğin büyülü yapısı, tarih boyunca bir çok uygarlık için temel bir simge haline gelmesini sağlamıştır. Nilüfer kutsal bir çiçek olarak görülür ve her ne kadar batı dünyasında da bir çok benzer çıkarımları olduğunu görsek de, doğu ülkeleri açısından bir çok manası bulunan en eski sembollerden biridir.

Yunan mitolojisinde, lotofagi ya da nilüfer yiyiciler, Antik Yunan’ın,  bir Kuzeydoğu Afrika yerlileri olduğunu düşündükleri mitolojik bir ırktı. Efsaneye göre, güzel bir tanrıça, bir gün ormanda kaybolur ve adına nilüfer denilen bir bataklıkta boğulur. Bu bataklık, hayattaki kaderleri başarısız olmak üzere kurulmuş olanlar için, tanrılar tarafından yaratılmıştır. Bununla birlikte, genç tanrıça, binlerce yıl boyu savaşarak oradan kaçmayı başarmış, zorluklar karşısında azmin zaferini sembolize eden güzel bir lotus çiçeği haline gelmiştir.

Budist inanışına göre nilüfer, Buddha veya Buddhaların oturduğu taht olarak işlev görür ve kutsal bir doğumu sembolize eder. Hristiyan dünyasında, nilüfer çiçeği, beyaz zambak olarak hem bereketin hem de saflığın sembolüdür. Geleneksel inanca göre, Cebrail, Meryem Ana’ya bir beyaz zambak götürür.

Nilüfer çiçeği ve psikoloji

Nilüfer çiçeği, psikolojik açıdan direncin gücünü, zorlukları potansiyel fırsatlara dönüştürme yeteneğini sembolize eder. Chicago Üniversitesi’nde görevli psikolog Suzanne C. Kobasa, yapı itibarı ile dirençli bir kişiliği olan bireylerin, ortak bir dizi özelliğe sahip olduğunu ortaya koyan birkaç çalışma gerçekleştirmiştir. Bu insanlarda, büyük bir kararlılık, kontrol mekanizması ve hedef odaklı hareket etme dürtüleri görülür.

“Tanıdığımız en güzel insanlar, yenilgiyi, acıyı, mücadeleyi, kaybetmeyi bilip, kabul ettikten sonra tekrar bir çıkış yolu bulanlardır.”
– Elisabeth Kubler Ross

çiçek tarlası

Bu açıklama, daha sonradan dirençli kişiliklerin öz karakteri olan esneklik olarak yeniden şekillendi. Esneklik, sıklıkla bireylerin duygusal acılardan ve büyük sıkıntılardan kurtulma yeteneği olarak tanımlanır.

Nilüfer çiçeği, acıya katlanabilen ve daha sonradan esenlik, kendine hakim olma ve kararlılık ile hareket edebilen insanların tefsir edildiği görkemli bir metafor haline geldi.