Kara Ölüm’ün Tuhaf Günleri

Kasım 24, 2019
Kara Ölüm, Orta Çağ'da Avrupa nüfusunun yüzde 30 ila 60'ını yok etti. Bugün hala pek çok insanı korkutan, öncesinde benzeri görülmemiş bir salgındı.

Bir gün, 100.000 nüfuslu ve büyük ticari öneme sahip bir liman kentine kontamine bir kargo geldi. Bir aydan kısa bir süre içerisinde, her gün 300 kişi bu salgından dolayı ölmeye başladı. Bunun sonunda, kasaba halkının %10’u ölmüştü. Bu, Kara Ölüm olarak bilinir.

Vebanın kesin nedeni hala bilinmemektedir. Erkekler, kadınlar, çocuklar, yaşlılar, çiftçiler ve zanaatkarlar, rahipler ve şövalyeler bu yüzden yok oldular. Olası hiçbir kaçış yolu yoktu.

Zombilerle ilgili bir hikaye okumuyorsunuz. 1348’de, Valensiya’da, Aragon’un Tacı bu salgına Kara Ölüm adını verdi. Kendinizi onların yerine koyun ve onların yaptıklarını anlamaya çalışın, onların yaptıkları şeyleri neden yaptıklarını ve ne düşündüklerini düşünün. Bu yazımızda Kara Ölüm’ün ne kadar kötü olduğunu, gelişimini ve sonuçlarını öğreneceksiniz.

Bir at arabasında Kara Ölüm dolayısıyla ölmüş kişileri taşıyan iki kişi.

Hasta Bir Avrupa

On dördüncü yüzyılın ortalarında, Kara Ölüm Avrupa’ya geldi ve tarihin en kötü demografik felaketlerinden biri gerçekleşti. Eski Dünya sakinlerinin çoğu Kara Ölüm’ü bilirdi, birkaç yüzyıldır Kara Ölüm ile yaşıyorlardı ve birkaç yüzyıl daha onunla yaşamak zorunda kalacaklardı. Ancak, 6. Yüzyıldaki I. Justinian döneminden beri durumlar o kadar kötü olmamıştı. Kara Ölüm insanları cüzzamdan dahi fazla korkuttu.

Tarihçiler, Kara Ölüm’ün Avrupa’ya nasıl ulaştığından eminler: Kırım’daki Caffa’dan. Moğol ordusu şehri kuşatmıştı ve şehre kılıçlarından daha kötü bir şey ile saldırıyordu. Moğolların kendileri, şehrin duvarlarına virüslü cesetleri attıklarını söyledi.

Aslında, Kara Ölüm’ü sadece Moğollara bağlamanıza gerek yok. Fareleri veya pireleri hiçbir şehir duvarı uzakta tutamaz. Bu alarmdan sonra Cenevizli tüccarlar İtalya’ya geri kaçtı ama artık her şey için çok geçti. Artık Akdeniz hastalık için bir köprü haline gelmişti ve Batı bir yıl içerisinde kaderine mahkum hale gelmişti.

Bütün yollar Kara Ölüm’e çıkıyordu

İnsanlar bir süre boyunca Kara Ölüm’ün hava yolu ile yayıldığına inandı. Çürüyen cesetlerden yükselen kokular, Yunan tıbbı ve astrolojik batıl inançlar hep bu yöne işaret ediyordu. Kara Ölüm’ün bu kadar hızlı yayılmasının muhtemel sebebi fareler ve pirelerdi. Enfeksiyondan iki hafta sonra bile herhangi bir semptom yoktu. Beş gün sonra ise ölüm kaçınılmaz hale geliyordu.

Bütün limanlarda veya enfekte edilmiş şehirlerde yeni bir salgın yaşandı. Şehirlerden kaçan insanlar vebayı hastalığı demografik etkisinin daha da kötüleştiği kırsal kesimlere taşıdı. Ana ticaret yolları ve hac yolları Kara Ölüm tarafından esir alınmıştı.

Kara Ölüm ile ilgili bir çizim.

Ölümün karşısında

Günümüzde tarihçiler bunun bubonik veba olduğuna inanmaktadır ancak Ebola veya pulmoner şarbon gibi salgınlar da tamamen göz ardı edilmemiştir. Semptomlar büyük ihtimalle çok kötüydü. Adını aldığı siyah lekelerden tutun, öksürük, hezeyanlar, enflamasyonlar gibi belirtiler yaklaşıyor olan ölümün uyarıcısı görevi gören işaretlerdi. Hayvanlar veya hava yolu ile bulaşmasının yanı sıra, kan da son derece tehlikeliydi. Doktorlar hastalık ile ilgilenemiyordu.

Bu demografik krizin kıtlık, yetimlerin artışı ve mahsul kaybı gibi sonuçları oldu. Ancak, direkt olarak Kara Ölüm dolayısıyla gerçekleşen ölümleri başka sebeplerden gerçekleşen ölümlerden ayırmak son derece zordur.

Kara Ölüm Sonrasında Ne Oldu?

Fransa, İngiltere, İtalya ve İspanya’daki insan ölümleri bu ülkelerin nüfuslarının %50 ila %60’ına kadar çıktı ve bazı belli bölgelerde sayılar daha bile fazlaydı. Kastilya’dan XI. Alfonso bile kurbanlar arasındaydı, hastalığa Cebelitarık’ı kuşatırken yakalanmıştı. Bu durum Yüzyıl Savaşlarında bir ateşkesin başlamasına bile sebep oldu.

Kara Ölüm’den sonra hala kaos hüküm sürüyordu. O zamanlarda alışıldık olan bir şekilde, durum ile ilgili Yahudiler günah keçisi olarak kullanıldı. İnsanları zehirlemekle suçlanıyorlardı, çeteler onlara saldırırdı. Çökmekte olan bir toplumda gelenekçilik işe yaramaz haldeydi. Kara Ölüm zamanlarında diğer ahlaksızlıkların yanında fuhuş da arttı, belki de bu carpe diem‘in çaresiz bir formu idi. Bağışlanma arayışı norm haline geldi, insanlar yakında gerçekleşecek ölümlerinden önce günahlarından kurtulmak istiyorlardı.

Kara Ölüm'e yakalanmış insanların bir çizimi.

İlginçtir ki, garip bir ekonomik sonuç da ortaya çıktı, birçok toprak parçası sahipsiz kalmıştı. Hayatta kalan çiftçilerin çoğunun bu tarlalara erişimi vardı. Ölümün eşliğinde olan bir toplumda, diğer insanların ölümü yaşayanlar için bir hediyeydi. Ancak, Kara Ölüm’den sonra, toplum Rönesans dönemini memnuniyetle karşıladı.

  • Benedictow, Ole (2011) La Peste Negra (1346-1353). La historia completa, Akal.
  • Martin, Sean (2011) The Black Death.