Marcelo Ceberio Psikolojik Dayanıklılık Hakkında Konuşuyor

Kasım 30, 2019
Yazar ve psikolog Marcelo Ceberio bu ilginç röportajda psikolojik dayanıklılığın gücü hakkında konuşuyor. Bu yazımızda psikolojik dayanıklılığın hayat kalitenizi nasıl belirleyebileceği hakkında bir şeyler öğreneceksiniz.

Marcelo Ceberio La Buena Comunicación (İyi İletişim), Los Superhéroes también Van a Terapia (Süper Kahramanlar da Terapiye İhtiyaç Duyar) ve Cenicientas y Patitos Feos (Cinderellalar ve Çirkin Ördek Yavruları) gibi kitapların yazarıdır. Etkileyici bibliyografisi ilham vericidir ve iletişim, psikodiyagnostik ve psikoterapi üzerinden temellendirilmiştir.

Palo Alto, California’daki Zihinsel Araştırma Enstitüsünde yaptığı sistemik terapi üzerine araştırmaları kayda değerdir. Marcelo Ceberio burada dersler vermekte ve Barcelona’daki Sant Pau Hastanesindeki Argentina at the Escuela de Terapia Familiar’ı (Aile Terapisi Okulu) temsil etmektedir.

Aynı şekilde, Marcelo Ceberio İtalya’nın Trieste bölgesindeki hastaları akıl hastanesinden alıp topluma kazandırma çalışmalarının da bir parçasıdır. Bu, klinik pratiğe karşı devrimsel olan yaklaşımını gösterir. Onun kendi üzerinde çalışma ve toplumu yansıtmanın önemi üzerine konuşmasını dinlemek her zaman bir zevktir.

“Özgüven ve psikolojik dayanıklılık birbirini takip eden iki kavramdır. Kendi kendini değerlendirme yeteneği dengeli olan biri güçlü ve problematik durumlarla başa çıkmak için yeterince kaynağa sahip biridir.”

– Marcelo Ceberio

Harf blokları ile yazılmış 'dayanıklılık' kelimesi.
DAYANIKLILIK

Marcelo Ceberio ile Bir Röportaj

Marcelo Ceberio ile yaptığımız bu röportajda psikolojik dayanıklılık konsepti ile ilgili daha fazla şey öğreneceksiniz. İnsanların Anlam Arayışı adlı kitabında Viktor Frankl kendine saygı duymanın hayatlarımızdaki değiştirici gücünü tanımlamıştır. Psikolojik anlamda dayanıklı olmak iyiliğinizi etkileyebilir ve özgüveninizi arttırabilir.

Marcelo Ceberio psikolojik dayanıklılığı sistemik bir perspektif ve bağıntısal bir bakış açısından görmektedir. Bu açıdan, önemli olan tek şey hayatınızdaki engellerle yüzleşmek için kullandığınız psikolojik kaynaklar değildir. Çevreniz de bir ara bulucu olarak görev yapmaktadır.

Bu son derece değerli ve ilginç yaklaşım sizin psikolojik dayanıklılık ile ilgili bildiğiniz mümkün olan her şeyi daha da açmanıza yardımcı olabilir. Şimdi, bu konsepti biyolojik hallerin ve kendi duygusal zekanızın sinerjik bir kombinasyonu olarak görebilirsiniz. Hadi Marcelo Ceberio’nun bu konuda neler dediğine bakalım.

Psikolojik dayanıklılık nedir?

Basitçe bahsetmek gerekirse, psikolojik dayanıklılığı insanların zor zamanlardan geçme yeteneği olarak tanımlayabiliriz. Bir şeylere karşı savunmasız hissettiğinde, psikolojik anlamda dayanıklı bir insan bu dayanıklılığı zorluklarla yüzleşmek, onlara adapte olmak ve onları aşmak için kullanabilir.

Sistemik bir açıdan bakıldığında psikolojik dayanıklılık ile ilgili bize ne söyleyebilirsiniz?

Psikolojik dayanıklılık ilişkisel bir kavramdır. Diğer insanlarla iletişime geçtiğinizde gerçekleşir ve problemlerinizle yüzleşmek için kendinize güvenmeniz gerekir.

Psikolojik dayanıklılık yeteneği söz konusu olduğunda, daha tanımlayıcı olan şey nedir: kişisel kaynaklar mı, yoksa çevresel kaynaklar mı?

