Düşler Hakkında Seveceğiniz 10 İlginç Bilgi

· Kasım 6, 2018

Yaşadığımız zaman boyunca, rüyalar insanlık hep bir bilmece kaynağı olmuştur. Gördüğümüz bu rüyaları her zaman merak etmişizdir. Yıllar boyunca, insan aklı gece boyu gördüğü rüyaların gerçek olup olmadığını bilmiyordu. Son birkaç yüzyıl içerisinde ise, bu rüyaların anlamanın ötesine geçerek, gerçeklikle ilişkilendiren büyülü ya da mistik bir açıklamayı artık yapabilir hale geldik.

Rüyalar söz konusu olduğunda, Yunan mitolojisi ön plana çıkmaktadır. Eski Yunan mitolojisine göre, Thanatos’un ikiz kardeşi olan Tanrı Kaos’unun ya da Ölüm’ün iki oğlu vardı. Bunlar Nicte, ya da gece, diğeri ise Erebus, ya da cehennemin karanlığı olarak adlandırılırdı. Bu iki kardeşin de birer oğlu vardı: Hypnos, yani uyku tanrısı. Kaos ve ölüm gece ve karanlığa sebebiyet verip, bu birleşimden rüyalar ortaya çıkardı.

“Mutluluk benim için sağlam bir bünyeden, herhangi bir korku duymadan uyumaktan ve dertsiz tasasız uyanmaktan ibarettir.”

– Francoise Sagan

Sırasıyla, Hypnos’un de üç çocuğu vardı: Morpheus, Phobetor ve Phantasos. Morpheus, insanların rüyalarında görünen kişidir. Sevdiği birinin şeklini alır. Bu nedenle, ortaya çıkan herhangi bir insan figürü, Morpheus’un başka bir kişiliğinden daha fazlası değildir. Phobetor, hayvanların, Phantasos cansız nesnelerin resmedilmiş hali olarak rüyalarda görünürdü. Yunanlılar için, insanların gördükleri rüyalar, tanrıların oyunundan başka bir şey değildi.

Rüyalar, merak uyandıran tek konu değildi elbette. İlk olarak, bunlarda mitolojinin birer kaynağıydı ve daha sonraları büyüleyici verileri gün yüzüne çıkartan veya ortaya koyan bir bilim olarak evrildi. Aşağıdaki 10 ilginç bilgi, rüyalar ile ilgili en çok ilginizi çekecek olanlar olarak derlenmiştir.

rengarenk dönen beyin

1. Beyin aktivitesindeki sıra dışı artış

Uyuduğumuz zaman, dinlendirebildiğimiz tek şey vicdanımızdır. Dinlenmeyi bir kenara bırakın, beynimiz rüya gördüğümüz sırada bile yoğun bir tempo içerisinde çalışır. Uykudaki en derin safhalarda, yavaş dalgalar söz konusu olduğunda dahi, beyindeki aktivite oranı bir saniyeliğine bile durmaz.

Rüya gördüğümüz sırasında beynimizde meydana gelen bu aktivite, bazı aşamalarda, daha yavaş ve daha koordineli bir şekilde çalışan belirli bölgeler olarak vuku bulur. Bununla birlikte, sözde REM fazı sırasında gerçek bir aktivite patlaması vardır. Aslında, bu aşamada bir ensefalogram yapılırsa, uyanık bir insanınkine çok benzer bir sonuç ortaya çıktığını görürüz.

2. Yaşamımızın yaklaşık 6 yılını rüya görerek geçiriyoruz

Ne zaman uyursak, o zaman rüya görürüz. Bunun başka bir yolu yoktur. Uyandıkları zaman herhangi bir rüya görmediklerini söyleyen insanlar, sadece gördükleri rüyayı hatırlayamazlar, hepsi bu. Uyuduğumuz zaman, rüya görmemek gibi bir ihtimal yoktur. Bu bağlamda, rüya hakkında en çok sorulan sorulardan birine cevap vermiş olduk.

