Korkak Olma Sanatı

Mayıs 10, 2018 İçinde Psikoloji 1 Paylaşıldı

Korkak olarak tanımlanabilecek birini tanıyor musunuz? Onları bu şekilde tarif edeceğiniz nedenleri nelerdir? Bu düşüncenizi kanıtlayabilir misiniz? İşyerinde, ailemizde veya arkadaş grubumuzda… Hepimizin korkak olarak etiketleyebileceğimiz bir yakınımız var. Korkaklık, insanın temel özelliklerinden biridir. Genellikle yargılanır ve etiketlenirken, bazı durumlarda bizim için uyarlanabilir bir strateji olduğunu unutuyoruz.

Hepimiz geriye bakıp kuşku duyduğumuz birçok durum bulabiliriz. Bu durumlarda farklı davrandığımızda sonucun ne olacağını merak edebiliriz. Belki de, bu durumları analiz ederken, korkunun bu kuşkuların çoğunun arkasında olduğunu görürüz.

Korkaklık, korku ve uydumculuk ile el ele gider. Ayrılmazlar. Eğer arkasında korku yoksa, korkaklık değildir hissettiğiniz; belki de sadece rahatlık arzusudur, ama korkaklık değildir. Farklı şekillerde korkak olabilirsiniz: duygusal düzeyde, davranışsal düzeyde, hatta bilişsel düzeyde.

“Korkaklar kuralların altına sığınanlardır.”

– Jean Paul Sartre

Birini korkak yapan özellikler nedir?

Korkaklığı göstermenin birkaç yolu var. En belirgin olan özellikler ise davranışa yansır. Ne hissedebileceğimizi ya da düşünebileceğimizin ötesinde, bir durumun hareket etmemizi gerektirdiği ama hiçbir şey yapmadığımız anlar vardır. Bu, “tepkisizlik” durumunun, felç ve güvensizliğin bir yansımasıdır. . .Binlerce sebep ortaya koyabilir, durumu haklı gösterebiliriz. Bu en bilinen ve en göze çarpan korkaklık biçimidir. Diğerlerinde ve hatta kendimizde bile kolaylıkla tanıyabiliriz bu özellikleri. “Seni seviyorum” , “Beni rahat bırak”, “hayır, bu senin işin, kendin yap” vb. demediğimiz anlarda.

tartışan çift

Onlarla yüzleşmek yerine mutsuz düşünceleri kaç kez görmezden geldik? Düşünce korkakları da olabiliriz. Belki de bizi rahatsız eden ya da korkutan bir fikir, bir durum ya da bir anı vardır ve onu işlemek için zaman ayırmak yerine, yanından geçip gitmeye çalışırız. Bunu karnımızın çukurunda, göğsümüzün sıkılığında duyarız. Başkaları konuyu açtığında, kaçmaya çalışarak lafı değiştirir ya da zorlama bir kayıtsızlık gösteririz.

“Bir korkak, korunma içgüdüsünün hâlâ normal olarak çalıştığı bir kişidir.”

– Ambrose Bierce

Son olarak, duygusal korkaklık vardır. Bu kişiler acı çekmemek için hissetmemeyi tercih ederler. Duyguları bir komplikasyon olarak görüler ve çözümü onlardan kaçmakta görürler. Diğerleri onları anlayamayabilir, ancak korku, üzüntü, şefkat veya öfkeden kaçanların sebepleri vardır. Bunun nedeni, geçmişte yaşadıkları zor ilişkiler, empati duygusunu ifade etmelerine neden olan çocukluk çağı travması veya kontrolü yitireceklerinden korkmalarına neden olan yetişkinlik tecrübeleri olabilir.

Neden böyle davranıyoruz?

İster biz isterse tanıdığımız bir kişi bu özellikleri göstersin, korkaklık duygusu anlayışsızlık, hayal kırıklığı ve hatta öfkeye yol açabilir. Neden korkakça davranıyoruz? Hem cesur hem de korkak olanlar için cevap aynı . Cesaretimizin büyük bir kısmı sahip olduğumuz beceri ve kişisel eğitimin sayısı ve niteliğiyle ilgilidir.

“Belli ki iki tür korkak var: geriye doğru kaçanlar ve ileri kaçanlar.”

– Ernesto Mallo

bir elin dik tuttuğu kadın

Korku, herkes tarafından paylaşılan bir duygudur. Ancak korkaklık bir tavırdır – bu korku karşısında benimsediğimiz pozisyondur. Hala korku karşısında hareket edebilirsiniz, bu mantıklı ve insanidir. Duygularımızı yönetmek için aldığımız ve dengeli bir şekilde karşılık verdiğimiz araçlar bize yardımcı olabilir. Sorunları çözmek, alternatifler üretmek ve davranışlarımızı bir şekilde yönlendirmek için stratejiler kullanabiliriz.

Genel olarak, korkaklık, kendimiz ya da başka insanlarla ilgili olsun, hepimizin uğraşması gereken bir unsurdur. Empatiye güvendiğimizde ve korkaklık yaratan güdüleri (illa desteklemesek de) anlamaya çalışmamız çok iyi olacaktır. Korku varsa, öğrenmek, başkalarını dinlemek, korkuları paylaşmak ve aşmak için kendimizi eğitecek araçlar geliştirin.

İşyerinde, kişisel ilişkilerde ve hatta sizi korkutan faaliyetlerde… korkaklığa karşı mücadele edin. Unutmayın ki dünyayı siyah ya da beyaz, ya hep ya hiç şeklinde göremeyiz. Her şeyin birtakım adımları vardır ve yavaş yavaş korkakça düşünceleri, eylemleri ve duyguları arkamızda bırakabiliriz.

Bunlar da ilginizi çekebilir