Korkutucu Orta Yaş Bunalımı

· Kasım 30, 2016

Belki birinin bir başkasının davranışını “orta yaş bunalımı” şeklinde açıkladığını duymuşsunuzdur. Ya da belki siz de yaklaşan doğum gününüz için endişeli ve huzursuz hissediyorsunuz. Belki de yaşlanmaktan ya da artık genç olmamaktan veya her ikisinden de korkuyorsunuz.

Gerçek şu ki, kadınların büyük çoğunluğu ve aynı zamanda birçok erkek “orta yaş bunalımı” yüzünden sıkıntı çekmekte. Kadınlar söz konusu olduğunda, bu durum menopoz ve beraberinde gelen psikolojik ve fiziksel semptomların bir sonucudur.

“Orta yaş bunalımı” kişi tam da kırkıncı yaşına bastığında ortaya çıkmaz; bundan biraz daha önce ya da bir süre sonra ortaya çıkma eğilimi gösterebilir. Bu güne kadar yaptıklarınızı ve bazı çözümsüz bırakılmış önemli meseleleri gözden geçirebilirsiniz. Bazı durumlarda dinlenme ve emekliye ayrılma fikri aklınızda olabilir (Çoğu ülkede emekli olmak için daha önünüzde 20 yıl olmasına rağmen).

Orta Yaş Bunalımının Ayırt Edici Özellikleri

Uzmanlar yaş ile ilişkili iki türlü bunalımın olduğunu söylüyor. Bunlardan bir tanesi evrimseldir, ki bu da ne kadar yaşlı olduğumuzu ve biyolojik değişimlerimizi görmemizle ilgilidir. Diğeri ise koşullara bağlıdır ve bizi kişisel olarak da etkileyen çevremizdeki değişimler tarafından harekete geçer. Orta yaş bunalımı birinci grupta yer alır.

40lı yaşlara girmek, özellikle de belli bir yaşa eriştikten sonra ortaya çıkan sosyal ve ailesel baskılar nedeniyle bazı insanlarda depresyona ve endişe duygusuna sebep olabilir. Çalışmalar, 40lı yaşlarına gelen bir kişi hala evlenmemişse ya da çocuk sahibi değilse, iyi bir iş bulamamışsa veya bir ev almamışsa, orta yaş bunalımı yaşama olasılığının daha yüksek olduğunu gösteriyor.

Orta yaş bunalımının nedenleri çok çeşitlidir; fakat en sık görülen nedenler arasında güvensizlik, aşırı sorumluluk, rutin, karı koca anlaşmazlıkları, hataların farkına varma, can sıkıntısı ve açık hedeflerin olmaması vardır.

üfleyerek mum söndürmeYeni Bir Bakış Açısı

Kuşkusuz, orta yaş bunalımının en önemli belirtilerinden biri yeniden “genç” olma arzusudur. Bu da yeni deneyimler için bir arayışa yol açar: Çeşitli nedenlerden daha önce heyecanlanmadığı ya da yapamadığı şeyleri yapmak, genç gibi giyinmek, sık sık barlara ve gece kulüplerine gitmek v.b.

Yaşama karşı bu yeni tutum; büyük bir uyanış, bizi rutinimizden uzaklaştıran ve yaşamlarımızı zenginleştiren bir motivasyon işlevi görebilir. Ancak daha yapacak bir yığın işimizin olduğunu unutarak bizi aksatan ve geçmiş hakkında hayallere daldıran birçok nostaljiyi de tetikleyebilir.

Sağlıklı nostalji ve geçmişi düşünme iyi bir şeydir ve öfke ya da güçsüzlük hissetmeden zamanın geçtiğini kabul etme tutumunu içerir. Aynı zamanda geçmişte yaşamak için şimdiki zamandan ve gelecekten vazgeçmeme anlamına gelir. Aslına bakılırsa böyle düşünmek için bu, kişinin yaşamında çok iyi bir an olabilir. Kişinin şu ana kadar elde ettiği bilgilerle ilerlemesini sürdürmesine yardım edebilir.

Peki sağlıklı bir zihniyet ile bu “bunalım”la yüzleşebileceğimiz özel yöntemler nelerdir?

  1. Pozitif bir tutum izleyin. Artık daha “yaşlı” olmanızın önemi yok. Yaşlanmanın deneyim, bilgi birikimi ve yaşanmışlıklar getirdiğini unutmayın. Önünüzde daha yıllarınız var, onları böyle sıkıntı çekerek geçirmeye değmez.
  2. Tadını çıkarın. Sayısız sorun yaşayıp onlar sayesinde büyümenin vermiş olduğu deneyim sizin çok daha ilkinç ve gelecek için çok daha hazırlıklı olmanızı sağlıyor. Kendi üzerinizde daha fazla kontrol sahibi olacaksınız, eylemlerinizin sonuçlarını bileceksiniz ve büyük olasılıkla kendinizin daha çok farkında olacaksınız. En iyi zamanın şu an olduğunu da unutmayın. Gençlikle mutluluğu bağdaştırmayın. Yaşamın her döneminde mutluluk ve olgunluk olabilir.
  3. Üzerinde düşünün. Yaşamın tam ortasında olduğunuzu söyleyebilirsiniz. Bu, halihazırda neler başardığınız hakkında ve aynı zamanda gelecek hakkında düşünmek için harika bir zaman. Çünkü daha gelecek çok şey var. Bu noktadan sonra yapmak istediğiniz her türlü değişikliği ayrıntılı olarak değerlendirmeli ve analiz etmelisiniz.