Misyon (1986): Karakter Oluşturmaya Dair Bir Örnek

Ekim 22, 2019
Misyon Güney Amerika'daki yerliler ile Avrupalıların arasındaki iletişimlerin iyi bir tasviri olan 1986 yapımı tarihi bir 1986 filmdir.

Misyon Roland Joffé‘nin yönetmenliğini yaptığı, hem kritik hem de ticari bir başarı olan 1986 yapımı bir filmdir. Enrico Morricone’in yarattığı muhteşem müzikleri, muazzam bir oyuncu kadrosu (Jeremy Irons, Ray McAnally, and Robert De Niro), Oscar ödülü kazanmış bir sinematografisi ve mükemmel bir kostüm tasarımı vardır. Ayrıca, iyi bir tarih tasviridir.

Genel hikaye örgüsü -Güney Amerika’daki Cizvit misyonları- büyük bir doğrulukla gösterilmiştir. Bu misyonların en çok bilinen taraflarından biri, toplumsal örgütlenmeleridir. Genellikle sosyalist yerleşkelerle karşılaştırılırlar ve bu, o zamanlarda diğer insanların onlara çok şüpheci yaklaşmasına sebep olmuştur.

Misyon‘daki Cizvit yerleşkeleri

Filmdeki ana anlaşmazlık, bu yerleşkelerin kapladıkları Portekiz ve İspanyol imparatorlukları arasında kalan alanlarla ilgilidir. Film, İspanya ve Portekiz arasında yapılan 1750 Madrid Antlaşmasına ithafta bulunur, ki bu antlaşma bölgenin el değiştirmesine ve bu yerleşkelerin yok olmasına sebep olacaktı.

Filmde, Pombal Markisi ve Ütopik sosyalizmle ilgilenmiş birtakım Fransız figürler gibi başka diğer tarihi ve siyasi anlaşmazlıklardan da bahsedilir.

İspanya’nın Hint Adaları Kanunları da Misyon filminde önemli bir rol oynar. Bu durumda, çoğunlukla İspanyol yetkililerinin bu kanunları nasıl ihlal ettiğini görürüz.

Örnek olarak, İspanyol Kraliyetinin bir parçası oldukları için kanunen köle olmamaları gereken yerlilerin köleleştirilmesi gösterilebilir. Bu sömürgeler o kadar ıssız yerlerdeydi ki; memurlar, valiler ve açgözlü iş adamlarının yerlileri suistimal etmesi zor değildi.

Elini göğsüne koymuş bir adamın fotoğrafı.

Misyonerler ve yabancılar

Ancak, film tüm başarısını bu sömürgecilik karşıtı değerlere ya da festivalleri ve kolonyal criollo toplumunun geleneklerini mükemmel bir şekilde yeniden yaratmaya borçlu değil. Hikaye, o zamanların insanlarının mükemmel arketipleri olan sağlam karakterleri ile rahatça ilerliyor, ve ayrıca seyircinin filme kapılmasını kolaylaştıran eskimeyen özellikleri ve duyguları da içinde barındırıyor.

Özellikle bahsetmeye değecek iki karakter var: Peder Gabriel (Jeremy Irons) ve Rodrigo Mendoza (Robert De Niro). Bu iki karakter, yönetmenin olmasını hedeflediği zıtlığı yaratıyorlar. Bu karakterleri anlamaya çalışırken geçmişe bakmak problematik olabilir. Onları güncel standartlarımız üzerinden değerlendirme tuzağına düşüp aradan geçen zamanın ne kadar uzun olduğunu unutmak kolay olabilir.

Gabriel ve Rodrigo, bir madalyonun iki yüzü

Günümüzde Misyon ile ilgili anlaşılması en zor şeylerden biri muhtemelen okyanusun diğer tarafındaki insanlar ve kültürler ile karşılaştıklarında iki ana karakterin verdiği tepkilerdir. Ancak, bunların hepsine rağmen, değişmeden kalan tek bir şey vardır: insan zihni.

Roland Joffé’nin bizi Misyon filmindeki bu iki ana karakterle tanıştırması ustalıkla yapılmıştır. Onlarla, Guaraní toplumuyla ilk kez iletişime geçerlerken, aynı anda tanışırız. Sonrasında, Joffé filmdeki tüm diğer karakterleri bu ilk anın etrafından inşa eder.

Tanrı’nın adamı

Peder Gabriel, yerlilerin dikkatini müziğin evrensel dilini kullanarak, bir obua çalarak çekmeye çalışır. Obuasından çıkan güzel sesler, tamamen farklı dilleri ve farklı kendilerini ifade şekilleri olan iki grup arasında bir tür iletişim oluşturur. Guaraní yerlilerini görünce tamamen içgüdüsel bir şekilde şiddetle cevap veren askerler bile, Gabriel’ın başarısını görünce geriye çekilirler.

Filmde, bütün hikaye örgüsüne alttan alta hakim olan bir farklı olan kişilere sevgi ve şefkat ile yaklaşma konsepti vardır. Bu, bir karşılıklılık hissi yaratır. Bu, yerlilerin Avrupalılarla olan iletişiminin bariz bir yanıydı (ama kesinlikle tek yanı değildi).

Peder Gabriel gibi dini inancı olan birçok insan,  Amerikalardaki insanlara bu diğer her şeyin üstünde değer verdikleri şeyi öğretmek amacıyla Amerikalara gitti. Bu misyonların maceralı ve çoğunlukla ölümcül kısımları bugünlerde bizlere sinir bozucu gelebilir; ancak bu insanların, taşıdıkları mesajın ne kadar önemli olduğunu düşündüğünü hatırlamamız da çok önemlidir.

Yerlilerin arasında bir adam.

Asker

Rodrigo’nun durumu ise daha farklı olamaz. Rodrigo, farklı bir evrensel dili ve farklı bir enstrümanı kullanmayı seçiyor: kendi silahı. Silahı vasıtasıyla ortaya çıkan zarar, bir karakter olarak evriminde özellikle önemli ögelerden biri. Bu şiddet, bu zarar; onun kaybolmasına sebep oluyor ve Gabriel ve yerlilerin ona şefkatle karşılık vermesi kurtarılmasını sağlıyor.

Açgözlülük yüzünden başlayan bu askeri anlaşmazlığın itici gücü, sonrasında çaresizlik haline geliyor. Bu tip anlaşmazlıklar filmin geçtiği dönemlerde çok sık görülen şeylerdi, ve Cizvitler bile zaman zaman kendilerini korumak zorunda kalırlardı. Misyon‘un sonunda verdiği son müzikal selamla, Joffé bizlere Peder Gabriel gibi adamların ölümsüz başarılarını gösteriyor.

  • Sanchez Marcos, Fernando (1993) Lectura histórica de La Misión (1986) de Roland Joffé, UB
  • Castro González, Alvaro (2015) Las Reducciones Jesuíticas del Paraguay: El Tratado de Madrid de 1750, MUVI.
  • Wolfe, Alice and Coakley, Virginia(2004) The Mission: A Theologycal Analysis, http://people.bu.edu/wwildman/courses/theo1/projects/2004_wolfe_alice_and_coakley_virginia.pdf