Fikir Belirtmek Ruh Sağlığınız İçin İyidir

Mart 8, 2019
1978'de New York'tan Portland'a yapılan bir uçuş sırasında, mürettebattan biri uçaktaki bazı arızalar konusunda fikir belirtmekten kaçındı. Pilot ve yardımcı pilotla çelişmek istemedi. Ne yazık ki bu bir uçuş trajedisi ile sonuçlandı.

Başkalarına katılmamak veya farklı düşünmek bizi strese sokar, çünkü bir gruba dahil olduğumuz zaman kendimizi daha rahat hisseden sosyal varlıklarız. Bu yüzden fikir belirtmek bazen bize korkutucu gelebilir. Reddedilmek, birilerini kırmak ya da çevremizdeki kararsızlıkları desteklemek istemeyiz.

Ancak kişisel görüşümüzü, insanların bizi reddedeceği veya dışlayacağı korkusuyla ifade etmekten kaçınırsak, gerçekte kendimizden de uzaklaşırız. Bu aynı zamanda bir grubun veya topluluğun durağanlığına da yol açabilir. Tüm üyeler daima aynı fikirde olursa böyle bir grup ilerleyemez.

“Bizim zavallı türümüzün öyle bir yaradılışı vardır ki, üzerinde çok yürünmüş bir yolda yürüyenler, yeni bir yol gösterenlere her zaman taş atarlar.”

– Voltaire

Sesini yükseltmeye ve görüşlerini ifade etmeye karar veren insanlar, diğerleri onlarla aynı fikirde olmasalar bile dünyanın en büyük atılımlarını başarmışlardır. Martin Luther King, ırk ayrımcılığına dair görüşünü açıklamamış olsaydı, insan hakları asla değişmezdi. Bir başka mükemmel örnek Nelson Mandela’dır ve tarih boyunca da birçoğu gelmiş geçmiştir.

Fikir belirtmek cesaret isteyen bir eylemdir

Düşüncelerinizi dile getirmeniz özellikle de başkalarının görüşleriyle çelişiyorsa cesaret ister. İnsanlar fikir birliği ile karşılıklı anlaşma yoluna giderler. Bir grubu riske sokanlar en azından ilk başlarda çoğunlukla reddedilirler. Bu reddetme onaylamama jestlerinden başlayıp gruptan dışlamaya kadar değişir.

konuşan insanlar

Çoğunluk tarafındakiler her zaman kendilerini empoze etmeye meyillidirler ve onlarınkine meydan okuyan bir görüş dile getirdiğimizde hemen kendimizi ön plana çıkarırız. Ve kendimizi azınlıkta hissettiğimiz böyle bir anda elbette üzerimizde psikolojik bir baskı hissederiz. Bu yüzden fikir belirtmek için cesur olmanız gerekir.

Bu adeta içgüdüsel bir konudur. İnsanların ayakta kalabilmesi için başka insanlara ihtiyacı vardır. Fiziksel ve psikolojik olarak yaşantınızı sürdürmeniz buna bağlıdır, çünkü tamamen yalnızsanız hayatta kalmanız sizin için oldukça zor olacaktır. Çoğunluğun fikirlerine karşı koyabilmeniz için hayatta kalma içgüdülerine meydan okumanız gerekir. Ve bu hiç kolay değil.

Bu konuda yapılmış bazı çalışmalar

50’li yıllarda Amerikalı psikolog Solomon Asch, mahalle baskısı ve etkileri üzerine çeşitli deneyler yaptı. Çoğunluktan uzaklaşmanın çok zor bir şey olduğunu gösterdi.

Deneylerinde, bazı bilim adamlarından diğerlerine yanlış cevaplar dayatmalarını istedi. Sonuç? Üzerinde çalışılan kişilerin neredeyse üçte biri yanlış olduğuna inandıkları halde çoğunluğun cevaplarına uymayı tercih etti.

Solomon Asch

Birkaç yıl sonra nöroekonomist Gregory Berns, kendilerini çoğunluktan izole eden bireylerin beyinlerinin nasıl değiştiğini araştırdı. Anlaşmazlıkların, korku gibi duyguları işleyen amigdaladaki aktiviteyi arttırdığı sonucuna vardı. Bu arada grupla birlikte hareket edenler daha düşük stres seviyeleri göstermiştir.

“Katılmıyorum” diyebilmenin önemi

Bir gruba uyum sağlamak, çoğunluğa karşı bir fikri dile getirmekten duygusal olarak daha kolaydır. Bununla beraber hepimiz sadece diğerlerini takip eden bir koyun sürüsü gibi davransaydık, muhtemelen totaliter yapının pekiştirilmesine katkıda bulunurduk ve kolektif bir ilerleme de olmazdı.

Kaliforniya Üniversitesinden araştırmacı Charlan Nemeth, jüri üyelerinden birinin çoğunluğa katılmadığı zamanlardaki jüri kararlarının daha adil olduğunu doğruladı. Bu anlaşmazlıklar, gerçeklerin ve koşulların yeniden gözden geçirilmesini sağlamaktadır. İçlerinden biri çoğunluğun görüşünü sorguladığında, onunla aynı fikirde olmayanlar görüşlerini kanıtlamak için daha fazla delil toplamaya kendilerini mecbur hissederler. Ve bu olumlu bir şeydir.

fikir belirtmek

Fikir belirtmek ve kendi görüşünüzü söylemek çok önemlidir. Kendinize karşı sadık olmalısınız. Elbette hatalı olabilirsiniz, ama bu hiç önemli değil. En temel şey, vicdanınızın size rehberlik etmesine ve farklı düşünme hakkınızı geri kazanmanıza izin vermenizdir.

Toplumsal bir varlık olarak farklı düşünenleri dinlemeyi ve kaç kişinin sizinle aynı fikirde ya da zıt fikirde olduğunu düşünmeden en mantıklı tartışmalara odaklanmayı öğrenmek önemlidir.

  • Delgado Herrera, O. (2006). El grupo de referencia y su influencia en el comportamiento del consumidor. Saberes. Revista de estudios jurídicos, económicos y sociales (2003-2014), 4, 20.