Çocuklarınıza Bağırmanızın Doğurabileceği 2 Sonuç

10 Eylül, 2018

Çocuklarımıza bağırmamızın sonuçlarının ne olacağını düşünmek kendimizi kontrol etmemizi ve bağırma isteğimizin önüne geçmemizi sağlar. Bağırma isteğinin nereden kaynaklandığını ve sebeplerini analiz etmek bu davranışı değiştirebilmenin anahtarıdır.

Hepimiz çocuklarımızı saygıyla eğitmenin ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Ayrıca onları cezalandırmaktan veya onlara bağırmaktan kaçınmak için başvurabileceğimiz pek çok kaynak ve araç var. Böyle bile olsa bunaldığımız bir anda çocuklarımıza bağırma isteği duyabiliriz. Sonuçta da kendimizi kötü bir ebeveyn gibi suçlu ve hüsrana uğramış hissederiz.

Ancak bazı aileler bu tür davranışların neden olabileceği negatif sonuçların farkına varmazlar. Bu yazıda çocuklarımız büyüdüğünde onların hayatına etki edebilecek en tehlikeli iki sonuçtan bahsedeceğiz.

“Doğruları bağırarak söylemek onları daha doğru yapmaz.”

– Alejandro Casona

1. Çocuklarımıza bağırmak onların özsaygılarını etkileyebilir

Bağırmak sabrımızın ve toleransımızın azaldığı mesajını verir. Bir şeyle ilgili kendimizi çaresiz hissettiğimizde sesimizi yükseltme ve bir şeyleri bağırarak ifade etme eğilimi gösteririz. Ancak çocuklarımıza bağırmamız onlara bir şeyleri yanlış yaptıkları mesajını verebilir. Sözümüzü dinlemeleri için bağırıyor olsak bile, onlara bağırmamız beklentilerimizi karşılayamadıklarını düşünmelerine neden olabilir.

üzgün erkek çocuğu

Bu durum sürekli olduğunda, onlara yanlış bir mesaj vermiş oluruz. Ne yaparlarsa yapsınlar, doğru bir şekilde yapamayacaklarını düşünmeye başlayabilirler. Ayrıca hiçbir zaman tatmin olmayacağımızı ve yaptıkları hiçbir şeyin bizi mutlu edemeyeceğini düşünebilirler. Bir şeyleri doğru yapamadıkları hissi ve bu nedenle bağırılmayı hak ettikleri düşüncesi büyük ihtimalle beyinlerine kazınıp hayatları boyunca onların peşini bırakmayacaktır.

Çocuğumuzun özsaygısının temeli dış faktörlere dayanır. Rol modelleri sevgi ve kabullenme göstererek onları istedikleri her şeyi başarabileceklerine inandırmalıdırlar. Bu onları sahte bir özgüvenle doldurmamız gerektiği anlamına gelmiyor. Bazen de hüsrana uğramalılar. Ancak onlardan beklentilerimizin yaşlarına ve bilgi birikimlerine uygun olması önemlidir. Her şeyin ötesinde çocuklarımızın kusursuz olmadığının farkına varmak zorundayız.

“Söyleyecek bir şeyi olmayan herkes bağırır.”

– Enrique Jardiel Poncela

Çocuklarımıza karşı anlayışlı olmak

Örneğin, sabah aceleyle çocuklarımızı okula götürürken genellikle onlara bağırırız. Aslında çocuklarımızın yapmaları gereken şeyleri bizim kadar hızlı yapmalarını beklemememiz gerekir. Onların “hızı” yaşlarına ve kendi başlarının çaresine bakabilme yetilerine göre değişecektir. Belki de hazırlanmak ve zamanında okula yetişebilmek için yardıma ihtiyaçları vardır.

Onlara yeterince zaman tanımazsak veya kapasitelerinin üzerinde olan bir şeyi yapmalarını istersek, isteğimizi karşılayamamaları çok normaldir. Bunun sonucunda bir de onlara bağırırız ve başarısız oldukları hissini yaşatırız. Bu tür durumlarda aldıkları mesaj yetersiz olduklarını düşündüğümüz için onları sevmediğimizdir.

