Kişisel Sorumluluk: Ayakkabınızdaki Taş Siz Misiniz?

21 Eylül, 2020
Ayakkabınızın içindeki psikolojik taşlarla ilgili ne yapabilirsiniz? Kişisel sorumluluk sahibi olmak bu işin anahtarı! Daha fazlasını öğrenmek için okumaya devam edin!

Kişisel sorumluluk olmadan ilerleme, başarı ve zafer olmaz. Buna karşılık, bu kavramın psikolojik boyutu sosyal alan üzerinde büyük bir etkiye sahip. Hepimiz eylemlerimiz ve davranışlarımız için biraz daha fazla sorumluluk alsaydık, belki de başka türden, daha gelişmiş ve saygı dolu bir gerçekliği şekillendiriyor olabilirdik.

Bir konferansında Viktor Frankl, Amerika Birleşik Devletleri halkının ikonik Özgürlük Anıtı’na başka bir isim vermesi gerektiğini söyledi. Bu ünlü psikiyatriste göre, bu anıtın Sorumluluk Anıtı (Statue of Responsibility) olarak adlandırılması gerekiyordu.

Bu öneri, her duruma uygulanabilecek bir fikre dayanıyordu: Özgürlük, insana özgü bir yetidir ve ancak sorumluluk yoluyla yerine getirilebilir.

Sorumlu olmak, kendinize bakmak ve her eylemin veya hareketin bir sonucu olduğunu bilmek anlamına gelir. Aynı şekilde, psikoterapist Albert Ellis’in de belirttiği gibi, birçok insan belirli sorumluluklardan kaçınmayı veya bunlardan saklanmayı onlarla uğraşmaktan daha kolay buluyor.

Örnek olarak, psikologların terapi seanslarında gördüğü bir şey, insanların başlarına gelenlerin sorumluluğunu tam olarak alamamaları. Bu, mutsuzlukları nedeniyle eşlerini, akrabalarını, iş arkadaşlarını veya politikacıları suçlamalarını kolaylaştıran bir savunma mekanizması aslında. Böylece insanlar, değişimin anahtarının kendi içlerinde olduğunu bilmeden rahatsızlıklarını başkalarına yansıtırlar.

Kişisel konuların sorumluluğunu almak sizi depresyondan uzak tutacaktır

Kişisel sorumluluk, ayakkabınızdan çıkarmanız gereken taş

Bazen ayağınızda bir rahatsızlık hissiyle veya topallayarak yürürsünüz. Ayağınız ağrır, ayakkabınız sizi rahatsız eder ve her adım attığınızda içinde sizi inciten bir şey olduğunu hissedersiniz. Yine de neyin yanlış olduğunu bulmaya yeltenmezsiniz. Oturup o sinir bozucu taşı ortadan kaldırmak yerine, yürüdüğünüz yolu veya giydiğiniz “kötü” ayakkabıları suçlarsınız.

Ancak, hayatın bazen, özellikle de kendi hayatlarının kontrolünü eline almayan ve kendi sorunlarını çözmeye çalışmayanlara pek de adil olmadığını unutmayın.

Kendi esenliğinizden siz sorumlusunuz

Konfüçyüs, içimizdeki şeyin size dışarıdan çok saldırdığını söylemiştir. Başka bir deyişle, evet, etrafınızı saran şeyin mutluluk şansınızı belirlediği önemli bir gerçeklik. Aslında, sosyal ve ekonomik faktörlerin veya travmatik bir çocukluğun sizi koşullandırabileceği de doğru. Ancak, kendi esenliğinizin ana düşmanı yine sizsiniz. Geçmişinizi veya çevrenizi suçlamayın!

Bu nedenle, kişisel sorumluluk, faydalı değişiklikler yaratmak için kendinizle nasıl ilişki kuracağınızı bilmekten ibaret olacaktır. Peki bunu nasıl yapacaksınız? Cesur kararlar vererek, harekete geçerek, neye ihtiyacınız olduğunu bilerek ve kendiniz üzerinde çalışarak. Hepsinden önemlisi, başkalarını suçlamayı bırakmalı ve yaratmak istediğiniz gerçeklikte başrole sahip olduğunuzu kabul etmelisiniz.

