Zor Durumda Kaldığımız Zamanlarda En İyi Müttefikimiz Aklımızdır

10 Şubat, 2018

Omuzlarımızın üstünde taşıdığımız şey en değerli varlığımızdır. Tabi ki burada aklımızdan bahsediyoruz. Aklımızın işleyişi o kadar muktedir ve acayiptir ki kaderimizi yazan kalem asıl odur.

Birkaç yıl önce, beynimizin potansiyelinin sadece %10’unu kullandığımız düşüncesi popüler bir inanış halinde yaygınlaşmıştı. Daha sonra, işlerin bu kadar da basit olmadığını gördük. Bazı konularda sınırlarımız bellidir, dikkatimizi bir şeyin üzerinde tutmak ya da kısa süreli hafıza gibi.

beyne dokunan iki el

Aklımız kaynaklarımızı kaydetmek ister

Bu yüzden, zihnimizin yapabileceklerinin sonsuz olduğu gerçeğini netleştirdik. Ancak, davranışlarımızı incelediğimizde çoğuna etki eden etkenin zihinsel programlama ya da rutinler olduğunu görürüz. Bazı rutinlerde, yaptığımız eylemler ile bilincimizdekiler arasında bir kopukluk yaşanır. Çamaşır yıkamak, yemek yapmak ve bildiğimiz bir yolda araba sürmek gibi şeylerden bahsediyoruz. Yaptığımız eylem o kadar tanıdık ve bilindik gelir ki düşüncelerimizi yönetirken aklımızı özgür bırakırız ve bu düşünceler bulunduğumuz andan kopuk bir halde gelişir.

Buna ek olarak başka bir şey daha olur. Aklımız otoregülasyon yaparken akıllıca davranır ve doğası gereği, harcadığı enerjiyi her zaman en aza indirmeye çalışır.

Atalarımız için bazı temel besin maddelerine ulaşmanın ne kadar zor olduğunu bir düşünelim. Bütün günlerini avlanarak ve avlarının arkasından koşarak geçiriyorlarsa neden etkin bir beyne ihtiyaç duysunlar ki? diye düşünebilirsiniz. Aslında, örnek verirsek, en iyi sporcuların ortak bir özelliği olduğu kanıtlanmış: uzun süreli ve yoğun efor sarfettikleri sırada beyin oksijenasyonlarının daha iyi olduğu. 

Zihnimizin enerjisini boşa harcamak istemediği gerçeğini net bir şekilde kabul etmek gerekir. Enerjisiz kalacağından korkar ve yaptığımız aktivitelerin çoğunu “oto-pilot” modunda yürütür. Böylece, belki de kapasitemizin sadece %10’unu kullanmadığımızı anlayabiliriz. Ancak, kullanmadığımız büyük bir kısmının olduğu da doğrudur. Kesin bir yüzde oranı belirlemenin önemi yoktur. Asıl önemli olan bu durumun yaratacağı sonuçları bilmektir.

Aklımızın kullanmadığımız kısmı -teorik olarak böyle olsa da her zaman istisnalar vardır- yaratıcılıkla ve alışılmışın dışında çözümler bulmakla ilgilenir. Değişime karşı gelmemiz, değişimin beynimizin bu idareli kullanma politikasına ters düşmesiyle açıklanabilir. Belki de bir şeyleri yaparken en iyi yöntemi kullanmıyoruz, ancak mevcut olanı yenisiyle değiştirmek kesinlikle daha fazla enerji harcayacağımız anlamına gelir. 

yanan ampul

Pratik zeka neden önemlidir?

Haydi Ortaçağ’da bir yolculuğa çıkalım ve bir davalının duruşmasına katılalım. Bu duruşmada yargıç, ne yapıp edip sanığa hüküm vermek isteyecektir. Ancak, bu tavrının fark edilmesini de istemez. Bu yüzden, davalının işini şansa bırakmayı teklif eder. Söylenilene göre, birbiriyle aynı iki tane zarfı bir kutuya koyar. Bir tanesinde “masum” diğerinde ise “suçlu” yazmaktadır.

Elbette yargıç her ikisine de suçlu yazmıştır. Tabi ki davalı da yıllardır aynı yargıçla cebelleştiği için bunu yapacağını tahmin etmiştir. Sizce davalı ne yapmıştır? Onu ele verebilir fakat varsayımı kesin çıkmazsa cezaya çarptırılacaktır. Diğer yandan, eğer doğruysa da muhtemelen yargıcın işine son verilecektir. Ancak bir sonrakinin daha iyi olacağından emin olamaz.

Sonuçta zarflardan birini yer. Daha sonra, yargıcın seçmiş olduğu zarfta ne yazdığını ancak kutuda kalan zarfa bakarak anlayabileceklerini söyler çünkü böylece orada yazanın tersini seçmiş demektir. Elbette, kutudaki kağıtta suçlu yazıyordur. Bu şekilde davalı serbest bırakılır, yargıç ise bu durumdan hiç hoşlanmaz. 

Günümüze dönersek, bizim kapasitemiz de bu zeki davalınınkine benzer. Ayrıca, bunu hayatımızı kurtarmak ya da geliştirmek için kullanabiliriz. Burada aklımızdan bahsediyoruz. Her şeyi kontrol edemeyeceğimiz bir gerçek. Fakat çoğu zaman kontrolümüzü düşündüğümüz sınırların ötesine taşıyabildiğimiz de bir gerçek. Bu yüzden, tahmin etmek ile bilmek ve pratik zeka ile tekrarlamak arasındaki fark, gerçek potansiyelimizi gösterir.