Baba Olmak Hormonal Değişimleri Tetikleyebilir

14 Kasım, 2020
Araştırmalar gösteriyor ki, baba olmak hormonal değişimlere sebep olabilecek kadar komplike ve muhteşem bir deneyimdir.

Baba olmak bazı erkekler için oldukça yoğun hislerle dolu bir deneyimdir. Hatta öyle ki bazı babalar annelerin anne olduklarında yaşadığı şeye benzer bir deneyim yaşayabiliyor. Bazı araştırmalar, babalarda da birtakım fizyolojik değişimler olduğunu saptamış.

Araştırmalara göre, biyolojik açıdan bakacak olursak, erkekler babalık yapmayı sağlayan hatta bu süreçten keyif almayı mümkün hale getiren bir fizyolojiyle doğar. Bu yüzden, çocuk yetiştirme kısmına çok dahil olmayan babaların bu kadar fazla olması daha çok kültürel faktörlerden kaynaklanıyor.

Anne olmanın her kadın açısından farklı bir anlama gelmesine benzer şekilde, erkekler de babalık konusunda birçok farklı deneyim yaşıyor. Bizim kesin olarak bilebildiğimiz tek şey şu; doğa hem kadın hem de erkeklere ebeveynliğin ne kadar anlamlı ve ödüllendirici olduğunu hissettiren bir kavrama yetisi vermiştir.

“Baba olmak bence hayata dair bakış açısını kaçınılmaz olarak değiştiren bir şey. Asla yeterince uykumu alamıyorsunuz. Ve hayattaki en basit şeyler sizi tamamen tatmin edebiliyor. Bazı şeyleri artık eskisi kadar yapmıyorsunuz, mesela dışarıda daha az vakit geçiriyorsunuz.”

– Hugh Jackman

bebeğini tutan bir baba

Babalıktaki hormonlar

Emory Üniversitesi’nde yapılan ve Hormones and Behavior (Hormonlar ve Davranışlar) dergisinde yayınlanan bir araştırma, baba olmak ile hormonal değişimler arasındaki ilişkiyi yakından inceledi. 1-2 yaşlarında çocuğa sahip sağlık bir grup gönüllü toplayarak bu araştırmayı yürüttüler.

Araştırmacılar katılımcıların beyin aktivitesini emar kullanarak gözlemledi. Her katılımcıya çocuğunun fotoğrafı, tanımadıkları bir çocuk fotoğrafı ve tanımadıkları bir yetişkin fotoğrafı gösterdiler.

Bu şekilde şunu keşfettiler; katılımcılar kendi çocuğunun fotoğrafını gördüğü zaman beyin sisteminin ödül ve empati ile ilgili kısmındaki sinirsel aktivitede artış oluyordu. Bu “aşk hormonu” olarak bilinen oksitosin üretiminde artış olduğuna işaret ederDaha önceden yapılan araştırmalar ise aynı durumu kadınlarda gözlemlemişti.

Bu veriler, 2014 yılında yapılan ve PNAS dergisinde de yayınlanmış bir araştırmanın bulgularını destekler nitelikte. Ayrıca, çocuklarına birincil bakıcılık yapan babaların annedekine çok benzer bazı beyin aktiviteleri sergilediklerini de gözlemlemişler.

Doğum sonrası depresyonu

Doğum sonrası depresyonu yeni doğum yapan bazı kadınların yaşadığı üzüntü, boşluk hissi ve duygusuzluk deneyimidir. Tahminlere göre kadınların %30’unu etkiler. Doğum yapan bazı kadınlar ise doğumdan sonra psikoza benzer çok yoğun bir deneyim yaşıyor.

Tıp dergisi Pediatrics‘te yayınlanan Dr. Craig Garfield’in yürüttüğü bir araştırma ise hikayenin diğer tarafını gözler önüne seriyor. Bu araştırma, babalardan birçoğunun doğum sonrası depresyon belirtileri gösterdiğini keşfetti. Araştırmacılar, çocuğuyla daha az vakit geçiren babalarda bu semptomların daha belirgin şekilde görülebildiğini de ekledi.

Edinilen verilere göre ilk kez baba olanların %10’u bu belirtileri gösteriyor. Ayrıca babalardaki doğum sonrası depresyonu bebeğin üç ila altı aylık bir döneme ulaşmasıyla baş gösteriyor. Anneler içinse genelde doğumdan kısa bir süre sonra başlıyor.

Bu konun bir başka uzmanı Francine de Montigny adındaki Kanadalı bir psikoloğa göre her 10 babadan bir tanesi doğum sonrası depresyonu yaşıyor. Montigny bu semptomları tetikleyen şeyin, babalık yapmayı becerememe ve annenin sevgi ve ilgisiyle yarışacak olma korkusu olduğunu iddia ediyor.

ağlayan bebeğinin başında üzgün duran baba

Bugünlerde baba olmak

Özellikle ataerkil toplumlarda babalığın değeri düşürülür. Babalık daha çok çocuğu geçindirme sorumluluğunu almak ve çocuğun duygularıyla daha az ilgilenmek olarak görülür. Ancak son zamanlarda birçok baba çocuğunun yetişme sürecine tam anlamıyla dahil olmaya çalışıyor. Bu babalar her zaman bir denge kurulabileceğinin kanıtıdır.

Bahsettiğimiz araştırmalar da bu fikri destekliyor. Hatta baba olmanın pozitif hormonal değişimleri tetiklediğini de gözler önüne seriyor. İlk araştırmada bahsedilen oksitosin artışı aslında mutluluğa en yakın olan hisse ulaştırır.

İkinci bahsettiğimiz araştırma ise doğum sonrası depresyona sebep olan faktörlerin fizyolojik olmaktan çok psikolojik olduğunu göstermişti. Bunların göz ardı edilemeyecek gerçekler olduğunu artık hepimiz biliyoruz.

Baba olmak muhteşem bir şeydir. Sorumluluğunu tamamen alır ve kendinizi bu deneyime teslim ederseniz mutluluğunuza da katkısı olacaktır. Elimizdeki mevcut veriler, erkeklerin de bu güzel deneyimin tadına varabilmesi için desteğe ve anlayışa ihtiyacı olduğunu gösteriyor.

Mazzo, C. M. F., & Almeida, J. M. T. D. (2020). El significado de ser padre en la actualidad: un estudio en el enfoque gestáltico. Revista da Abordagem Gestáltica, 26(1), 26-37.