Kral Süleyman Paradoksu - Ne Zaman Akıllanırız?

19 Kasım, 2020
Kral Süleyman Paradoksu, temel olarak, insanların başkalarının sorunları hakkında akıl yürütürken daha akıllıca düşündüklerini söylüyor. Muhtemelen, aslında, başkalarına iyi tavsiyeler vermenin ne kadar kolay ve kendi sorunlarınız hakkında ne yapmanız gerektiğini bilmenin ne kadar zor olduğunun siz de farkındasınızdır. Bu oldukça yaygın bir durum, çünkü sonuçta kişiler için, kendi zorluklarını yönetmek daha karmaşık bir süreç.

Kral Süleyman Paradoksu, birçok insanın kendisini özdeşleştirebileceği bir davranışı tanımlıyor. Bu paradoks, bir kişi öğüt vermek konusunda özellikle çok iyi olduğunda meydana geliyor. Herkesin başkalarıyla bağlantı kurmak konusunda üst düzeyde bir eğilim, beceri ve empati anlayışı bulunuyor ve insanlar, bir başkasına fikir verirken, en uygun kelimeleri kolayca bulabiliyorlar. Bununla birlikte, aynı yeterlilik durumu, kişinin kendi hayatı söz konusu olduğunda faydasız kalıyor.

Başka bir deyişle, bu fikir, “En iyi tavsiyem, başkalarına verdiğim tavsiye” sözleriyle ortaya konulmuş olan klasik deyişi mükemmel bir şekilde tanımlıyor. Kabul edelim ki, başkalarının bakış açılarına katkıda bulunmak ve bu yönde hareket etmek, kendi bakış açınızın sorumluluğunu almaktan her zaman daha kolay. Buna ek olarak, kendi eylemlerinin sorumluluğunu almaktansa başkalarının dünyalarını düşünmek bile ilginç bir tecrübe.

Gördüğünüz gibi, bu sizin en büyük sorununuzsa, yani, başkalarının en iyi arkadaşı olsanız bile en büyük düşmanınız kendiniz olduğunda, bir çözüme ihtiyacınız var demektir. Aslında, bu ilginç ancak yaygın paradoksu değiştirmek için kullanabileceğiniz değerli bir strateji de bulunuyor.

Kral Süleyman paradoksu ilginç bir konsept.

Kral Süleyman Paradoksu ne ile ilgili?

Kral Süleyman veya Hazreti Süleyman olarak tanıdığımız liderin ismini duyduğunuzda, aklınıza klasik bir bilge insan geliyor, değil mi? Bazı dini kitaplara göre, insanlar ondan tavsiye istemek için uzun yolculuklar bile yapıyorlardı. Özgün ve parlak mantığıyla büyük bir ün kazandı ve insanlar ona büyük bir hayranlık duyuyorlardı.

Bununla birlikte, başkalarına öğüt vermek konusundaki üstün yeteneklerine rağmen, kendi hayatına dair, erdem eksikliği ve uygunsuz yaşam tarzıyla da tanınmaya başladı. Sadece bir değil birçok kez kendi hayatı ile ilgili oldukça kötü kararlar aldı. Ayrıca paraya ve kadınlara karşı kontrolsüz bir tutkusu vardı. En önemlisi, tek oğlunu da beklenen derecede, yani düzgün bir şekilde yetiştiremedi, bu yüzden kendi krallığı başarısızlığa uğradı. Bütün bunlar, Kral Süleyman ile ilgili o meşhur paradoksu tanımlayan faktörler.

İnsanlar neden başkalarının sorunları söz konusu olduğunda kendi sorunlarına göre daha akılcı yaklaşır?

Çoğu insan zor zamanlarda herkesin başvurduğu dostça bir omuz olmaya alışmıştır. Bu insanlar, oldukça destekleyicidirler ve çevrelerindekilere harika tavsiyeler verirler. Aslında, önerileri veya tavsiyeleri, başkaları için proaktifliği de kolaylaştıran bir akıl yürütme türü olarak ortaya çıkar. Ortak yaşamın veya toplum yaşantısının güçlükleriyle kendi başlarına yüzleşmek zorunda olanlar için olumlu tavsiyeler niteliği taşırlar.

Bununla birlikte, başkalarının üzerinde uyguladıkları tüm entelektüel ve mantıksal parlaklık, kendi sorunları söz konusu olduğunda eksik kalır. Bütün bunlara ilave olarak, Kral Süleyman Paradoksuna düşmüş olan insanlar, aslında en bariz hataları yaparlar ve en az kontrol edilebilen davranışlara sahip olacaklardır. Hatta, sık sık kendileri bile bunu merak ederler, “Nasıl olur da başkalarına değerli tavsiyeler verebilirim ve bunu kendim yapamam?”