Ayrıca, dünyaya kimsenin mükemmel bir akıl sağlığı ve zorluklara dayanıklı bir karakterle gelmediğini unutmamak da çok ama çok önemli. Nasıl daha iyi olacağınızı öğrenmelisiniz, bu da kendi kendinize uygulayacağınız psikolojik terapinin size yardımcı olabileceği başka bir alan. Bunu yapmak, sizi dengeli bir yaşama ve iyileştirilmiş bir hayat standardına yaklaştıracak değişiklikler yaratmak için stratejiler sunmaya çalışır.

“Ebeveynler, çocuklarına yalnızca iyi tavsiyelerde bulunabilir veya onları doğru yollara yönlendirebilir, ancak bir kişinin karakterinin şekli kendi ellerinde yatar.”

– Anne Frank

Başkaları bir şeyler yapar ama bununla ilgili nasıl hissedeceğinize siz karar verirsiniz

“Ayakkabınızın içindeki taş” birçok şekilde olabilir. Bazen bunlar huzurunuzu ortadan kaldıran, sizi kötü bir ruh haline sokan ve hatta kızdıran şeyler olacaktır. Diğer zamanlarda da, duygusal anlamda sorun yaratacak bir ayrılığın veya başka bir hayal kırıklığının da acısını taşıyabilirsiniz.

Bu durumların hepsi size tanıdık geliyor değil mi?. Bu durumlarda almanız gereken kişisel sorumluluk, aynı zamanda kendi duygularınızı kontrol etmeyi de içeriyor.

Sanki ayakkabınızdaki o can sıkıcı ve acı verici taşmış gibi düşünün ve o acıyı her zaman yanınızda taşıyamayacağınızı bilin. Taşı bulmalı ve kaldırmalısınız! Bu, her şeyden önce maruz olduğunuz duygusal etkiyi kabul etmek ve anlamak anlamına geliyor. Bundan sonra, onu düzenlemeniz, önlemler almanız ve nihayetinde yeni kararlar almanız gerekecektir.

University College London’daki (UCL) Bilişsel Sinirbilim Enstitüsü tarafından yürütülen bir araştırmanın da açıkladığı gibi, duygusal sorumluluğunuz üzerinde çalışmak sizi mutluluğa daha çok yaklaştıracaktır.

Yolunuzda yürümeye devam edin

Başarısızlığı kabul etmek ve ilerlemek için kişisel sorumluluk

Hayatınızı yaşarken, yol boyunca sadece taş bulmazsınız. Ayrıca çıkmaz sokakları ve tehlikeli uçurumları da göreceksiniz. Evet, kimsenin sizi beklenmedik durumlara hazırlamadığı doğru. Aslında, bu tür durumlar başınıza geldiğinde iki seçeneğiniz var.

İlk ve en kolay seçenek geri çekilmek, teslim olmak ve geldiğiniz yoldan geri dönmek. Ancak, tabii ki, bu yapılacak olan doğru şey değil. Kişisel sorumluluk aynı zamanda öngörülemeyen olayların hayatın bir parçası olduğunu anlamanız gerektiği anlamını da taşıyor. İnsanlar hata yapar ve sıkıntılar farklı şekillerde ortaya çıkabilir.

Peki ikinci seçenek nedir? Sorumlu, cesur ve kararlı olmak. Evet, başlangıçta bir adım geri atacaksınız, ancak yalnızca ivme kazanmak için.

Son olarak, kendi rahatsızlığınız için başkalarını suçlamaya devam edemeyeceğinizi de anlamanız gerekiyor. Tekrar mutlu olmayı hak ediyorsunuz! Bununla birlikte, kararlar vermeniz ve her şeyden önce kendi hayatınız için sorumluluk almanız gerekir.

  •  McKay, Gary (2002) How You Feel Is Up To You: The Power of Emotional Choice (Mental Health). Impact