Misyonumuzun onlar daha özgür daha kendi kendine yetebilen bireyler olana kadar onlara yardım etmek olduğunu unutmamalıyız. Zamanla çocuklarımız doğru bir şekilde davranmaya başlayacaklardır. Ebeveynlerine saygı duyacaklar, ev işlerine yardımcı olacaklar ya da odalarını temizlemeyi ihmal etmeyecekler. Ancak bunları korktukları için değil rollerini anladıkları ve kendi kendilerine her şeyi başarabileceklerini düşündükleri için yapıyor olacaklar.

“Bir konuda tartışırken, gerçeği söyleyen bağıran değil, argümanlarını düzgün bir şekilde birbirleriyle ilişkilendirebilen kişidir.”

– Fernando Savater

2. Bağırmak duygularını yanlış yönetmeyi öğrenmelerine neden olur

Çocuklarımızın rol modeli olmalıyız. Kendimizi kaybedip onlara sürekli bağırırsak, bu, soğukkanlılığımızı kaybettiğimiz anlamına gelir. Böylece kendimizi kontrol edemeyen kişiler olduğumuz mesajını vermiş oluruz. Çocuklarımız bizden bağırmanın stres karşısında verilebilecek uygun bir tepki olduğunu öğrenirler. Bu davranış şeklini kabullenirler ve büyük ihtimalle gelecekte aynı şekilde davranırlar.

“Annenin bağırması ve çocuğun ağlamasıyla başlayan bir hayat nasıl bir hayat olur?”

– Baltasar Gracián

birbirlerine bağıran baba ve çocuk

Bu yüzden duygularımızla baş etmeyi öğrenmek bizim sorumluluğumuzdur. Korksak da, yorulsak da, öfkelensek de küçük çocukların karşısında kendimizi kontrol etmeliyiz. Stres nedeniyle çocuklarımıza bağırmak onlara yalnızca öfkenin başkalarına kötü davranmak için yeterince iyi bir sebep olduğunu öğretir.

Attıkları her adımda endişeli ya da canımız sıkkın hissetmemiz onların suçu değildir. Zor da olsa onları yeni şeyler öğrenmeleri ve kim olduklarını keşfetmeleri için cesaretlendirmeliyiz. Bizim rolümüz, maceralarında onlara eşlik etmektir. Ayrıca negatif duygularımızın kaynağını da keşfetmeliyiz.

Belki de onları bizim istediğimiz gibi davranmaya zorluyoruz ve böylece kendileri gibi davranmalarına engel oluyoruz. Belki de acı çekmelerinden veya kendilerine zararı dokunacak bir şey yapmalarından korkuyoruz. Onları korumak veya davranışlarını yönlendirmek için bile olsa çocuklarımıza bağırmak iyi bir fikir değildir. Kendi başlarının çaresine bakabileceklerini düşünerek onlar için her şeyin yolunda gideceğine inanmak daha iyidir.

“Kendini ve dengesizliğini bağırarak gürültüyle ifade etmesi beni şaşırtıyor. Öyle ki gürültünün onu gerçekten mutlu ettiğinden ya da sessizlikten korktuğundan şüphe etmeye başladım.”

– César González Ruano

Sonuç

Bu yazıda çocuklarımıza bağırmanın en olumsuz etkilerinden bahsettik. Bu davranış çok zararlı olduğu için ebeveynler duygularını kontrol etmeyi öğrenmek zorundalar. Ayrıca sorunlarını çözmenin ve anlaşmazlıklarla yüzleşmenin daha etkili yollarını da öğrenebilirler.

Ancak daha önce çocuğunuza bağırdıysanız kendinizi bunun için cezalandırmayın. Kimse kusursuz değildir. Önemli olan çok kötü sonuçlar doğuracağını bildiğiniz bu davranışı hemen değiştirmeniz.