Yapılan araştırmalar, gerçek uyku evrelerinin 5 ila 20 dakika arasında olduğunu göstermektedir. Tüm bu rakamları alır ve küçük bir matematik hesabı yaparsanız, yaşamlarımızın yaklaşık 6 yılını, rüya görerek geçirdiğimiz sonucuna varırsınız. Bu istatistik için, bu verilerin elde ediliği zamandaki genel yaşam beklentisi referans alınmıştır.

kadın yatakta yatıyor

3. Kadın ve erkeklerin gördükleri rüyalar farklıdır

Rüya alanında yapılmış bazı araştırmalar, kadınların ve erkeklerin gördükleri rüyaları arasında ince farklılıklar olduğunu ileri sürmüştür. Bu iki farklı cinsin görmüş olduğu rüyalar arasındaki fark, her şeyden önce, içerik bakımından ortaya çıkmaktadır. Sahneler ve karakterler bir cinsiyetten diğerine değişir.

Bazı çalışmalara göre, erkekler, saldırganlık eylemlerinin olduğu senaryolar ve durumlar hakkında daha çok daha fazla rüya görmektedir. Öte yandan kadınlar ise,biraz daha uzun süren rüyalar görmekte, detaylar daha çok olup, durumlar daha karmaşık bir hal almaktadır.

4. Tüm rüyalar renkli değildir

Rüyalar hakkında bir başka sıkça sorulan soru ise, görülen her rüyanın renkli ya da siyah ve beyaz olup olmadığıdır. Rüya gören insanlardan elde edilen bilgiler ışığında, on kişiden sekizinin rüyalarının renkli olduğu ortaya çıkmaktadır. Herkesin görmüş olduğu siyah beyaz rüyalar vardır. Bununla birlikte, küçük bir yüzde asla gördüğü rüyayı hatırlamayı başaramaz ya da en azından renginin ne olduğunu hatırlayamaz.

Bir deneyde, bir grup insandan uyku ile ilişkili olduğunu düşündükleri bir renk grubu seçmeleri istendi. Bu istek, uyandıklarından hemen sonra kendilerine yapılmıştır. Hemen hemen tüm katılımcılar, pastel tonları işaret etmiştir. Buradan hareket ile, pastel renkler ile rüya görmeye eğilimli olduğumuz sonucuna varılabilir.

5. Olumsuz duygular daha yaygındır

Gördüğümüz rüyalar sırasında, sadece sahneleri ya da karakterleri görmek ile kalmaz, aynı zamanda pek çok duyguyu da yaşarız. Bu, Calvin Hall’un rüyalar hakkındaki kapsamlı araştırmasında da tam olarak kanıtlanmıştır. Bu araştırmacı, rüyalar ile ilgili 50.000 hikayeyi bir araya getirmeyi başarmıştır.

Beklendiği üzere, bu çalışma ile, uyurken her türlü duyguyu yaşadığımız kanıtlanmış oldu. Ancak, şaşırtıcı olan şey en çok tecrübe edilen duygunın ise kaygı olmasıdır. Ayrıca, görülen rüyalar sırasında korku ve öfke gibi diğer olumsuz duyguların da belirgin bir baskınlığı vardı.

adam yerde uyuya kalmış

6. Evrensel rüyalar var

Rüya konusunda uzman olan araştırmacılar, bazı tekrarlayan rüya temalarının olduğunu ortaya çıkarmışlardır. En çok merak edilen şey, çok farklı kültürlerde nasıl aynı oradan göründükleridir. İşte bu yüzden bu tür rüyalara “evrensel rüyalar” veya hepimizin bir rüya olarak gördüğü içerikler olarak adlandırıyoruz.

Evrensel manada görülen rüya temalarından biri de zulümdür. Ayrıca, neredeyse herkes bir saldırıya uğradığının ya da yüksek bir yerden bir boşluğa düştüğü şeklinde cereyan eden rüyalar görmüştür. Okulda zorbalığa maruz kalmak ya da çok sayıda seyircinin önünde çıplak bir şekilde kalma hali de benzer şekilde ortak rüya temalarındandır.

