Kendine Duygusal Zarar Vermek: Nedir ve Nasıl Kaçınılır?

24 Mart, 2020
Kendinizi duygusal olarak kolayca incitebilirsiniz. Kendinize zarar vermenin birçok yolu vardır ancak başkalarını öncelik haline getirip kendinizi ihmal etmek bunun en yaygın örneğidir. Örneğin sürekli size zarar veren ilişkiler yaşamanız veya sınırları belirleyememeniz bu duruma neden olabilir. Aynaya baktığınızda size gülümseyen bu güzel insanı ihmal etmeyin.
 

Kendine duygusal zarar vermek dendiğinde zihninizde ne beliriyor? Kendine zarar vermek dendiğinde muhtemelen aklınıza ilk olarak fiziksel incinmeler veya yaralanmalar gelir. Ancak günümüzde gittikçe artan kasıtlı bir zarar verme şekli daha var. Bu zararı öfkeyle, acı çekerek ve hüsranla besliyoruz. Ancak ne kadar zarar verici olsa da bu zarar verme şeklinden yeteri kadar bahsetmiyoruz. Kendine duygusal zarar vermek, aslında daha fazla üzerinde konuşmamız gereken bir konudur.

Biliyoruz ki kelimeler de tıpkı fiziksek şiddet gibi etki gösterebilir. Dışarıdan size gelen duygusal acıyı çok kolay bir şekilde tanırsınız. Sizi aşağılayan, kandıran, size hak ettiğiniz gibi davranmayan veya yüzünüze bağıran kişiler duygusal anlamda acı hissetmenize neden olabilir.

Peki kendinize verdiğiniz acılar ne olacak? Duygusal şiddet gerçek bir olgudur ve kişi kendine de duygusal şiddet uygulayabilir. Kişinin kendine duygusal anlamda zarar vermesi düşündüğünüzden daha yaygın bir durumdur. Aslında farkında olmadan sık sık kendinize zarar verirsiniz ve bu durumun ciddi sonuçları olabilir.

Böyle bir durumda öz saygınızı yaralamanız ve itibarınıza darbe almanız mümkündür. Sonuç olarak daha çok acı ve endişe yaşarsınız; yavaş yavaş bu yaralar enfekte olmaya başlar ve nihayetinde depresyon beraberinde gelir. Hadi şimdi daha fazlasını öğrenmek için bu konuyu derinlemesine inceleyelim.

iki tane el ve kendine duygusal zarar vermek
 

Kendine duygusal zarar vermek ne anlama geliyor?

Duygusal zarar veya hasar, size karşı olumsuz etkisi olan düşüncelerden, davranışlardan ve tutumlardan meydana gelir. Bu tür davranışların size zarar verdiğini fark ettiğinizde bu duygusal “yaralar” üzerine düşünmek zorunda kalacaksınız.

Çoğumuz şiddetin sadece fiziksel yönünü düşünürüz; örneğin aklımıza daha çok bıçakla veya diğer tehlikeli aletlerle kendilerine zarar veren gençler gelir. Ancak kişinin kendine verdiği zararın başka bir boyutu daha var ve bu kısım sık sık gözümüzden kaçıyor.

Aşağıda, duygusal anlamda kendinize birçok farklı şekilde nasıl zarar verebileceğinizi öğreneceksiniz.

Kendinizi acımasızca eleştirmek

Herkesin kendine işkence eden bir iç sesi vardır ve bu şekilde kendimizi incitiriz. Bu iç ses sürekli olarak yeteri kadar iyi olmadığınızı söyler. İçinizi güvensizlikle doldurur ve devamlı olarak geçmiş hatalarınızı hatırlatır potansiyelinizi gerçekleştirmenizi engeller.

Bu iç sesin arkasında aslında siz varsınız. Aslında kendinize işkence eden şey sizsiniz. Bunun yanında, olumsuz düşüncelerinizle, rasyonel olmayan fikirlerle ve iç diyaloglarınızla bu iç sesi siz güçlendirdiniz. Düşük öz saygınız, sonu gelmeyen mantıksız korkulara da neden oluyor. Duygusal yaralarınızdan asıl sorumlu olan, sürekli eleştiren bu sestir.

Sınırlarınızı belirlemediğinizde herkesin üstünden geçtiği bir kapı paspası olursunuz

Birçok insanın kalbi geniştir ve başkalarına karşı sınırsız ölçüde nazik olabilir. Bu insanlar sanki nezaketlerinin bir sınırı yokmuş gibi davranırlar. Ancak bu tür insanlar kendilerini korumak için pek de bir şey yapmazlar.

 

Bu son derece tehlikeli bir durumdur. Her zaman başkalarına yardım etmeye gönüllü olan asil insanlar olmak ve başkaları için elinden geleni yapmaya çalışmak takdir edilesi bir özelliktir. Ancak potansiyel istismarlara karşı kendinizi korumazsanız ve gerektiğinde hayır demeyi bilmezseniz günün sonunda kendinize duygusal anlamda zarar verirsiniz.

İnsanların çoğu diğer insanların nezaketinden faydalanır ve onları kendi istekleri ölçüsünde paspas gibi kullanır. Bu yüzden bütün çabanızla bu tür kişilerin sizi kullanmasına izin vermemeniz gerekiyor. Çünkü insanların sizi istismar etmesi öz saygınıza büyük zarar verir.

hoş geldiniz paspası

Tutkusuz veya motivasyonsuz bir hayat geçirmek

Hayat sadece çalışmaktan veya rutinlerden oluşmaz. Çevrenizdeki insanları ne kadar sevseniz de sürekli başkalarını memnun ederek hayatınıza devam edemezsiniz. Gerçek hayatta tutkular vardır; gerçekleştirmek istediğiniz planlar yaparsınız ve umut ederek heyecan duyarsanız. Sevdiğiniz şeyleri yapabilme özgürlüğünüz olmalı ve kendinize zaman ayırmalısınız. Büyümenizi ve gelişmenizi sağlayacak deneyimler edinmeli ve bir şeylerden ilham almalısınız.

 

Eğer yukarıda saydıklarımızdan hiçbirini hayatınıza uygulayamıyorsanız, bir noktada kendinizi duygusal olarak kapatırsınız. Herhangi bir heyecanı veya umudu barındırmayan bir hayat, nihayetinde iç dünyanızın yaralanmasına neden olur. Bu yaraları insanlar dışarıdan göremez. Ancak umutlarınız ve hayalleriniz tıpkı ruhunuz gibi bu yaralardan yavaşça dışarı sızarak yok olur.

Size zevk veren şeylerle zorunluluklar arasında hassas bir denge tutturmanız gerekiyor. Aynı zamanda iş hayatınız, aileniz, hayalleriniz ve eğer varsa partneriniz arasında da sizi geri plana atmayacak bir denge olmalı.

Birçok insanın bu iç yaralarla yaşadığı doğrudur, ancak bu yaraları iyileştirmek için her zaman yeterli vakit vardır. Kendinize zaman ayırmayı, öz saygınızı iyileştirmeyi ve kendinize daha çok dikkat etmeyi bir alışkanlık haline getirirseniz bu yaraların iyileşmesine yardımcı olabilirsiniz. Bu şekilde daha cesur ve güçlü bir insana da dönüşeceksiniz. Kendi mutluluğunuz için çaba harcamaya ancak bu şekilde başlayabilirsiniz.