Mide Ağrısı ve Ruh Sağlığı Arasındaki İlişki

· Şubat 5, 2019

Anksiyete ve stres, fizyolojik bir dengesizliğe neden olabilecek zihinsel sağlık problemleridir. Bu dengesizlik, mide ağrısı gibi çeşitli şekillerde kendini gösterebilir. Bu nedenle, günlük endişe seviyenizi kontrol etmekte fayda var. Çünkü ruh sağlığı ve esenliğinize dikkat etmek, genel refahınızı arttırmanın mükemmel bir yoludur.

Psikolojik düzeyde gerçekleşen her şey kaçınılmaz olarak fiziksel seviyeyi etkiler. Bu nedenle, zihinsel dengeyi korumak, herhangi bir şekilde rahatsızlıktan korunmak için esastır. Günlük sorunlar kaçınılmaz olmasına rağmen, insanlar ideal olarak huzurlu bir ruh hâlini korumalı ve sorunlarının bu huzuru bozmasına izin vermemelidir.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Dünya Bankası Grubu ile yaptığı ortak basın açıklamasında, depresyon ve anksiyete tedavisine yatırım yapmanın dört kat geri dönüşe yol açtığını, yaygın zihinsel bozuklukların dünya genelinde arttığını bildirdi.

“İnsani acil durumlar ve devam eden çatışmalar, tedavi seçeneklerinin büyütülmesine duyulan ihtiyacı daha da artırıyor. WHO, acil durumlarda, her 5 kişiden en az birinin depresyon ve anksiyeteden etkilendiğini tahmin etmektedir.”

– Dünya Sağlık Örgütü

1990 ve 2013 arasında, kaygı ya da depresyonu olan kişilerin sayısı küresel ölçekte% 50 arttı. Başka bir deyişle, bugün 615 milyon insan bu rahatsızlıklardan muzdarip olabilir.

ruh sağlığı ve vücudumuz

Ruh sağlığı bir öncelik olmalı

Arthur Kleinman, Harvard Üniversitesinde Tıbbi Antropoloji ve Psikiyatri profesörü ve ruh sağlığı sağlık konusunda ünlü bir uzmandır. Kleinman, sosyal ızdırap ve ruh sağlığı ile ilgili çeşitli çalışmalar yürütmüştür.

Ruh sağlığı çok büyük bir halk sağlığı meselesidir. WHO’na göre “öncelikle psikososyal danışmanlık ve antidepresan ilaç tedavisi gibi ölçeklendirme tedavilerinin tahmini maliyetleri 147 milyar ABD Doları” civarındadır. Bununla birlikte, aynı zamanda, faydaların maliyetlerden çok daha ağır bastığı bildirilmiştir.

“En çok ihtiyacı olanlara ve bu kişilerin yaşadıkları topluluklara tedavi sağlamalıyız. Aksi hâlde, ruh hastalıkları, insanların ve ekonomilerin potansiyelini engellemeye devam edecektir.”

– Arthur Kleinman

Bu anlamda, WHO, ruh sağlığı hizmetlerini küresel ölçekte genişletmenin esas olduğunu bildirmektedir. Sonuç olarak, bu hizmetler tüm sosyoekonomik seviyelerde nüfusun tamamına refah sağlamayı mümkün kılacaktır.

WHO ayrıca Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından onaylanan Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin, 2030 yılına kadar bulaşıcı olmayan hastalıkların yol açtığı erken ölümlerin üçte birinin azaltılmasını önerdiğini açıklamaktadır. Ruh hastalıklarının önlenmesini ve tedavisini teşvik ederek bunu başarmayı planlamaktadır.

Karın ağrısını tedavi etmek

Karın ağrısının üstesinden gelmek gerçekten zor olabilir. Bu nedenle, sürekli karın ağrısından muzdaripseniz, endişe seviyenizi düşürmeniz tavsiye edilir, zira semptomlarınızın nedeni endişe ve stres seviyeniz olabilir. Uzun süreli semptomlarınız varsa, yapılacak en iyi şey, nedeni ve doğru tedaviyi tanımlayabilecek bir uzmana danışmaktır.

Genel olarak, endişe hazımsızlığa ve akut bir mide ağrısına neden olur. Bu durum genelde zamanında tespit edilememektedir. Karın ağrısı, günlük bir kaos içinde yaşamanın bir sonucudur. Yaşadığınız kaygılar vücudunuzu etkiler.

“Ruh sağlığı küresel bir insani ve kalkınma önceliği olmalıdır ve bu her ülke için geçerli olmalıdır.”

– Arthur Kleinman

Mide ağrısı kronik hale geldiğinde, hasara yol açar. İyi uyuyamazsınız, sindirim sisteminiz bozulmaya başlar ve zihinsel durumunuz olumsuzluklara açık olur.

karın ağrısı ve ruh sağlığı

Bir rahatsızlık hissetmeye başladığımızda, bir uzmana gitmek en iyisidir. Kısacası, mide ağrısı veya başka türlü rahatsızlıklar, herhangi bir anormalliğin tespit edilebilmesi için zamanında tedavi edilmesi gereken bir uyarıdır.

Bu fiziksel dengesizlik, tüm vücudumuzdaki sistemleri etkileyecektir. Genel refahımızı etkileyen bir rahatsızlığa neden olacaktır. Mide ağrısı, yaşamımızda değiştirmemiz gereken bir şeyin olduğuna dair bir işaret olabilir. Bu değişiklikleri yapmadığımız takdirde sağlığımızı yitirme riskiyle karşılaşabiliriz.