Kişiler Arası Senkron: Sarılmanın Gücü

Mayıs 16, 2018 İçinde Psikoloji 0 Paylaşıldı

Sarılmak büyüleyici bir bağlantı dansıdır. Aşıklar arasında ciltten cilde, kalpten ve kalbe bir bağdır. Arkadaşlar anlayışlarını sarılarak gösterir ve çocuklar ise samimiyet ve güvenlik arayışını bir sarılma sayesinde gerçekleştirir.

Annesinin göğsünde uyuyan bir çocuk ya da babasının omzunda uykuya dalmış bir bebek hayal edin… kökleri olan insanlarla bağlantı kurmasının bir yoludur bu.

Dans terapistleri, çok az şeyin sarılmanız kadar sizi anlattığına inanır. Kısa sarılmalar ve uzun sarılmalar vardır. Tuhaf sarılmalar vardır, hani ellerinizi nereye koyacağınızı bilmediğiniz ya da yanağınızı nereye yaslayacağınızı bilemediğiniz türden sarılmalar.

Sarılmalar pek çok duyguyu ortaya çıkarır. Vücudunuzun rahat veya gergin olup olmadığını ve omurganızın sert veya kavisli olup olmadığını anlatır, her hareket ve jest sizin hakkınızda bir şeyler söyler.

Bir kucaklamayı izlerseniz sarılan kişiler hakkında birçok bilgi edinebilirsiniz. Güvensizlikleri, samimiyetleri ve tutkuları hakkında bir fikir edinebilirsiniz.

“Seninle birlikte olmak ve seninle birlikte olmamak, zamanı ölçmek için tek yolum.”

– Borges

İster kucaklama sanatında usta olun, ister Arthur Conan Doyle’un romanlarındaki Sherlock Holmes gibi olun, bu gerçek sizi ilgilendirecektir.

“Nörobilim Haberleri” dergisinde yayınlanan bir çalışma, sarılmanın gücünü ortaya koymaktadır. Çalışma, sevdiğiniz birinin size sarılmasının, acıyı daha az hissettirdiğini göstermektedir.

Dr. Simone Shamay-Tsoory ve Profesör Irit Weissman-Fogel, çalışmanın yazarları buna “kişilerarası eşzamanlılık” diyor.

Hatırlamanız gereken bir terim. Önümüzdeki birkaç yıl içinde bu konsept hakkında çok şey duyacaksınız.

sarılan anne ve yavru aslanlar

Bir kucaklama seni sevdiğin insanlarla senkronize eder

Bazen cildin vücudun en büyük organı olduğunu unutuyoruz. Bu büyüleyici ve karmaşık bir dokudur. Epidermis, dermis ve hipodermis olarak adlandırılan üç hücre tabakası cildi oluşturur.

Bu katmanlar koruyucu bir bariyer görevi görür ve her ay yenilenir. Her saniyede binlerce bilgiyi beynimize gönderirler.

Bahsetmeye değer ilginç bir gerçek, parmaklarımızın, ayaklarımızın tabanlarının ve dudaklarımızın, çevremizdeki en hassas, ince ayarlı ve hassas bilgileri emdiğimiz yer olmasıdır.
Paylaş

Bu nedenle, sarılmanın, iki insan arasındaki duyuların gerçek bir birleşimi olduğunu söyleyebiliriz. Ve bu ortak toplumsal ve duygusal jest, düşündüğünüzden daha derin bir anlama sahiptir.

Sarıldığınızda, belirli bilgileri topluyor ve veriyorsunuz. Sevgi, güven, şefkat, inanç ya da arkadaşlık göstermek için birbirimize sarılıyoruz. Sadece bu değil, İsrail’deki Hayfa Üniversitesi’nin ortaya koyduğu gibi sarılmak, kişiler arası senkronizasyonu oyuna sokuyor.

