Filozof Byung-Chul Han ve “Her Şeyin Aynı Olduğu Cehennem”

Ağustos 24, 2018

Byung-Chul Han, Güney Kore’de doğmuş bir filozof ve yazardır. Bugünün dünyasında, yazıları son derece etkili olmuştur. Byung pek çok farklı konuyla alakalı yazıyor olsa da, genelde teknolojiye ve ondan gelen kültüre odaklanır. Aynı zamanda bir çok yazısını çalışma ve yaratılışa adamıştır.

Şu an itibariyle, Byung-Chul Han 16 kitap yayınladı. Bu kitaplarda iki özel kavram üzerinde durmaktadır. Bunlardan biri “tükenmiş toplum” kavramı, diğeri ise “şeffaflık toplumu” kavramıdır. Bugünün dünyası hakkında çok eleştirel bir bakış açısı vardır. Ona göre, insanlar kendilerini tüketiyor ve farklı gördükleri her şeyde dehşete düşüyorlar. İşte bunlar yüzünden “her şeyin aynı olduğu cehennem” konseptinden söz ediyor.

“… Neoliberal sistem ile birlikte gelen şiddet, artık bireyi fiziksel olarak yok etmemektedir. Bunu artık içten başlayıp, depresyon ya da kansere yol açarak yapar.”

– Byung-Chul Han

Birçok insan, bugünün dünyasını anlamak istiyorsanız, Byung-Chul Han’ın kitaplarını mutlaka okumanız gerektiğini savunacaktır. Özgün, derin ve tüm bunlardan önemlisi, son derece güncel bir bakış açısına sahiptir. Byung, sosyal medya, mahremiyet ve zihinsel işlev bozukluğu gibi konulara giren birkaç düşünürden biri.

İspanya ziyareti sırasında, büyük bir sıçrama yapmasına yardımcı olan bazı röportajlar yaptı. Bu görüşmelerde, kitaplarında bahsettiği bazı temel kavramları güzel bir şekilde özetledi. Biz de size bu yazımızda, genel olarak bahsettiği şeyler hakkında bir fikir vermeye çalışacağız.

Byung-Chul Han’a göre özgürlük yanılsaması

Byung-Chul’a göre, özgürlük günümüzde ve bu çağda bir yanılsamadan başka bir şey değil. Şu an sahip olduğumuz şey ise gönüllü kölelik. Örneğin, sosyal medyada sahip olduğunuzu düşündüğünüz ifade özgürlüğünüz var. Fakat asıl gerçek şu ki, dünyadaki büyük güçler sosyal medyayı halkı izlemek ve eğilimlerini takip etmek için kullanıyorlar.

uzaya kayık

Byung-Chul Han, insanların özel hayatlarını göstermek için neredeyse pornografik bir arzuya sahip olduklarını söylüyor. Düşüncelerimizi, özel anlarımızı, duygularımızı ve sosyal medya aracılığıyla olduğumuz ya da olmak istediğimiz her şeyi gözler önüne seriyoruz. Ve bunların hepsini “gönüllü olarak” yapıyoruz. Büyük güçler, artık kimsenin sırlarını araştırmaya veya casusluk yapmaya gerek duymayacak, çünkü günümüzde tüm bunları kendimiz isteyerek sunuyoruz.

Bu sayfaları, insanlar “kendi istekleriyle” merkezi mutlak olarak kendini tatmin etme üzerine kurulu olan şeyleri üretmek için “gönüllü olarak” oluşturuyorlar. Byung-Chul Han, kendini tatmin etmenin aslında bir anlamda kendi kendini sömürü gibi olduğunu söylüyor. Bütün bunların son ürünü olarak oluşan ise duygusal ve fiziksel olarak tükenmiş, bitkin bir işçi hissiyatıdır.

Her şeyin aynı olduğu ve farklı olan şeylere hoşgörüsüz davranılan cehennem

Byung-Chul Han’ın bazı yazıları, aynılık ve farklılık ile ilgilidir. İnsanların kendini bir birey olarak hissettikleri gerçeğinin bir başka yanılsama olduğunu söylüyor. Herkes farklı olmak istiyor çünkü her şey birbirinin aynısı. Bu arzu, birbiriyle aynı olan insanların düşünce kalıplarının nasıl olduğunun kanıtıdır.

Bu düşünce kalıplarının sonucunda çıkan ise, radikal uyuşmazlıktır. İnsanlar “herkes gibi yaşamak” fikrini kabul ederler. Sürekli olarak, kendilerine zorlanan başarıya giden yol fikirleri ve başarıya ulaşma baskısı uğruna bir şeyler üretirler ve kendilerini göstermeye çalışırlar. Bu madalyonun diğer tarafında ise depresyon ve anksiyete ile karşılaşılır. Gizemli sebeplerden dolayı hastalanıyoruz. Byung-Chul Han bu sistemin çok kararlı sürdürüldüğünü ve kırılmasının neredeyse imkansız olduğunu düşünüyor. Ve bunu “neoliberalizm” olarak adlandırıyor.

farklı insan

Ona göre, zamanımızı nasıl kullandığımız konusunda bir devrime ihtiyacımız var. Şimdi bahsedeceğimiz şu alıntıda iki yüzlü hiç bir taraf yoktur: “…çalışarak harcadığınız zaman, kendiniz için harcadığınız bir zaman değil, boşa harcadığınız bir zamandır.” Öteki taraftan da bu, boş zamana ihtiyacımız olduğu anlamına gelir. Herşeyi durdurduğumuz bir tatil gibi hissettiren zaman. Ama daha sonra bir şeyler yapmak için geri döndüğünüz bir duraklama ya da mola gibi değil. Neoliberalizm adına “üretken” olarak görülen hiçbir şeyi yapmamak için direnen kişisel zamandan bahsediyor.

Bu filozofun fikirleri taze ve kışkırtıcıdır. Onun eleştirileri keskin ve doğrudandır. Ancak, aynı zamanda üzerinde iyi düşünülmüş ve tartışılmıştır. Kitaplarının bir çoğu İngilizce’ye çevrilmiştir ve bazılarını çevrimiçi ve ücretsiz olarak bile bulabilirsiniz. Bu kitapları, içinde bulunduğumuz dünyanın düzeninden hoşlanmayanlara şiddetle tavsiye ediyoruz.