Kişisel kaynaklar halihazırda elinizde olan kaynaklardır, kendi içinizden gelen ve başkalarıyla her iletişime geçtiğinizde, problemlerle yüzleştiğinizde oluşurlar. Elbette, çevre veya bağlam da son derece önemlidir. Çevre, psikolojik dayanıklılık kaynaklarınızı uyaran ve motive eden bir yardımcıdır.

İkisinin de ilgisi olduğunu söyleyebilirim, çünkü biri, diğerine kendisini arttırması veya azaltması konusunda etkiler. Ben, sen sen olduğun için ben oldum, yani kimliklerimiz iletişimlerimiz üzerinden gelişir. Siz, bir bağlamı olan iletişiminiz, eylemleriniz, durumlarınız, kişisel kaynaklarınız, biyolojiniz ve atanmış anlamlarınızsınız. Bunların hepsi sizi psikolojik anlamda dayanıklı hale getiriyor.

Duvara asılmış bir çift boks eldiveni.

Duygusal yakınlığın psikolojik dayanıklılık ile ilgili bir yanı var mı?

Duygusal yakınlık elzemdir, sadece dayanıklı bir insan için değil hayat için de elzemdir. Ben her zaman doğada dört tanıdık element olduğunu söylerim: hava, ateş, su ve toprak. Ancak, insanların alanlarında bir beşinci element daha ortaya çıkıyor: sevgi. Sevgi, dayanıklı olmaya çalışırken bizleri felaketlerden koruyan şeydir. İlişkisel bir varlık olarak, hayatta kalışınızı garantilemek için başkalarına ihtiyacınız var.

Bu bağlantı, Harvard’ın yetişkin gelişimi hakkında yaptığı bir araştırmanın bulguları sayesinde kanıtlandı. Bu, 1938’den itibaren devam ettirilen 700’den fazla erkek ve kadının, ve bazı durumlarda eşlerinin hayatını takip edip ve inceleyen bir araştırma projesidir.

Aynı zamanda tarihte bilinen en uzun süreli çalışma olan bu çalışma, yaşamanın öneminin ilişkilerimizden geldiğini gösterir. Yakın ilişkiler sahibi olmalısınız. En mutlu ve zihinsel anlamda en sağlıklı insanların aileleri ve arkadaşları ile güçlü bağları olan insanlar oluşu kanıtlanmış bir gerçektir.

Araştırmanın direktörlerinden biri olan Waldinger kaliteli ilişkilerin, çelişkili ilişkilerden kaçmanın ve sağlıklı ilişkilere odaklanmanın önemini vurguluyor. Çok arkadaşınız olması sizi dünyanın en mutlu insanı yapmayacaktır, ancak ilişkilerinizin kalitesi yapacaktır. Önemli olan nicelik değil, niteliktir.

Son olarak, kendinizi başka birinin yerine koyabilmek, empati kurabilmek ve onları anlamak önemlidir. Bu, anlaşmazlıkları azaltmanın ve daha az işkenceli bir hayat yaşamanın bir yoludur. Bu sizin her durumdaki iyi şeyleri fark etmenize, travmaları dışarıda tutarak her durumdaki görkemi görmenize yardımcı olacaktır. Ancak, şunu da işaret etmem gerekir ki bardağın yarısını dolu şekilde görmenin zor olduğu bir çocuğun ölümü, tecavüz veya felaketler gibi durumlar da vardır.

Güçlü bağları olmayan birinin hala psikolojik anlamda dayanıklı olabileceğini düşünüyor musunuz? Eğer evet ise, nasıl?

J. Bowlby tarafından 40’larda bulunmuş bir konsept olan bağlanma, hayatta kalmak için insanların hayatlarındaki en az bir önemli kişiyle bağlantıda kalmaları gerektiğini söyler. Birinin bizi beslemesi gerekmez (insanların kendi kendilerine stok yapamayacağını hatırlayın), ancak korunma altında ve bağlarımızdan emin hissetmeye ihtiyacımız vardır.

Bağlanma sadece duygular ile ilgili değildir, aynı zamanda tamamen iletişimsel bir kavramdır ve bundan dolayı bağlanma hisleri sizinle hayat boyu kalıp sizi daha güçlü hale getirebilir. Birçok durumda, ilişkisel problemleri olan güvensiz insanlar çocukluklarında sevildiklerini hissetmemiş ve onlara emniyet ve özgüven veren bu desteğin eksikliğini yaşayan insanlardır.

