Keanu Reeves, Farklı Bir Ünlü

Mart 21, 2020
Keanu Reeves diğer ünlülerden çok farklı biri. Bir doğum gününde küçük bir kek ve kahvesiyle bir park bankında tek başına oturup ona selam veren herkese elindekilerden ikram etmişti.

Keanu Reeves The Matrix filmde canlandırdığı Neo karakteriyle ün kazanmıştı. İlk bakışta herhangi bir Hollywood yıldızı gibi görünebilir: başarılı, zengin ve muhtemelen “normal” hayattan kopuk biri gibi. Ancak Keanu Reeves tipik bir ünlü imajından çok uzakta.

Keanu’nun müthiş başarılar ile ciddi kişisel trajediler arasında geçen bir hayatı var. Bu yüzden de hayattaki dik duruşu takdire şayan. O, zor deneyimlerden öğrenmemiz gereken dersler olduğunu kabullenmiş biri. Bir guru ya da aziz gibi davranmayan, sadece hayatta asıl neyin önemli olduğunu kavrama kapasitesine sahip bir insan olarak karşımıza çıkıyor. Bu yüzden de hepimize ilham oluyor.

“Para benim için hiçbir şey ifade etmiyor. Çok fazla para kazandım fakat ben hayattan keyif almak ve banka hesabımdaki paranın stresini yapmamak istiyorum. Malvarlığımdan çokça dağıtıyorum ve basit bir hayat yaşıyorum, otellerde kalırken çoğunlukla tek bir bavul taşırım.”

– Keanu Reeves

Matrix filminde Keanu Reeves

Keanu Reeves’in zorluklarla geçen çocukluğu

Keanu Reeves 2 Eylül 1964’te Lübnan Beyrut’ta doğdu. Annesi İngiliz, babası Amerikalı olan Keanu Reeves’in ondan iki yaş küçük de bir kız kardeşi vardı. İstismarcı ve alkolik babası, Reeves yalnızca üç yaşındayken ailesini terk etti.

Babası uyuşturucu tacirliğinden hapse girdikten sonra Keanu babasıyla resmen ilk defa 6 yaşında tanıştı ve onu bir kez daha 13 yaşındayken gördü. Keanu’nun annesi gece kulüplerinde striptiz yaparak evi geçindirmeye çalışırken eve çok sık erkeklerle gelirdi.

Ailecek Avustralya’ya taşındıktan sonra ABD’ye yerleştiler. New York’ta yaşarken Keanu’nun annesi bir Broadway yönetmeniyle evlenince hepsi beraber Kanada’ya taşındılar. Bu evlilik sadece bir sene sürdü.

Trajedilerle dolu bir hayat

Keanu Reeves yalnızca travmatik bir çocukluk geçirmekle kalmadı, hayatının geri kalanında da birçok sarsıcı trajediyle baş etmek zorunda kaldı. Tek kardeşine lösemi tanısı koyuldu ve daha sonra iyileşse de bu deneyim Keanu üzerinde derin bir iz bırakmıştı. Yıllar sonra kardeşinin hastalığı nüksettiğinde aynı travmatik deneyimi tekrar yaşamak zorunda kaldı.

Keanu, asıl mesleği olarak gördüğü hokeyi oynamasına engel olan bir sakatlık geçirdikten sonra oyunculuk yapmaya karar verdi. Liseyi hiç bitirmedi ama sanata her zaman ilgiliydi. Babası ABD’de oyunculuk işi bulmasına yardım etti ve ilk yer aldığı film 1991’de vizyona giren Benim Güzel Idaho’m oldu.

En yakın arkadaşı, Joaquin Phoenix’in küçük kardeşi River Phoenix ile bu filmin setinde tanıştı. Ne yazık ki River Phoenix madde bağımlısıydı ve genç yaşta aşırı dozda eroin ve kokain yüzünden hayatını kaybetti. Keanu uzun bir süre arkadaşının ölümüyle ilgili kendini suçladı çünkü ona yeteri kadar yardımcı olamadığını ve daha fazlasını yapabileceğini düşünmüştü.

Keanu Reeves röportajda

Trajedi ve zorlukları yenme gücü

1999’da Keanu Reeves’in uzun süreli kız arkadaşı, aynı zamanda oyuncu ve Keanu’nun kişisel asistanı olan Jennifer Syme, tam Noel öncesi bebeğini ölü olarak doğurdu. Kızının ölümü ardından Syme büyük bir depresyona girdi. Bir buçuk yıl sonra ise bir partiye giderken araba kazasında hayatını kaybetti.

Bir yıl sonra Keanu, kız kardeşinin kanser hastalığı nüksettiğinde her şeyi bırakıp onun yanında olmaya karar verdi. Tüm bu trajedilere ve acılara rağmen Keanu Reeves iyi bir hayat sürdürebildi ve hala sürdürüyor. Birçok ünlüden farklı olarak mütevazı bir apartmanda yaşıyor ve herkes gibi metro kullanıyor.

Oyuncu servetinin büyük bir kısmını kanserle mücadele eden kuruluşlara bağışladı. Ayrıca maddi güçlükler çeken hastanelere de bağış yaptı. Söylenenlere göre binlerce doları bu bağışlara gitti.

Keanu basit bir hayat sürdürmeyi tercih eden bir adamdı. Şöhret ve servetin onun için hayattaki en önemli şeyler olmadığını birçok kez dile getirmiştir. Motosiklet sürmeyi ve Budist olmasa da Budizm çalışmayı çok seviyor. Keanu, insan ilişkilerinin kıymetini bilen ve Hollywood’un ötesinde koskoca bir hayat olduğunun farkındalığına erişmiş huzurlu bir adam olarak gönüllerde taht kurmayı başardı.

Castanyer, L. B. (2003). eXistenZ, de David Cronenberg: ciberficciones para la posthumanidad. Digithum, (5), 0.