Her Gün Daha Çok İnsanım ve Daha Az Mükemmelim

04 Aralık, 2017

Her gün daha çok insan ve daha az mükemmelim, ama daha mutluyum. Alabileceğim en iyi, en önemli ilaç haline geldim. Belki yaşım yüzündendir, ancak nihayetinde yaşama amacımı anlamış durumdayım ve yaşamak için kendime izin veriyorum. Çünkü kendinizi başkalarında kaybetmenize ve kendiniz olmayı bırakmaya değmez. Farklı olmamı isteyen insanlar, basitçe beni sevmiyorlar demektir.

Sıklıkla, kendinizi tanımaktan daha iyi bir bilgelik olmadığı söylenmektedir. Bu doğrudur, ancak kendilerini tanıyanların, kendileri ile güçlü bir ittifak kurmaları ve barışçıl yollarla gitmeye karar verdikleri yere doğru kendilerine rehberlik etmeleri daha da büyük bir bilgeliktir. Çünkü eylemsiz bilgi mantıklı değildir; bu sadece bir fanteziden başka bir şey değildir. Kendi üzüntülerini bilen insanlar, bunu rahatlatmak için cesaret bulmalılar.

Ben içeride ve dışarıda uyanık bir haldeyim. Kendi kendimin ilacıyım, tılsımıyım, tutsak aşkı artık istemeyen asi kalbim. Ben daha çok insanım, daha az mükemmelim ve daha mutluyum. Her geçen gün kendimi sevecek kadar cesurum, rüyalarımın çok büyük olduğunu söyleyen dar kafalardan kendimi uzak tutacak kadar özgürüm.

Bu merakınızı uyandırabilir, ancak kişisel gelişim bağlamında, insanların iki kez doğduğunu söyleyen insanlar vardır. İlk seferi dünyaya geldiğimiz andır, ikincisi ise duygusal acıları, kayıpları ve bizi oluşturan şeylerin dağıldığını ilk kez keşfettiğimiz zamandır.

Bazen, acı yeniden doğuşun öncüsüdür. Acı çektiğimiz zaman, kendi şifacılarımız olmalıyız, emektar parmaklarımızı kendi görünmez yaralarımızı sarmak ve iyileştirmek için kullanan sihirbazlar olmalıyız. Ayrıca biz bundan kazandığımız bilgiyi asla unutmayız, çünkü bu yaşadığımız bizi bugünkü o güzel insana dönüştürmüştür.

kalp ve kadın

Daha az mükemmel fakat daha bilge

Kadınlar, daima onlardan mükemmellik isteyen sosyal normlara tabidir. İyi bir çocuk, iyi bir eş ve mükemmel anne olmalıyız. Elbette, kırışıklıkların, çatlakların, selülitlerin ve fazla kiloların yasak olduğu mükemmel bir görünüşe sahip olmalıyız. Ancak, kusurlu olduğunuzu bildiğinizde, gururla ve isyanla bu normlara karşı baş kaldırdığınızda gerçek mutluluğu bulursunuz.

Her şeye rağmen hep kendimize göre kötü bir imaja sahip olduğumuz, kadınlara sıklıkla satılan bir düşüncedir. Basit bir test yaparak “benlik saygısı ve kadın” diye aratın ve konuyla ilgili tavsiyelerde bulunmak için hazırlanan binlerce kaynağı anında bulun.

Hemen “kırılgan” olarak tanımlanırız ve sonra “hırçın” oluruz ve daha sonra “Wendy sendromundan etkilenen kişiler” oluruz ve bundan da sonra, ailelerimizin günlük mücadelesinin ve temelinin örnekleri olarak tanımlanırız. Toplum bizi tanımlamakla oynamayı sever, fakat gerçekte kim olduğumuzu, ne istediğimizi ve bunu nasıl elde edeceğimizi çok iyi biliyoruz.

Bununla birlikte, kendi sosyal ortamlarımız bu isteklerimize engel oluşturmaktadır.

renkli gözlü kadın

Mutluluk için zor bir mücadele

Amerikan Üniversitesi Kadınlar Derneği tarafından yapılan ilginç bir araştırma, birçok kızın ergenliğe girdiklerinde benlik saygısında azalma yaşadıklarını keşfetti. O ana kadar, ergenlik öncesi gençler, dünyayla ilgili büyük ve ilginç fikirleri olan ve iyi bir benlik düşüncesi ile çevrili sıradışı yaratıklardır.

Bununla birlikte, bu çalışma, 15-16 yaşlarındaki birçok kızın diğerlerinin sosyal bağlamlarına uyması için onları memnun etmeyi tercih ettiğini gösteriyor. Fakat memnun etmek için, bir kalıp içerisine girmeleri ve belirli estetik ve davranış kalıplarını takip etmeleri gerekiyor. Bu dönem boyunca da benlik saygıları apaçık bir şekilde yıpranıyor.

En ilginç kısım ise; birçok erkek çocuk aynı süreçte arama, kendi kimliklerini keşfetme ve benlik konseptini sorgulama döneminden geçiyor. Bununla birlikte, psikolog Jean Twenge, çalışmalarında açıklar ki; kadınlar, çoğu zaman “benlik saygısı düşüklüğüne” sahip olmak şeklinde yanlış değerlendirilebilirler. Bunlar gösterilemez ve tamamen yanlıştır.

ceketli kadın

Kadınlar ve onların kişisel güçleri

Antropolog ve biyolog Helen Fisher, İlk Seks, adlı kitabında kadınların doğmadığını, yapıldığını söylemektedir. Birisi kendini daha az mükemmel olarak algılarsa ve bu şekilde olma hakkını savunursa, bir sonuç olarak güçlerinin birçoğu ortaya çıkar.

Ergenlik döneminde, başkalarının arzuları tarafından taşınabiliriz. Ama sonuçta, genç olduğumuzda çok da seçeneğimiz yoktur; sadece önümüzde geçen ilk şeyi alırız. Zamanla, kendimizi filtrelemeye ve kendimizden bir şeyler talep etmeye başlarız. Böylece, kimliğimiz güçlenir, ne istediğimizi ve geride bıraktığımız şeyin ne olduğunu çok iyi biliriz.

Bugün kadınlar Peter Pan‘ı önemseyen Wendy gibi değiller. Bugün kadınlar peri masallarına ya da büyümek istemeyen olgunlaşmamış erkeklere inanmıyorlar. Kendilerini seviyorlar, sezgilerine ve içgüdülerine güveniyorlar ve hayallerini gerçekleştirmeyi hak ettiklerine inanıyorlar.

Kadınlar erkeklerden daha fazla anksiyete ve depresyondan muzdarip olsalar da, bu durumlarla başa çıkmak ve onları daha da güçlü kılan daha iyi kişisel ve psikolojik kaynaklara sahipler. Çünkü anladıkları bir şey varsa, o da esnekliktir.

Aslında birçok kişi bunu bilmiyor olabilir, ancak kadınlar atalarının bilgeliğinin gerçek büyücüleri gibi kendi içlerine bakmayı öğrenmişlerdir. Döngüleri, yeniden doğuşları, kaybetmeyi, fethedişleri, bir şeyi bırakmayı ve bir şeyi nasıl alacaklarını öğrenirler. Kırılgan yaratıklar değillerdir. Her kadın güneş ışığı altında yıkanmış parlak yapraklardan ve fırtınaların en kötü döneminde yetişen köklerden oluşur.