Çok Hassas Kişiler ve Onları Duygusal Olarak İhmal Eden Aileleri

Ağustos 10, 2019
Duygusal olarak çocuklarını ihmal eden aileler onların diğer çocuklardan daha beceriksiz olduklarını düşünürler. Onlar çocuklarının hassasiyetini bir tür kırılganlık olarak görür ve bu yüzden çocuklarını cezalandırırlar. Bu tarz yetiştirme oldukça ağır sonuçlara neden olur.

Bazen çok hassas kişiler kendilerini duygusal olarak ihmal eden bir ailede yetişmek zorunda kalabilirler. Bu, ne ebeveyninin ve ne de kardeşlerinin aynı kişisel özellikleri paylaşmasından ileri gelir. Pek çok durumda, onun yanlış anlaşıldığı hissine kapılmasına neden olur.

Çok hassas kişiler oldukça duygusaldır. Fakat duygusallıktan uzak bir çevrede yetişmek onların terk edilmiş hissetmesine neden olur. Yine duygusal olarak onaylanmayıp, desteklenmeme durumu da kendilerinde bir sorun olduğuna inanmalarına sebep olur.

Carl Jung çok duygusal bir kişiyi tarif ederken, özündeki belirli duygusallıktan dolayı kendi realitelerini farklı bir şekilde gösteren kişi diye ifade etmiştir. Bu yüzden nüfusun %20’sinin hiçbir negatif yönü olduğu söylenemez. Aslında çalışmalar göstermiştir ki; onların beyinleri daha farklı, benzersizdir.

Aslında çok hassas bir kişinin ADRA2B denilen bir genetik varyasyonu vardır. Bu farklılık norepinefrin adı verilen bir çeşit çok özel bir nörotransmitteri etkiler. Onların daha hassas bir sinir sistemine sahip olmalarının sebebi budur. Bu insanlar daha çok empati yapar ve daha çok bağlanma becerileri ve uyarılara karşı daha çok reaksiyon gösterme özellikleri vardır.

Bu konuyla nasıl ilgileneceklerini bilen ve aşırı hassas olan çocuklarını destekleyen birçok aile vardır. Ama diğer aileler böyle hassas olan çocuklarına karşı ihmalkar davranırlar ve bu da potansiyel olarak onları incitir.

“Hassasiyetin korkulacak bir şey değil.”

– Elaine N. Aron

kırmızı montlu çocuk

Çok hassas kişiler: Duygusal olarak ihmal eden ailesi onları nasıl etkiler?

Duygusal olarak yakınlarını ihmal eden aileler sadece onların ihtiyaçlarından habersiz değildir. İhtiyaçlarını ihmal etmenin yanında, onlara müdahale etmeyi ve hatta bundan dolayı onları cezalandırmayı tercih ederler. Bu durum onların hayatlarında derin izler bırakır.

Çok hassas çocuklar da bu sorunu yaşarlar. Onların anlaşılmalarına ya da bu harika özelliklerini meşrulaştırmalarına izin verilmez. Çocukluklarından beri dış dünyadan kendilerini korumaları gerektiği öğretilir. Kendi içlerinde bir alan oluşturup, orada görünmez olabilecekleri bir sığınak yapmaya çalışırlar. İçlerindeki bu alanda duygularını baskı altında tutarlar, böylece kimse onları bu duygularından dolayı cezalandırmaz.

İnsanlar çok hassas kişilerin ihtiyaçlarını görmezden gelmenin onlara karşı bir taciz olduğunu bilmiyor. Doktor Jonice Webb’e göre birçok aile hassas olmayı düzeltilmesi gereken bir özellik olarak görmektedir. Onlara göre hassasiyet bir acizliktir. Bu yüzden çocuklarını cezalandırırlar ya da daha yetenekli olduklarını düşündükleri diğer kardeşleriyle veya arkadaşlarıyla karşılaştırırlar.

İşte bu yüzden çok hassas çocuklar ve onların eğitimi hakkında kilit unsurları anlamak çok gereklidir.

Çok hassas olmak genetik bir özelliktir: Onu değiştiremezsiniz

İster öyle doğmuş olun, isterse olmayın… Başta da belirttiğimiz gibi yüksek hassasiyet küçük bir genetik dönüşümün sonucudur. Bu özellik insanı acıya, görsel ve işitsel uyarıcılara karşı daha hassas hale getirir. Belli bazı giysiler, televizyon sesleri, birçok insanın aynı anda konuşması onların rahatsız olmasına sebep olur.

Bu durumu değiştirmek imkansızdır. Onları bu kişiliğinden veya onları inciten hislerinden dolayı cezalandırmak onlara zarar verebilir.

gün batımını seyreden çocuk

Hassasiyet bir acizlik değildir

Duygusal olarak çocuklarını ihmal eden aileler çocuklarına açık bir mesaj iletirler: Sen farklısın ve sende olumsuz bir özellik var ve onu düzeltmelisin. Sanki sanatı ve müziği sevmek için doğmuşsun ve sana bunları sevmeni kim söylediyse aptalcadır. Bu tür anne ve babalar çocuklarının müzik dinlemesini veya resim yapmasını da yasaklayabilirler.

Fakat yüksek hassasiyet bir acizlik değil, tam tersi anlaşılması gereken doğuştan bir yetenektir.

Duygular ve her bir insanın onları idrak etme ve çevresiyle ilişkilendirme şekli cezalandırılıp, yasaklanamaz. Bunu yapmak çok ciddi sonuçlara yol açabilir:

  • Düşük öz saygı.
  • Güçlü ilişkiler kurmada zorluk.
  • Sosyal etkinliklerde çekimser olmak.
  • Şiddete karşı hassasiyet.
  • Kendi kişiliklerini kabullenmede zorlanma ve daha olgun ve kendinden emin bir kişilik geliştirme.

Duygusal açıdan ihmalkar bir ailenin bıraktığı etkiler nasıl aşılır?

Duygusal açıdan yakınlarını ihmal eden bir ailenin bıraktığı etkileri aşabilmek mümkün mü? Çok hassas kişiler hayatlarının bir noktasında bazı şeyleri üstlenmeye zorlanır. Her şeyden önce inkar edilemez gerçeği anlamaları gerekir: Kendilerinde hiçbir sorun yoktur ve cezalandıracak bir durum da söz konusu değildir. Dünyayı farklı algılamak bir doğuştan yetenektir.

Aslında, bu yetenek gerçeği bir camın arkasından görmek gibidir. Renkler ve ışıltılar harikadır, ama ışığın etkileri daima acı verici olur.

aydınlanmış göz

Yüksek hassasiyeti olan insanlar aciz insanlar değildir. Gerçekte yüksek potansiyele sahiptirler. Onların öz saygılarını arttırmak, kendilerini kabul edişlerini desteklemek ve onların duygularını nasıl yöneteceklerini bilmek şüphesiz en iyi araçlardır.

Çoğu insanın gerçekte çok hassas olan kişileri algılamamaları da önemli bir konudur. Aslında onlar hakkındaki gerçeklerin hoşlanacak birçok yönü vardır. Önemli olan şey birbirimize saygılı olmak ve anlamaktır, tabi ki her birimizin içindeki sihirden ödün vermeden.

  • Aron, Elaine (2017). El don de la alta sensibilidad. Madrid: Obelisco
  • Sohst, Katrin (2017). El poder de la sensibilidad: cómo identificar a las personas altamente sensibles y qué podemos aprender de ellas. Ariel