Liderlik ve Kadın Ayrımcılığı

Haziran 17, 2021
Geleneksel olarak toplum, liderliği her zaman erkeklere özgü bir şey olarak görmüştür. Kadınları sorumluluk sahibi pozisyonlarda görmeye gitgide daha fazla alışıyor olsak da, kadın liderlerin oranı hala çok küçük.

Birçok insan cinsiyetler arasındaki hak eşitsizliğinin geçmişte kaldığını düşünüyor, ancak bu gerçeklerden çok uzaktır. Hala kadınlara zarar veren bir şekilde erkekleri destekleyen bir toplumda yaşıyoruz. Feminist hareketin öncü olduğu ilerlemelere rağmen maçoluk hala var. Bu makalede, özellikle liderlik ve onu çevreleyen kadın ayrımcılığı hakkında konuşacağız.

Toplumumuzun derinlerine kök salmış maçoluğun varlığının en dikkate değer kanıtlarından biri, liderlik pozisyonlarında kadınların olmamasıdır. Geleneksel olarak toplum, liderliği her zaman erkeklere özgü bir şey olarak görmüştür. Kadınları sorumluluk sahibi pozisyonlarda görmeye gitgide daha fazla alışıyor olsak da, kadın liderlerin oranı hala çok küçük.

Liderlik konusunda kadın ve erkek arasındaki farklar

Son yıllarda araştırmacılar, liderlik ve kadın ayrımcılığı arasındaki ilişkiyi keşfetmeye çalışmak için farklı çalışmalar yürüttüler. Araştırdığımız en eski hipotezlerden biri, liderlikte erkekler ve kadınlar arasında farklılıklar olup olmadığıdır. Özellikle, kadınların iktidar pozisyonlarında az sayıda olmasının nedeninin bunlar olup olmadığı sorgulanmıştır.

geride bırakılan kadın

Eagly ve Johnson 1990 yılında liderlik üzerine 162 çalışmanın bir meta-analizini yaptılar. Güç pozisyonlarındaki kadın ve erkeklerin farklı davranışlarını analiz ettiler. Sonuçlar, liderlerin davranışlarında cinsiyet farklılıkları olduğunu gösterdi.

Erkekler daha otoriter, saldırgan ve görev odaklı olma eğilimindedir. Ancak kadınlar daha demokratik, katılımcı bir üslupla, sağlıklı ilişkilere yöneliyor. Her iki tarz da günümüz toplumunda var olan cinsiyet klişeleriyle yakından ilişkilidir.

Liderlik çalışmaları bize demokratik, katılımcı ve ilişki odaklı liderlerin olmayanlardan daha etkili olduğunu gösteriyor. Peki, “iyi lider” özelliklerine sahip bu kadar kadının çok fazla güç pozisyonuna sahip olmaması nasıl mümkün olabilir?

Liderlik ve kadın ayrımcılığı: Etkileri

Şimdi, maçoluk nedeniyle ortaya çıkan ve kadınların liderlik pozisyonlarına erişimini engelleyen iki etkiden bahsedeceğiz. Açık bir cinsiyet eşitsizliği olmamasına rağmen, toplumumuzdaki örtük maçoluğun genel olarak kadınlar üzerinde eşit derecede zararlı bir etkiye sahip olduğunu anlamak önemlidir.

Kadın ayrımcılığı ve cam tavan etkisi

“Cam tavan” terimi, kadınların yöneticilik veya liderlik pozisyonlarına ulaşmasını engelleyen görünmez bir engelin varlığına atıfta bulunur. Cinsiyet klişelerinin etkisi bu engelin arkasındaki nedendir.

Liderliğin sadece bir bireyle ilgili olmadığını, çünkü takipçiler gerektirdiğini unutmayın. Kadınları çevreleyen önyargılar nedeniyle, takipçilerin lider olarak meşruiyetlerini reddettiklerini görüyoruz. Ayrıca, güç pozisyonlarını erkek cinsiyetiyle ilişkilendirme konusunda güçlü bir eğilim var. Yazar Virginia E. Schein, bu fenomene atıfta bulunarak “yönetici düşün-erkek düşün” terimini ortaya attı.

Öte yandan, cam tavan çimento çatıya yol açar. Çimento çatı, kadınların kendilerini güç pozisyonlarına ulaşmaktan sınırladıkları durumları ifade eder. Benzer şekilde, bu aynı zamanda cinsiyet kalıp yargılarındaki örtük maçoluk nedeniyle de olur, bu da kadınları toplumun onlardan beklediğini yapmaları gerektiğine inandırır.

uçurumun gerisinde kalan kadın

Cam uçurum etkisi

Kadınların güç pozisyonlarına ulaşmasının zor olduğunu daha önce belirtmiştik. Yani, liderlik ile kadın ayrımcılığı arasında açık bir ilişki olduğunu gösterdik. Fakat bir kadın liderlik pozisyonuna ulaştığında ne olur? Cam uçurumun tezahür ettiği yer burasıdır.

Cam uçurum, kadınların liderlik pozisyonlarına ulaştıklarında kendinden emin olmama eğiliminde oldukları gerçeğini ifade eder. Ayrıca, bu pozisyonlar daha yüksek başarısızlık riskine sahiptir ve eleştiriye açıktır. Görünüşe göre “yönetici düşün-erkek düşün”, liderlik pozisyonu daha riskli şeylerle uğraştığında etkili olmayı bırakıyor.

Bu nedenle, şirketlerin daha büyük başarısızlık riskleri içeren güç pozisyonlarını doldurmaları gerektiğinde, genellikle bir kadın ararlar. Sonuç olarak “kriz düşün-kadın düşün” olgusuyla karşılaşıyoruz. Bunu açıklamaya çalışan temel hipotezler, kadınların krizleri yönetme konusunda daha yetenekli olduğunu söyleyenlerdir.

Sonuç olarak, toplumumuzda cinsiyet eşitsizliğinin hala var olduğunu anlamak önemlidir. Bu sorunla savaşmanın, liderlik ve kadın ayrımcılığı arasındaki ilişkiyi besleyen tüm sosyal, kültürel ve eğitimsel yönleri araştırıp eleştirel olarak farkında olmak gibi bazı yolları vardır.