  • Buradaki kilit nokta, psikolojik mesafe. Diğer bir deyişle, sizden tavsiye isteyen kişinin gerçekliğine dahil olmadığınız zaman olayları daha net görebilir ve en uygun stratejiyi belirleyebilirsiniz.
  • Her şeyi dış perspektiften rahatlıkla gören ancak içsel evrenin parçası olmayan bir zihin, daha fazla seçenek belirleyebilir ve sorunlara daha fazla çözüm üretebilir.
  • Bu zihin yapısı, başkalarının algılayamadıklarını sezebilen ve dışarıdan olayı takip eden iyi bir gözlemci gibi olacaktır. Yani, bunu kendileri için yapmak zorunda olmadıkları sürece, ideal bir fikir üreticisi ve çözüm avcısı olan bir kişi olarak görülebilirler.

Kral Süleyman Paradoksunun yarattığı bilişsel önyargılar

Herkes arkadaşlarına, ailesine ve tavsiye verebileceği kadar yakın olan herkese şefkat duyar. Bu anlamda, aslında, Kral Süleyman Paradoksu, içerisinde bilişsel bir önyargı barındırıyor ve bu önyargı tam olarak şöyle diyor: İnsanlar, belirli şeyler onları doğrudan etkilemediğinde, bu şeylere yönelik daha iyi akıl yürütür.

Örneğin, bu tür kişiler için, “Tek yapman gereken harekete geçmek; hayat, korkunun esiri olmak için çok kısa. Sonuçta başına gelecek olan şey, bu çok güzel fırsatı kaçırmak olacak, bu yüzden kafa yapını değiştirmelisin.” gibi önermeler kullanmak oldukça kolay olacaktır. Baktığımızda, bu kesinlikle etkili, ışıltılı ve hatta ilham verici bir tavsiye. Bununla birlikte, kendinizi bir dönüm noktasında bulduğunuzda, kendinize de “Hadi, cesur ol ve harekete geç!” demek hiç bir sonuç vermeyecektir.

Zihin, karşılaşılan zorluklar kendisine isabet ettiğinde, bu kadar canlı ve kararlı davranamaz. Bu tür bir düşünce tarzı, bir problemin içinden geçtiğiniz dönemlerde korku, güvensizlik ve savunma mekanizmalarının ağına takılır. Bu nedenle, çoğu zaman kendi tavsiyelerinize uyamaz durumda kalırsınız.

Kaygılı bir kadın

Kendi zorluklarınız ve sorunlarınız için bilgeliğinizi nasıl kullanabilirsiniz?

Sık sık kendi sahip olduğunuz bilgeliğe veya bir başkasının tecrübelerine ihtiyaç duyarsınız, bu yüzden de, Kral Süleyman’ın tavsiyelerinden bazılarını kendiniz için de kullanmanız, gerçekten de sizin için de yardımcı olacaktır. Peki nasıl kendi kendinizin en iyi danışmanı ve en isabetli karar verici olabilirsiniz?

Michigan Üniversitesi’nden Igor Grossman, bilgelik üzerinde yaptığı araştırmalar ile tanınmış deneyimli bir psikolog. Ayrıca Kral Süleyman Paradoksu ile ilgili de araştırmaları mevcut. Grossman, bir araştırmasında, birleşik İsrail krallığının bu son ünlü hükümdarının, kendisini başka bir bilge kraldan tavsiye almak üzere seyahat ederken hayal etseydi belki de onun için daha iyi olacağına dikkat çekiyor. Buraya kadar tamam, ancak, bu ne anlama geliyor?

Araştırmacı, günlük zorluklarınıza çözüm bulmak için en iyi stratejinin bir an için sorununuzun sizin değil başkasının olduğunu hayal etmek olduğunu anlatmaya çalışıyor. Bunu yaptığınızda, kendinizle aranıza bir psikolojik mesafe katmış oluyorsunuz. Bu şekilde, sahip olduğunuz fikirleri güçlendiren, bakış açınızı değiştiren ve yeni seçenekler yaratan değerli ve etkili bir kaynağa sahip olmuş oluyorsunuz.

Ayrıca, bu süreci kolaylaştırmak için, kendinize üçüncü bir kişiden bahsediyormuş gibi “Neden böyle hissediyor?” veya “Daha iyi hissetmek için ne yapabilir?” gibi sorular da sormalısınız. Bu yaklaşım tarzları, çözüm aramak ve harekete geçmek için oldukça etkili katalizörler olarak değerlendiriliyor. Bir anlamda, ihtiyaç anında en iyi müttefikleriniz onlar olacaktır. Bu nedenle, en başta, içinizden gelen bu tavsiyelere kulak verin ve sonrasında da ortaya çıkaracağınız davranış tarzlarını uygulamaya koyun.

  • Grossmann, I. y Kross, E. (2014). Exploring Solomon’s Paradox: Self-Distancing Eliminates the Self-Other Asymmetry in Wise Reasoning About Close Relationships in Younger and Older Adults.Psychological Science, 25(8), pp. 1571 – 1580.