Biyolojik ve duygusal iletişim stili sonraki yıllarda geliştirilebilecek şeyler olsa da, bunlar daha erken öğrenebilen ve sistematize edilebilen konseptlerdir de. Psikolojik dayanıklılık üzerinde en çok çalışan yazarlardan biri olan B. Cirulnyk, psikolojik dayanıklılık öğretmenlerinden bahseder, bu insanlar size duygusal destek veren, rehber ve motive edici bir güç olan insanlardır ve zor durumları aşmanıza yardımcı olabilirler.

Bağlanma figürlerinin sadece ebeveynler, eşler, büyük anne ve babalar, hala ve teyzeler ve arkadaşlar olmak zorunda olmadığını belirtmek gerekir. Filmler, alıntılar, hikayeler, kitaplar ve şarkılar da hareket uyarıcısı ve oluşturucusu haline gelebilir.

Eğer güvenli bağlantılar oluşturabildiyseniz, bu sizin kendi kendinizi motive etmenizi kolaylaştırabilir. Bu, bağlanmanın en gerçek sonuçlarından bir tanesidir: sadece sizi daha güçlü bir insan yapmak ve problemlerinizle yüzleşmenizi kolaylaştırmaya değil ancak, kendi yetişkin hayatınızdaki insanlar tarafından kurtarılabilme ve zorlukların üstesinden gelebilmek için yardım ve destek alma yeteneğinizi de geliştirir. Aynı zamanda, bu şekilde kendinizi de başkalarına bir bağlanma figürü veya bir psikolojik dayanıklılık öğretmeni olarak sunma gücünü de size verebilir.

Özgüven psikolojik anlamda dayanıklı olma yeteneğimizi nasıl etkiler?

Özgüven ve psikolojik dayanıklılık birbirleri ile ilgili olan iki kavramdır. Kendi kendini övme güdüsü dengeli olan bir insan güçlüdür ve karşılaştığı problemler ile başa çıkmak için yeterli kaynağa sahiptir. Bu insanlar ne zaman yardım istemeleri gerektiğini ve etraflarını onları yönlendirebilecek pozitif insanlarla doldurmayı bilir.

Kendinizi nasıl gördüğünüze bağlı olarak bazen bu yeteneklerden bihaber olabilirsiniz. Ben özgüven ve kişisel vicdanı kendi eksikliklerimin farkında olduğum kadar kendi kaynaklarımın da farkında olmak olarak tanımlarım, çünkü zarar görebileceğimi bilmek aynı zamanda beni daha güçlü yapar.

“Özgüven ve psikolojik dayanıklılık arasındaki denge, travmatik veya çelişkili durumlarla yüzleşmenin en iyi yoludur.”

– Marcelo Ceberio

Aynaya bakan bir kadın çizimi.

Bir kişi özgüven eksikliği ve güvensizlikleriyle nasıl başa çıkabilir?

Özgüven eksikliği ve güvensiz hissetmek birbirleriyle yakından bağlantılıdır. Eğer özgüven eksikliğiniz varsa, güvensizsinizdir. Güvensizliğiniz özgüveninizi düşürür ve bu sonsuz çemberin içinde kaybolursunuz.

Çirkin ördek yavruları ve Cinderellalar bu güvensizlik hisleri ve özgüvensizliğin üstesinden gelmek için bir şeyleri sadece insanların onları sevmesi veya umursaması için yapmayı bırakmalıdır. Özgüven içeriden başlayan bir süreçtir, diğer türlü olamaz.

Hak ettiğinden daha az değer gören insanlar başkaları için bir şeyler yapmaya çalışır, gizliden gizliye eforlarının görülmesini isterler ve kendi arzularını başkalarının arzularının arkasına koyduklarını fark etmezler. Bunu sadece bir sarılma veya sevgi sözcüğü alabilmek için yaparlar.

Sadece her iletişimlerinde biraz özgüven de edinebilsinler diye maço insanlara, süper kadınlara, ambulans çalışanlarına, itfaiyecilere, mükemmel öğrencilere ya da kurbanlara dönüşürler. Bu işe yaramaz. Özgüveni olmayan biri deliklerle kaplı bir torba gibidir. Torbayı doldurmaya çalışırsınız ama dolduramazsınız. Evet, herkes övülmeyi sever, herkes ne kadar iyi olduğunu, ne kadar zeki olduğunu, ne kadar şirin olduğunu duymak ister; ancak buna bel bağlamak neredeyse patolojik bir tutumdur.

