Anksiyete Bozukluğu ve Yüksek IQ Arasındaki İlişki

Ağustos 8, 2018

“Cehalet mutluluktur.” Şaşırtıcı bir şekilde mutluluk, endişe ve zeka arasında ilişki olduğunu savunan bu popüler söz yapılan araştırmalar sonucu kanıtlanmıştır. Kanada’da Lakehead Üniversitesinin hazırladığı rapora göre anksiyete bozukluğu ve yüksek IQ arasında çarpıcı bir ilişki bulunuyor. Bu raporun sonucu olarak, parlak zeka ve analitik düşünme yeteneği ile aşırı endişe ve sosyal kaygı arasında neredeyse doğrudan bir bağlantı olduğu kanıtlanmıştır.

Yaratıcılık ve bipolar bozukluk arasında belirgin bir ilişki olduğundan daha önce bahsetmiştik. Her şeyden önce, oldukça önemli bir şeyi açıklığa kavuşturmalıyız. Bu, çok zeki veya çok yaratıcı olan tüm insanların bir psikolojik sorunu olduğu ya da böyle bir potansiyeli olduğu anlamına gelmez. Bu kesinlikle yanlış bir düşüncedir.

Anksiyete bozukluğu ve yüksek IQ arasında bir ilişki vardır, bu da beyindeki beyaz maddeden kaynaklandığının bir kanıtıdır.

Bilim ve dünyadaki birçok üniversitedeki psikoloji bölümleri bu konu hakkında araştırmalar yürütmektedir. Ve bu araştırmalardan zaman zaman edinilen bazı bilgiler bizleri şaşırtmaktadır. Bu önemli kanıtın bulunmasını sağlayan bilgiler, klinik pratikte kullanılmak üzere ileride işimize yarayabilir. Bu kanıtın bulunması gerçekten çok önemli bir şey başarılmıştır. Çok yetenekli ve yüksek zekaya sahip olan birçok insanın davranışlarının ayrıcalıklı beyinleriyle çok yakın ilişkide olmadığını göstermişlerdir. Bu insanlar tabii ki de bu sonuçtan memnun değiller. Çünkü bu gerçek onların hayal kırıklığına uğramasına ve her zaman en iyi kararları verememelerine neden oluyor.

Tüm dünyada birçok psikiyatrist ve nöropsikolog sık sık bu rahatsızlığa sahip hastalarla karşılaşmaktadır. Kronik ve yaygın anksiyete bozukluğuna sahip olan birçok üstün zekalı hastaları vardır. Peki, bunun sebebi nedir?

anksiyete bozukluğu ve yüksek IQ

Anksiyete bozukluğu ve yüksek IQ arasındaki ilişki

Eğitim sektöründe çalışan herkes bu durumla sık sık karşılaşır. Her sınıfta mükemmel bir duygusal dengeye ve dikkat çekici bir sakinliğe sahip olan öğrenciler vardır. Diğer öğrenciler ise, meydana gelen herhangi bir değişiklikten dolayı hemen hayal kırıklığına uğrar. Her zaman en kötüye odaklıdırlar ve hayatları stres doludur. O kadar ki, en sonunda bitkin düşerler ve akademik performansları zayıflar.

Tscahi Ein-Dor ve Orgad Tal Kanada’daki Lakehead Üniversitesi’nin iki ruh bilimcidir. Çok sayıda öğrencinin kişisel ve mesleki başarısını engelleyen belirli davranış kalıplarını incelemek amacıyla birlikte çeşitli liselerde ve üniversitelerde araştırmalar yürütmüşlerdir. Araştırmaları sırasında MRI taraması yapmaya karar verdikten sonra oldukça şaşırtıcı ve dikkat çekici bir sonuçla karşılaşmışlardır. 

Beyaz madde ve yüksek zeka

Anksiyete bozukluğu ve yüksek IQ arasındaki ilişki beyinde bulunan beyaz maddede (beyaz sinir dokusu) bulunan küçük bir bozukluk ile açıklanabilir. Çoğunlukla miyelinli aksonlar tarafından oluşturulan bu yapı, bilginin iletimi ile ilgilidir. Zekamızı ve bilişsel süreçlerimizin kapasitelerini belirler. Bunun sonucu olarak da duygularımızı etkiler.

