Kavgadan Korkmak: Korkunuz Kendinizi Savunmanıza Engel Olduğunda

· Ağustos 18, 2018

Kavgadan korkan kişiler sessiz kalmayı tercih eder, onlara göre yapılacak en iyi şey içinde oldukları olayın geçmesini beklemektir. Bu şekilde yüzleşmekten kaçındıklarını ve daha huzurlu olacaklarını zannederler. Ancak bu şekilde direnerek yüzleşmekten kaçtıklarında kendilerini daha rahatsız bir konuma sokmuş olurlar.

Korkunun evrimsel bir geçmişi vardır: Bu dürtü hayatta kalmanızı ve tehlikelere karşı daha iyi cevap vermenizi sağlar. Ancak modern hayatta etrafınızda yırtıcı hayvanlar yoktur. Bu yırtıcı korkusu, yerini modern toplumdaki fobilere bırakmıştır. Bu korkular, sevin ya da sevmeyin, sosyal ve duygusal dengenizi her gün bir şekilde sarsıyor.

Kavgadan kaçma korkusu yaşayan birçok kişi bu nedenle psikologlara yöneliyor. Bu bilgi sizi şaşırtabilir, ancak tamamıyla gerçektir. Bu tür kişiler, ”En iyisi ben bu lafı söylemeyeyim çünkü bu onu daha da kızdırabilir” veya ”Bu lafı sana söylemeyeceğim çünkü seni incitebilirim” gibi düşünceleri öncelikli olarak benimser ve bu nedenle sessiz kalmayı seçer.

Sürekli güvensiz bir halde korkularla yaşamak, yaşamak değildir. Yapmadığınız şeyler yüzünden itham edilmeniz ve kendinizi savunamamanız adil değildir. Sevmediğiniz şeylere tepki gösterip kendinizi savunmaya çalışmanız ruh sağlığınız için hayati önem taşır. Sorunlarla yüzleşmek ve onları kontrol etmeyi başarmak sizi etkili bir şekilde büyütür.

Kavgadan korkan bir kişi, sessiz bir şekilde günden güne içini öfke ile doldurur. Acıyı emerek bunu yapar ve bu duruma kendisi izin verir. Eğer sona geldiyse artık onun için çok geçtir: Bu öfke balonu nihayetinde kendi elinde patlar. 

cam şişede adam

Kavgadan korkan kişiler: Bu korkunun arkasında ne var?

Evet, bazen doğru zamanda geri çekilmek sizi kavgadan uzaklaştırır. Hepimiz bu eylemin ne kadar iyi sonuçlar verebileceğini biliyoruz. Ancak her durumda sürekli bir geri çekiliş hali, kimse için doğru olamaz. Örneğin adaletsiz bir durumun içindeyseniz kendinizi savunmanız gerekir. Sürekli tartışmadan kaçınmak ve sessiz kalmak, sizi sonu gelmeyen bir döngünün içine sokar. 

Sessiz kalarak, istemeyerek de olsa kendinizi kötü bir pozisyona sokmuş olursunuz. Bu şekilde davranarak tüm gücü karşı tarafa verirsiniz ve tıpkı bir kahveye atılan şeker gibi çözülmeye başlarsınız. Tartışmadan korkan ve kaçınan kişiler klinik sorunlara sahip olabilir. Bu konuda profesyonel kişilerden yardım alırlar. Nihayetinde bu pasif davranışları daha kötü sonuçlara neden olur; bedenlerinde bazı sorunlar ortaya çıkmaya başlar (kas ağrıları, sindirim problemleri ve ülser gibi). Ve son olarak, elbette anksiyete bu tür kişilerde oldukça yaygındır.

Her kişi için aynı tespitleri yapmak kesinlikle doğru olmaz. Ancak bu sorunu yaşayan kişiler genelde ortak belirtiler taşır. Bu yazıda bu belirtilere göz atacağız.

  • Kendi duygularını anlamakta sorun yaşarlar. (Kendi duygularını tam olarak tespit edemezler, daha çok duygularını saklamayı seçerler ve sosyal becerileri kısıtlıdır)
  • Kendi duygularını ve düşüncelerini farklı yöntemlerle ifade ederler, çünkü başkalarıyla olan ilişkilerini kaybetmekten korkarlar. Samimiyet onlar için tehlikeli bir şeye dönüşür, samimi olduklarında karşılarındaki kişiyi kaybetmekten korkarlar.
  • Sosyal hayattaki konumları onlar için önemlidir ve bu konumları hakkında endişelere kapılırlar: hata yapmak ve anlaşmazlık çıkarmak istemezler.
  • Her kargaşada kaçmazlar. Birçok durumda en naif kaçışı seçerler: uyumu bozmamak adına suçu daima üzerlerine alırlar.
  • Herkesle iyi geçinmek gibi bir ilkeyi benimseyerek ilişkilerini devam ettirirler.
bulanık haldeki kız

‘Tartışmak’ hakkındaki düşüncelerinizi değiştirmeniz oldukça önemlidir

Tartışma veya kavga dediğimiz zaman aklınıza artık bir savaş alanı gelmemelidir. Kötü sözlerin düşmanca çevrede uçuştuğu ve anlaşmazlıkların hakarete dönüştüğü bu yerde her şeyinizi kaybetmekten korkuyorsunuz. Ancak bu gidişatı tersine çevirmek yine izin elinizdedir. ‘Tartışma’ kavramını tekrar tanımlayabilir ve onu değiştirebilirsiniz. 

Tartışmaktan korkan insanların bazı şeyleri iyice anlaması gerekiyor. İlk önce bilmeliler ki, bu olumsuz görünen durumlar aslında pozitif sonuçlar üretebilir. Herhangi bir sorunu çözmeyi başardığınızda bu olay büyük ölçüde öz güveninizi geliştirir ve kişiliğinize katkıda bulunur. İlişkilerinizi ve sosyal konumunuzu bu şekilde geliştirebilirsiniz. Unutmayın, bu kavgalar ve tartışmalar her an ortaya çıkabilir. İnsan sosyal bir varlıktır ve başkalarıyla her an iletişim halindedir. İletişimin olduğu yerde anlaşmazlıkların olması da gayet normaldir. Arkadaşlarınızla, partnerinizle ve hatta çocuğunuzla bile zaman zaman anlaşmazlıklar yaşayabilirsiniz.

Bu yazıyı mutlaka okuyun: En Yaygın Anksiyete Türleri: Sosyal Anksiyeteden OCD’ye

Bir şeyleri içinize atmak veya sessiz kalmak yerine nasıl çözüm üreteceğinizi öğrenmeniz gerekiyor. Bunu yaparken başkalarıyla nasıl anlaşacağınızı, nasıl diyalog kurmanız gerektiğini ve öncelikle kendi ihtiyaçlarınızı gidermek için nasıl bir orta yol bulabileceğinizi keşfetmelisiniz. Bunu başarmak zor değil ancak büyük oranda emek gerektiriyor. Bu konu üzerinde yılmadan çalışmalısınız. Sosyal becerilerinizi geliştirip öfkenizi kontrol altında tutmayı başardığınızda kendinize olan güveneniz de artacaktır. Hadi o zaman kaçmak yerine sorunlarınızın üstüne gitmeye başlayın ve hayatla yüzleşmekten korkmayın. Bu şekilde emin olun daha güvende ve mutlu hissedeceksiniz.