7. Eskiden sigara içenler daha canlı rüyalar görür

Anormal Psikoloji Dergisinde (Journal of Abnormal Psychology) yayınlanan bir makaleye göre, uzun süre sigara içen ve daha sonra sigarayı bırakan insanlar, normalden daha canlı rüyalar görmektedir. Başka bir deyişle, daha gerçekçi ve daha canlı olan rüyalar.

Sigarayı bırakan 243 kişi ile yapılan bir araştırmada,% 33’ü sigara ile ilgili rüya gördüklerini bildirmiştir. Bu durum, bıraktıktan sonraki bir ile dört hafta arasında vuku bulmuştur. % 97’si sigarayı bırakmadan önce, sigarayı bırakmak ile ilgili herhangi bir rüya görmediklerini ifade etmişlerdir.

siyah takım elbiseli adam sigara içiyor

8. Rüyalarda sadece bilinen insanlar ve nesneler görülür

Kanıtlanmış bir diğer gerçek ise, daha önce hiç tanışmadığımız insanları asla rüyalarımızda görmediğimizdir. Beyin, rüya sırasında yeni yüzler icat etmez. Rüyalarımıza gördüğümüz kişiler, bir noktada, çok öncesinde bile olsa, gördüğümüz insanlardır.

Karakterler gördüğümüz rüyalarda ne kadar saçma olursa olsun, asla hiç tanımadığımız kimseler değillerdir. Aynısı nesneler için de geçerlidir. Bazen bize tamamen yeni görünen nesneler birden rüyamızda ortaya çıkıverir. Bununla birlikte, bunlar bilinen nesnelerin bir bileşimi olarak vuku bulur.

9. Dış uyaranlar rüyalara müdahale eder

Yapılan bazı çalışmalardan sonra, “rüyanın birleşmesi” olarak bilinen olgu doğrulandı. Bu olgu, rüyalar hakkında en ilginç konulardan biridir. Bazen ortamın içeriğinin, rüya ile bütünleştiği gerçeğini ifade eder. “Tuhaf” olarak adlandırılabilecek bir şekilde bu iki kavram birbirleri ile birleşir.

Bu, örneğin, rüyasında okulda ya da sınıfta olduğunu gören biri için geçerlidir. Aniden, masa başındaki alarm sesi, rüyada duyulan okul zili ile birleşir.

deniz kıyısında saatler

10. Uyurken felç

Bu maddede, iyi bilinen ve korkulan “uyku felci” hakkında konuşmuyoruz. Bahsettiğimiz mevzu bahis, uyuduğumuz zaman ortaya çıkan fizyolojik gerçektir. Bazı hormonel bezler uykuya neden olan bir hormon salgılar. Daha sonra nöronlar, rahatlamak için omuriliğe sinyaller gönderir. Rüya ilerledikçe, artık sadece rahatlama değil, felç de vardır.

Burada, beyin mekanizmasının bir amacı vardır. Bir kişinin uyku sırasında herhangi bir zaman dilimi içerisinde “harekete geçmeye” başlayabileceğini düşünün. Bu, özellikle belirli ortamlarda bazı riskler içerir. Bu nedenle, bu sürecin yol açtığı felç, vücudun uyanana kadar dinlenmesini garanti eder.

Bilim bu güne kadar henüz bu konuyla ilgili tüm bilmeceleri ve merak duyulan konuları çözemedi. Üstelik, neden uyuduğumuz ve rüya gördüğümüzün tam nedenlerini de açıklayamamıştır. Her halükarda, dinlenmediğimiz de zaten biliniyor. Bu nedenle, rüyalar dünyası, her geçen gün kendisine uğradığımız ama tam olarak ne olduğunu bilemediğimiz bir derya olarak kalır.