Bazı bilim insanları, insanoğlunun zekası gelişirken aynı zamanda endişesinin de arttığını düşünmektedir. Aslında eski zamanlarda bunun çok önemli bir amacı vardı: tehlikeleri önceden tahmin edebilmek. Böylelikle, bilgiyi analiz etme ve işleme yeteneğimiz, riskleri ve tehditleri öngörerek hayatta kalma şansımızı geliştirmemize yardımcı oluyordu. Fakat maalesef, endişe oranının fazla artması zeka potansiyelini düşürür ve kişinin bu anlamda adeta felç gibi hissetmesine neden olur.

Anksiyete bozukluğu ve yüksek zekaya sahip olan kişilerin özellikleri

Beynindeki beyaz maddede bozukluk veya anormal bir durum olan her üstün zekalı kişinin anksiyete bozukluğu yaşayacağı kanısı kesinlikle doğru değildir. Bu kişiler sadece anksiyete bozukluğu için daha büyük risk taşırlar. Stresli durumlarda duygularını kontrol etmekte daha çok zorlanabilirler. İşte anksiyete bozukluğu yaşayan zeki insanların bazı karakteristik özellikleri:

insan figürü

  • Gözetleyici zeka: Başkalarının algılayamayacağı tehditleri veya tehlikeleri tahmin etme yeteneği (bazı şartlarda yararlı olabilecek bir özellik).
  • Aşırı duyarlılık: Anksiyete bozukluğuna sahip olan bazı üstün zekalı insanların bazı olaylara ve bazı insanlara karşı tolerans seviyeleri düşüktür. Bu da zihinsel yorgunluğa neden olabilir.
  • Duygusal bulaşma: Anksiyete bozukluğuna sahip olan zeki insanların diğer bir özelliği ise diğer insanların duygularına karşı fazla duyarlı olmalarıdır. Maalesef bu duygularla nasıl başa çıkabileceklerini veya bu duyguları gerçeklerden nasıl ayıracaklarını bilemezler. Bu da sürekli olarak bir  “duygusal bulaşma” dan muzdarip olmalarına neden olur.
  • Beynini gereksiz yere yormak: Yüksek IQya sahip olan kişiler çok fazla düşünür. Çoğu zaman, onları hiçbir yere götürmeyen, önemsiz konular hakkında düşünerek zihinsel ve duygusal enerjilerini boşa harcarlar.
  • Dünya ihtimallerle doludur ve bu ihtimallerden hiçbirini görmezden gelemezler: Anksiyete bozukluğu ve yüksek zeka, kişilerin seçim yapması çok zorlaştırır. Dünya onlar için sonsuz seçenekler, değişkenler ve koşullar ile doludur. Ve bu kişilerin seçenekleri eleme gibi bir yetenekleri yoktur.

Hiperaktif beyin

insan kafası şeklinde labirent

Tüm bu bilgilerden sonra, aklımıza şu soru geliyor: Bu rahatsızlıkla nasıl başa çıkabiliriz? Çok karmaşık bir gerçeği bir çözümleyemeyen hiperaktif bir beynin nasıl üstesinden gelebiliriz? Birçok bilgi, uyaran ve duygularla dolu bir gerçek…

Yapılacak en iyi şeyin, bu endişeden kurtulmanın ya da en azından azaltmanın bir yolunu bulmak olduğunu söyleyebiliriz. Fakat tabii ki de sorunun yanıtı bu değil. Çözüm endişemizi lehimize kullanmak ve tüm potansiyelimizin farkına varmak için onu etkin bir şekilde yönetmektir. Çünkü, endişe ve zeka bir sebepten ötürü birbiriyle bağlantılıysa, bu sebebe odaklanmamız gerekir.

Başkalarının göremediği şeyleri görebilmenin avantajını kullanmayı öğrenmeliyiz. Hadi bu özelliğimizi riskleri, olayları ve olasılıkları tahmin etmek için kullanalım. Fakat bunu gereksiz şeyleri eleyerek dengeli bir şekilde yapmalıyız. Yolumuzu zihinsel enerjimizi gereksiz yere harcamadan en verimli şekilde çizelim. Bunun için elinizden gelen her şeyi yapmanıza değer!