Kendi içinize bakın ve değerli özellikleriniz ve kusurlarınızın bir listesini yapın. Tüm güçlü ve güçsüz yanlarınızla kim olduğunuzu anlamaya çalışın, bu sizi kendi gözünüzde değerli hale getirecektir. İlk sıraya kendinizi koyun, karşılık beklemeden verin, sevdiğiniz şeyleri yapın, ihtiyacınız olan şeyleri isteyin ve size gerçekten duygusal yakınlık veren ve sizi her gün cesaretlendiren insanlarla zaman geçirin.

Bazı insanlar hayatlarında gerçekten kötü şeyler yaşarlar ama hala psikolojik anlamda dayanıklı kalırlar. Neden?

Bu tip insanlarla ilgili sadece bir spesifik şey göstermek zor. Bu hala bir gizem. İnsanlar savaşlar yaşadı, toplama kamplarını gördü, başlarına aile içi istismar, kıtlık, fakirlik ve diğer savunmasız durumlar geldi. İnsanların doğal bir hayatta kalma yeteneği vardır, ancak daha az derdi olmasına rağmen bazı insanlar basitçe bu ortamlarda başarılı olamaz.

Psikolojik dayanıklılık biyolojik yeteneklerin (serotonin, dopamin, endorfin, mevcut ad hoc bilgisine sahip olan bir öğrenme merkezi olan hipokampus, empati yapmanıza yardımcı olan ayna nöronların gelişimi), duygusal zekanın (Goleman’ın duygusal zekanın beş unsurunda söylediği gibi: kendinin farkında olma, kendi kendini düzenleyebilme, motivasyon, empati ve sosyal beceriler), olayların pozitif kısmını görebilmek ve problemlere çözüm bulabilmek için kullanılan yaratıcı unsurların (beynin sağ yarım küresi) ve sağlıklı ve besleyici bağlar oluşturabilmek için empati yeteneklerinin sinerjik bir birleşmesidir.

Psikolojik dayanıklılık sahibi bir insan, bir pozitif düşünceler zincirini temellendiren bir bilişsel tutuma sahiptir. Bu pozitif düşünceler duygularımızı travmatize eden ve zehirleyen negatif düşünceleri siler.

Bu aynı zamanda evrimsel de olan bir süreçtir. Etrafımızda, onları psikolojik dayanıklılık sahibi hale getiren bir metottan bahsedebilecek yetişkinler vardır. Zor hayatlar yaşamış, acılı durumları aşabilmiş ebeveynler çocuklarını da dayanıklı olmaya motive eder. Bu çocuklara spesifik mesajlar ve öğretilerin yanında onların herhangi bir sorunla yüzleşebilmeleri için gereken kaynaklar da verilmiştir. Benim bakış açımdan, benim psikolojik dayanıklılık sahibi insanlarda gözlemlediğim özellikler bunlardır.

Betondaki bir çatlaktan çıkmış bir bitki.

Psikolojik açıdan dayanıklı kişilik tipi diye bir şey var mı?

İyi soru! Bence psikolojik açıdan dayanıklı kişilik tipi var, ya da en azından psikolojik dayanıklılık eğilimi diye bir şey var. Bir önceki soruda tanımladığım gibi, bazı insanlarda basitçe bu hayatta kalma yeteneği, ya da bir şeylere adapte olup onları kolayca aşabilme yeteneği var.

Ancak, psikolojik dayanıklılık yaratılabilir ve uyarılabilir de. Biz psikoterapide, psikolojik dayanıklılık yaratıyoruz. Demeye çalıştığım şu, bazı insanların karşı karşıya geldikleri herhangi bir sorunla başa çıkabilme yeteneğini geliştirebilmesi için o insanların kaynaklarını vurguluyoruz. Bu da demek oluyor ki bazı insanlar için bu problemleri çözmek ve felaketlerin üstesinden gelmek için gereken yetenek doğal bir şekilde gelebilir, ancak diğerleri bu tip hayatta kalma araçları geliştirmek için biraz yardım veya motivasyona ihtiyaç duyar.