Dayanıklılık: Acılarınızdan Ders Alma

· Şubat 6, 2017

Dünya genelindeki psikologlar ve bilim adamları insanların deneyimlerini nasıl hayatlarına kattıklarını ve daha sonra üzerlerine neleri nasıl inşa ettiklerini anlamaya çalışıyor. Bu çalışmalar dayanıklılık üzerine olan çalışmaların temelini oluşturmuştur.

Dayanıklılık, büyük acıların ve güçlüklerin üstesinde gelme kabiliyetidir. Travmatik olaylar (araba kazaları, cinsel istismar, boşanma, terk edilme, kovulma, vb.) yaşayan kişilerin üzerine dayanıklılık ile ilgili pek çok çalışma yapılmaktadır. Bazı kişiler yüksek seviyede dayanıklılık sahibi olup, diğerlerine göre daha fazla bireysel ve profesyonel güç göstermişlerdir.
bir-yolda-yurumek

“Acılarım büyüdükçe kısa sürede anladım ki durumuma iki farklı şekilde cevap verebilirdim: acıya öfkeyle karşılık vermek veya acıyı yaratıcı bir güce dönüştürmenin yollarını aramak. İkinci yolu takip etmeye karar verdim.”

– Martin Luther King

Gerçek anlamda dayanıklı olan birkaç insan örneğine bakabiliriz ve bu insanların zor hayatlarının bize nasıl önemli bir örnek teşkil ettiğini anlayabiliriz. Bu kişiler acılarını kendilerine avantaj olarak kullanabilecekleri bir çeşit ayrıcalığa dönüştürmüşlerdir.

“Zor bir hayat yaşamak bir ayrıcalıktır.”

Indira Gandhi

Yukarıdaki videolar sırasıyla Nick Vujicic ve Lizzie Velásquez‘in hikayeleri ile ilgilidir. Bu iki insan insanların onlar hakkında ne düşündüklerine karşı koymanın önemini herkesin önünde açıklayan motivasyon konuşmacılarıdır. 

İkisi de pek çok insan tarafından gülünç ve önemsiz bulunmuşlardır, ve ikisi ile de dalga geçilmiş ve aşağılanmışlardır, ancak onlar tüm bu saldırıları görmezden gelmişler ve tıpkı diğer insanlar gibi olduklarını göstermişlerdir. Onlar, iyimserliğin ve gücün mesajlarını hayatları boyunca “farklı” olarak tanımlanmış herkese iletebilecek kapasitededirler. 

Bu iki insan da zorlu mücadelelerle karşılaşmış olan dayanıklı insanlara harika birer örnektir. Yenilgiyi kabul eden bir tutum benimsetmekten veya toplumun üzerlerine yaftalamaya çalıştığı kurban etiketini kabul etmektense, hayatlarının değerli olduğuna ve acılarının ön plana çıkmaması gerektiğine inanmaktadırlar.

Önemli olan acı çektikleri süre boyunca aldıkları dersler ve öğrendikleri şeylerdir. Kendinizi koşulsuz severek ne isterseniz o olabilirsiniz. Bu zenginlik ve şöhret ile ilgili bir şey değildir. Daimi bir hüsran olmaksızın kendi hayatınızı yaşamaktır.

İşte bu nedenle direnme ile dayanıklılık aynı şeyler değildir. Direnme, sabırlı bir tahammül anlamına gelirken ve pasif bir güçten bahsederken, dayanıklılık ise tüm dirence ve acılara karşı üstün gelir. Dayanıklılıkta bir dezavantaj sosyal bir kabiliyete, bir amaç hissine ve çok iyi gelişmiş bir duygusal zekaya dönüşmeye başlayabilir.

Bu makaleyi en ünlü mahkum kişiden bahsetmeden bitirmek istemeyiz: Nelson Mandela. Kendisinin 27 yıllık hapis cezası, serbest kalmak adına barışçıl bir mücadele örneği ortaya koymasına ve engelleri aşmasına engel olamadı. Bizler de kendisinin bu değerli örneğini takip etmeliyiz.