Anankastik Kişilik Bozukluğu Nedir?

Aralık 3, 2016

Julio işinde çok başarılı bir insandır. Genç yaştan beri işlerini çok iyi yapmayı sevdiğini, gündelik ev işlerinin ve ev ödevlerinin “fena” olmadığından emin olmak için saatlerini harcadığını söyler. Kendisini düzenli, tertipli ve mükemmeliyetçi bir tip insan olarak tanımlar.

Kendi sözcükleriyle: İşler ya mükemmel bir şekilde yapılır ya da hiç de iyi yapılmaz ve geri dönüp onları tekrar yapmak gerekir. Detaylar onun hoşuna gidiyor ve Julio, işlerin uyum içinde, programlı ve süreklilik içinde olmasından yana. Kendisini şu anda iş yaşamında tecrübe ettiği başarı düzeyine yükselten şeyin işlerini yapış şekli olduğunu düşünüyor. Yine de o, bunun yeterli olmadığı görüşünde.

Julio’nun Nesi Var?

Bu bakış açısından yola çıkarak; Julio’nun başarılı, iş başında oldukça olumlu bir şekilde görülen, çalışkan, düzenli bir insan olduğunu ve hiçbir sorununun olmadığını düşünebiliriz. Ancak gerçek şu ki, Julio’nun kişiliği yaşamının diğer alanlarında çatlaklar oluşturuyor. Julio, anankastik kişilik bozukluğu olarak bilinen psikolojik bir rahatsızlık yaşıyor.

Bu tip bir kişiliğe sahip olan insanlar, yüksek mükemmeliyetçilikleri ve koşulları kontrol etme istekleri tarafından tanımlanırlar. Mükemmeliyetçi olmak, işlerin mümkün olduğunca iyi gitmesini istemek ve onun için çaba harcamak anlamına gelmez. Bu normal ve istenebilir bir şey olurdu. Aksine, mükemmeliyetçi insanlar yaptıkları işlerin mükemmel olmak zorunda olduğunu iddia ederler. Sorun ise, mükemmelliğin olmamasıdır. Böylece kişi, başka bir kişinin çok daha az bir sürede yapabileceği bir şeyi yaparak saatler hatta günler bile harcayabilir ya da onu mükemmel bir şekilde yapamamak korkusuyla işi bırakma veya erteleme eğiliminde olur.

Mükemmeliyet için şiddetli arzuları, ortaya koydukları sonuçlar ile onların asla mutlu olmamasına sebep olur. Çünkü onlar hep daha iyisini yapabileceklerini düşünürler ve sonuç olarak bu onlarda, acı çekmelerine ve başarılarından zevk almamalarına sebep olan yüksek düzeyde kaygıya yol açar.

Bu insanların düşünce şekline kutuplaşmış düşünce adı verilir. Bu demek oluyor ki, durum ya iyidir ya da kötü; ya siyah ya da beyazdır. Ya mükemmelsin ya da tam bir fiyasko ve asla mükemmelliğe erişemedikleri için başarılarına rağmen, kendilerini başarısızlıklarını düşünürken bulurlar.

Böyle kişilikli insanlar genellikle kendilerini yalnızca işlerine adarlar. Her ne kadar patronları onları izin yapmaya zorlasa da, onlar hiçbir zaman izin kullanmazlar. İş onların önceliğidir ve genellikle işlerinden kopmadan, diğer aktivitelerini yapmadan her gün eve iş getirirler. Bu tutumları yüzünden açıkça görülüyor ki, boş zaman aktiviteleri artık onların planlarında yer almadığı için sosyal ilişkileri ve duygusal ilişkileri kötüye gider. Üstelik aktivitelere katılırlarsa rahatsızlık duyarlar ve kendilerini boşa zaman harcıyor gibi hissederler.

Başkalarına görev veremedikleri için ya da başkalarından gelen yardımları kabul edemedikleri için iş arkadaşlarıyla ilişkileri de zordur. Çünkü başkalarının yeteri kadar becerikli olmadığını düşünürler.

Tüm bu karakter özelliklerinden anlaşılabileceği üzere bu kişilerin asıl düşüncesi, işleri mükemmel bir şekilde yapma isteği ve yoğun bir şekilde başarısız olma ya da hata yapma korkusu ve endişesidir.

Julio Ne Yapabilir?

Kişilik bozukluklarını iyileştirmenin zor olduğu doğrudur. Ancak ilaç tedavisi ile birleştirilmiş psikoterapi bu hastalara yardımcı olabilir.

İlk önce, mükemmeliyetçilik ve otorite hakkındaki hatalı düşünceler üzerinde çalışmak gerekli olacaktır. Bu kişiler için hedef; mükemmelliğin gerçek dışı bir kavram olduğunu, aslında öyle bir şeyin var olmadığını ve bizim sıkıntı çekmemize, agresif ve kavgacı olmamıza ya da çevremizden uzaklaşmamıza ve duygusal olarak kendimizi soyutlamamıza neden olan bir şeyi başarmaya çalışmamızın bize sadece endişe ve hayal kırıklığı getireceğini öğrenmek ve içselleştirmek olmalıdır.

Kişi, kendisinin hata yapmasına izin vermelidir. Hatasız insan olmaz ve insan olduğumuza göre hata yapabiliriz, yapmalıyız da. Hatalar yapmak, hayatımızın herhangi bir alanında gelişmemize ve öğrenmemize izin verir. Hata yapmak bundan daha fazlası değildir. Bir hatayı kesin bir başarısızlık olarak görmek de gerçek dışıdır ve kişiye, bu gerçek dışı şeyi yapmaya çalışmamasında ve daha mantıklı olmasında yardım etmeliyiz.

Sosyal ilişkilerden ve boş zamanlardan zevk almayı öğrenmek de çok gereklidir. Bu kişiler, iş ile ilgisi olmayan aktivitelere katılmanın ve boş zamanların tadını çıkarmanın gereksiz olduğunu düşünür. Ancak gerçek şu ki, dünyadaki tüm insanların dinlenmeye, ara vermeye ve sonrasında daha iyi bir performans göstermek için enerji toplamaya ihtiyacı vardır.

Kişilik ve davranışları sonucu hem fiziksel hem de zihinsel olarak bitkin hissederler ve bu yüzden biz, onlarla bu düşünceler üzerinde çalışmalıyız ki her şey için zamanın olduğunu ve dinlenmenin, zevk almanın sağlık için fiziksel ve psikolojik olarak gerekli olduğunu anlasınlar.

Böyle bir kişiliğe sahip olan insanlar, kendilerine şu soruyu sormalı, “Eğer sonunda bu görevi başaramazsam başıma en kötü ne gelebilir?” Böyle düşünmek birçok kez kafamızda kurduğumuz felaketlerin ve kötü düşüncelerin, imgelerin  en sonunda var olmadığını fark etmemize yardımcı olur.

Kaygılı zihin sürekli aslında yaşanan şeyden daha kötü bir şey yaşanacağını düşünür ki, bu da sorunları çözmeyi daha güç hale getiren gereksiz endişelere sebep olur.