Don Kişot Etkisi

Aralık 19, 2018

Miguel de Cervantes tarafından yaratılan Don Kişot karakteri korkunç bir savaşçıydı. Aslında değiştirme girişiminde bulunduğu mücadelesi kaba ve düşmancaydı. Ulaşılamaz olduğunu bildiği bir idealle değiştirmek istemişti.

Bu karakterden esinlenerek yapılan pek çok metafor mevcut. Tüm bunlar onun maceralarından sonra Don Kişot Etkisi diye bir şeye adını vermesini sağladı.

Don Kişot Etkisi farklı alanlarda meydana gelebiliyor. Dev olduklarını düşünen ve yel değirmenlerine karşı savaşan bir adamın analojisi var. Buna ülkeler arasındaki savaşlarda da rastlayabiliriz.

Ayrıca günlük hayatımızda da bu etkinin örneklerini görebiliriz. İşler bizim sandığımız gibi ilerlemiyorsa, biz olayları olduklarından farklı görüyorsak Don Kişot etkisine kapılmışız demektir. Başımız önde yel değirmenine çarparız.

“Ben Don Kişot. Bir şövalye olarak benim uzmanlık alanım etrafta dolaşmak. Kanunlarım: Yanlışları düzeltmek, iyilik yaymak ve kötülüklerden kaçınmak. Rahat bir yaşam, hırslar veya ikiyüzlülük benim ilgimi çekmiyor. Ben kendi şanım için en dar ve zorlu yolu arıyorum. Bu aptallara mu layık, cahillere mi?”

– Miguel de Cervantes Saavedra

Savaşta Don Kişot Etkisi

Don Kişot etkisi uluslararası ilişkilerde de geçen bir kavramdır. Daha somut konuşmak gerekirse ülkeler arasındaki savaşla ilgilidir. ABD-Vietnam Savaşı gibi tarihte bunun çeşitli örneklerini görebiliriz.

Bu savaşlarda, ülkeler, kendilerini kazanamayacaklarını bildikleri savaşların içine atarlar. Bölgenin kontrolünü ele geçiremeseler de savaşa girmekten geri durmazlar.

Elbette bu savaşlar yüzünden insanların ölüyor olması hiçbir şekilde haklı çıkarılamaz. Ancak ülkelerin savaş sayesinde fayda sağlayabilecekleri gerçeğinin bununla ilgisi yoktur. Bu savaşlar bir başka ülkeyi kurtarma bahanesiyle çıkabilir.

Ülkeler demokrasiyi yaymaya çalıştıklarını veya bir ülkeyi bir diktatörün elinden kurtarmaya çalıştıklarını söyleyebilirler. Ne olursa olsun bunlar tıpkı Don Kişot’unkiler gibi imkansız ideallerdir.

Irak Savaşını unutmayalım. Savaş, ABD tarafından Yakın Doğu’da demokrasiyi hakim kılmak amacıyla başlatılmıştı.

yel değirmeni

Histeresiz Olarak Don Kişot Etkisi

Sosyolojinin bakış açısıyla bakıldığında savaşlardaki Don Kişot Etkisi “histerezis”e (süre durum etkisi) karşılık geliyor. Sebep ve etkide gecikme olduğunda bu durum histerezis ile sonuçlanır.

Yani değişimi yaratması gereken neden ortaya çıkar ancak değişim beklendiğinden daha uzun zaman alır. Hatta hiçbir değişim ortaya çıkmayabilir.

Bunu sosyolojiye uygulayacak olursak, tarihin bize olayların meydana geliş biçimi hakkında ders verdiğini söyleyebiliriz. Tarih bize deneyim katar.

Yine de, öyle olacağını sansak da, tarih her zaman kendini tekrar etmeyebilir. Örneğin yeni bir yere taşındığımızda kısa sürede yeni yaşam tarzımıza alışacağımızı düşünürüz. Ancak bu her zaman olmaz.

Başka bilimleri dikkate almadan yalnızca edebiyatın ve tarihin etkisi altında kalmak olacaklar hakkında yanlış fikirlere kapılmanıza neden olabilir. Beyniniz bilişsel ön yargıları ve zihinsel kısayolları (kestirme yol) kullanır. Bu da mantığınızdan çok umutlarınıza güvenmenize neden olabilir.

Sisler altındayken hayallere kapıldığınızda Don Kişot Etkisi ortaya çıkabilir. Kutsal antik hayaletler bu sisi artırır. Bir açıdan onların Don Kişot’taki devler olduğu söylenebilir. Hiçbir zaman gerçek bir şekilleri yoktur ve sonunda dağılıp giderler.

“Bilim adamı çeşitliliğin içinde müşterek olanı arar. Esas olanı lüzumsuz olandan ayırır. İşte bu Sanco Panza’nın sürekli yaptığı şeydir. Don Kişot’un saçmalıklarında mantıklı cevaplar arar.”- Jorge Wagensberg

Habitus’ta Don Kişot Etkisi

Pierre Boudieu’ya göre Don Kişot etkisi habitus teorisinde kendine yer bulur. Habitus bizim belli bir şekilde davrandığımız, düşündüğümüz ve hissettiğimiz bir sistemdir.

Habitus sosyal sınıfımız tarafından belirlenir. Bu da diğer faktörlerin yanı sıra kültürel bilgi birikimi, eğitim ve ekonomik sermaye gibi şeylerin etkileşiminden oluşur.

Habitus sistemleri insanların birbirine benzer çevrelerde yaşayıp birbirine benzer yaşam tarzları edinmelerine yol açar. Örneğin aynı çevrede oturan insanlar kitaplar, filmler ve spor konusunda benzer zevklere sahip olma eğilimi gösterirler.

Aynı şekilde bu kişilerin davranışları da birbirine benzer. Ancak tipik davranışlarımızından farklı şekilde davrandığımızda alışkanlıklarımızı değiştirebiliriz.

Bu yüzden habitus bize sınırlar koyar. Bize neyin mümkün olup neyin mümkün olmadığını söyler. Buna rağmen, daha önce dediğimiz gibi bu sınırların üstesinden gelebiliriz. Çünkü habitusun bize imkansız olduğunu söylediği şey her zaman imkansız değildir.

sancho panza

Çevremizdeki güçlü değişimler habitusu değişmeye zorlayabilir. Bu tür değişimlerle karşılaşıldığında, habitus uygun bir şekilde değişirse, iyi bir düzeltme yapılmış olur.

Öte yandan böyle bir şey olmadığında “habitus histersizi” meydana gelir. Bu da Don Kişot Etkisidir. Bu durumda düşünceleriniz, hisleriniz ve davranışlarınız geçerli duruma uygun değildir. Bunun sebebi habitusun geçmişte kalmış olmasıdır. Çevre değiştiğinde bile habitus aynı kalmıştır.

Neyse ki Sancho Panza gibi dostlara sahip olma şansınız vardır. Sizden çok farklı olsalar bile size yardımcı olabilirler. Bu tür arkadaşlar size maceralarınızda eşlik ederler ve olaylara farklı bir bakış açısıyla bakmanızı sağlarlar ki o bakış açısı gerçeğe daha yakın olan açı olabilir.