Bu kavramı daha iyi anlamak için, bakış açınızı yüksek güçlü bir mikroskop üzerinde düzeltmeniz gerekir. İletişim hakkında bildiğiniz her şeyi unutmalısınız. Çünkü bir kucaklama, sözel olmayan bir dilden çok daha fazlasıdır: bir bağlantı ve eşzamanlılık eylemidir.

İnsanoğlu arasındaki yakınlık ve sevgi hakkında konuştuğumuzda, bizi aşan bir şeyden söz ediyoruz. Bu, birlikte dokunmuş ve bizi bağlayan görünmez parçacıkların ağıdır. Bu ağ bizi, bizi sosyal grubumuza bağlayan bir göbek bağı gibi bağlar. Bizimle ilgilenmek için vardır.
Paylaş

oturup sarılan çift

Bir grup bilim insnaı 22 çifti 32 yıl boyunca inceledi. Çalışmaları, bir sarılma sırasında solunum ve kardiyak ritimlerin senkronize olduğunu gösterdi. Sadece bu da değil, her iki tarafın beyin dalgaları da senkronize oluyor.

Diğer bir deyişle, birine sarılınca, o kişinin frekansıyla eşleşiyorsunuz. Duyguların biyolojiyi düzenlediği bir sakinliğe giriyorsunuz. Fizyolojik senkronizasyon fiziksel acı, ıstırap, stres, korku, yorgunluk, vb durumları azaltabiliyor.

“Partneriniz ne kadar empatti sahibi olursa, birbirlerine dokundukları zaman analjezik etki o kadar güçlü ve ikisi arasındaki senkronizasyon o kadar yüksek olur.”

– Pavel Golstein, Colorado Üniversitesi Bilişsel ve Affektif Nörobilim Laboratuvarı’nda ağrı araştırmacısı

Sen bana ben de sana bakacağım: Kişilerarası senkronizasyon

Kişilerarası senkronizasyon sadece romantik ilişkilerde gerçekleşmez. Bir bebek dünyaya geldiğinde, beyni hala çok olgunlaşmamıştır. Annesinin rahmindeki dokuz ay, etrafındaki dünyayla başa çıkmak ve ilişki kurmak için yeterli değildir.

O zaman dış gebelik denen şey devreye girer. Bu, ana rahminin dışında ikinci bir gebelik periyodudur. Bir ebeveynin kollarının mükemmel sığınağında gerçekleşir.

“Birisini sıcak bir şekilde kucakladığımız her seferde, fazladan bir yaşam günü kazandığımız söylenir.”

– Paulo Coelho

Burada başka bir biyolojik bağlantı türü yer alır. Bu büyüleyici olguya termal eşzamanlılık denir. Bir bebek soğuk olduğunda, annesinin göğsünün sıcaklığı iki dereceye kadar yükselebilir. Bebek sıcak ise tam tersi olur.

Özünde, annenin cildiyle doğrudan temas, biyolojik ihtiyaçların senkronize edildiği bir sığınak oluşturur. Bu sığınak korkuları yatıştırır, sıcaklık sağlar ve çocuğun beyin gelişimini güçlendirir.

sarılan anne oğul

Sonuç olarak, fiziksel temasın hayatta kalmamıza anlamlı bir şekilde katkıda bulunduğunu bilmelisiniz. İster sıcak bir dokunuş olsun, ister gerçek bir kucaklama olsun, bu temas sağlık ve mutluluğumuz için önemlidir. Kişiler arası senkron bize fiziksel yakınlığın bizi aynı frekansa soktuğunu öğretir. Fiziksel, duygusal ve hatta enerjik düzeyde bağlanırız. İşte samimi, büyüleyici ve çoğu zaman unutulmuş güç burada ortaya çıkar. Izdırap, soğuk, stres, anksiyete, şüphe ve hatta fiziksel acı karşısında sevgi ve şefkatin gücü.

Bunlar da ilginizi çekebilir