Eski Bir Zen Hikayesi: Nehri Geçmek

· Kasım 20, 2018

Eski Zen hikayesinde anlatıldığı üzere iki genç öğrencisinin eğitiminden sorumlu olan bir usta varmış. Öğrencilerin her ikisi de çok iyi öğrencilermiş, özverili ve disiplinlilermiş. Her ikisi de gelişerek Zen ustası olmak istiyormuş. Her gün, bunu elde etmek için ellerinden geleni yapıyorlarmış.

Usta, her şeyden önce mesafeliliği aşılamaya çalışmış. Zen felsefesinde bağlanma acı çekmenin ilk kaynağıdır. Mesafelilik, yaşamak ve diğerlerinin de yaşamasına müsaade etmek ise bu felsefenin ana amaçlarıdır. Mesafeli olmanın yolu mutluluğun temel bir bileşeni olan barış yoludur.

“Gerçek mutluluğun olduğu kadar yeteneğin de şartı tarafsızlıktır.”

– Jose Marti

Zen hikayesi, iki genç öğrencinin insanlara ve eşyalara her geçen gün daha da az bağımlı olmak için ellerinden geleni yaptıklarını anlatır bize. Sadece gerekli şeyleri yediler. Hatta bazı günler oruç tuttular ve bunu mutlulukla yaptılar. Giysileri basitti. Odaları ve yatakları mütevaziydi. Kendilerini daha iyi hale getirmek için uğraştıkları için bunların hiçbiri onlara fedakarlık gibi gelmedi.

Her şeyi değiştiren nehre yürüyüş

Bir gün, usta iki öğrencisinden kendisine yakındaki köye kadar eşlik etmelerini istedi. Köy çok yoksul olduğu için oraya yemek götüreceklerdi. Hikayeye göre bu iki öğrenci de bu isteği büyük bir hevesle kabul etti. Hatta ağır sepetleri yol boyunca taşımayı teklif ettiler. Köye geldiklerinde alçakgönüllü bir biçimde yemekleri verdiler. Başkalarına hizmet ettikleri için mutlu oldular.

Eve dönme vakti geldiğinde Zen ustası manastır yakınındaki ormanda yürüyüş yapmalarını rica etti. Saat erkendi ve üçü de çiçeklerin, gökyüzünün ve hayvanların güzelliklerini incelediler. Dahası, yakınlarda bir nehir vardı. Nehrin dupduru sularından içmek kadar ne mutlu edebilirdi onları?

zen hikayesi ve nehir

Uzun süre boyunca birlikte sessizlik içinde yürüdüler. Güneşin ve rüzgarın yüzlerindeki hissinin keyfini çıkardılar. Bitkileri kokladılar ve şakıyan kuşları dinlediler. Kısa bir süre sonra bir nehre ulaştılar. Orada bulacakları şeyi hayal bile edemezlerdi: onlara gülümseyen güzel bir kadın.

Zen hikayesi beklenmedik bir yola girer

İki genç keşiş yabancı kadının güzelliği karşısında vuruldu. İkisinin de gördüğü en güzel kadındı. Gerildiler ve yürümeye başladılar. Önce yavaşça, sonra hızlıca. Ayakları takıldı ve tökezlediler. Ne yaptıklarını tamamen unuttular; gözleri sadece kadını görüyordu.

İkisinin de ne kadar kızıştığını gören kadın onlara flörtöz bir şekilde gülümsedi. Sonrasında ise baştan çıkarıcı bir ses tonuyla onlardan nehrin karşısına geçmek için yardım etmelerini istedi. Genç adamlardan biri ona yardım etmek için koştu. Kadın ona manalı bir biçimde bakarken onu kollarının arasına aldı. Genç keşiş gülümsedi. Sonra nehri geçti ve kadını nehrin diğer kıyısında yere bıraktı. Ustası ve diğer keşişi bıraktığı yere geri döndü.

Usta genç öğrencisine dikkatle baktı ve yollarına devam ettiler. Diğer keşiş ne olacağını merak eder bir şekilde bekliyordu. Ustasına ve yoldaşına baktı. Sonra dudaklarını sıkıştırdı fakat hiçbir şey söylemedi. Sessizlik içerisinde manastıra ulaştılar.

Bir ders

Günler geçti ve keşiş hala bekliyordu. Ustanın yoldaşının uygunsuz davranışı hakkında neden hiçbir şey söylemediğini anlamamıştı. Nasıl olur da keşiş kadının çekiciliğine kapılıp ona ustasının gözleri önünde yardım edebilmişti? Bunu düşünmek bile onu öfkelendirdi.

Diğer keşiş sakindi. Düzenine devam etti ve öğrenci dostunun öfkesinin farkına bile varmadı. Ustası ile olan ilişkisi her zamanki gibiydi. Hiç biri güzel kadınla olan şeyler hakkında konuşmadı. Yoldaşının öfkesi artmaya başladı. Bir gün, buna daha fazla dayanamayacağına karar vererek ustasına şikayet etti.

yaşlı japon ve zen hikayesi

“Nasıl olur da, sizi nehrin kenarında bırakıp o yabancı kadınla flört etmeye gitmesine rağmen ona hiçbir şey söylememiş olabilirsiniz? Ona hiçbir şey söylemeyecek misiniz? Neden onu bencilliği ve düşüncesizliği için azarlamıyorsunuz? Şehvete yenik düştüğü için onu neden cezalandırmıyorsunuz? dedi keşiş ustasına.

Usta oturarak sessizlik içerisinde öğrencisine bir süre baktı. Sonra keşişin asla unutamayacağı bir şey söyledi: “Yoldaşın kadını alarak nehri geçmesine yardım etti ve onu karşı kıyıda bıraktı. Buna karşılık sen kendinle hiçbiri arasına mesafe koyamadın. Ne yoldaşınla, ne kadınla, ne de nehirle.”