Aşağılanmak: Bir Kimlik Saldırısı

14 Ekim, 2018

Bazı duyguları çok yoğun hissediyoruz. Suçluluk, öfke, hüzün ve öfke bunlardan bazıları. Ancak bahsetmediğimiz bir şey vardır. Bu öyle güçlü bir şeydir ki bizi paramparça edebilir: aşağılanmak.

Küçük düşürülmek, üzerimizde derin bir etki bırakan olumsuz bir duygudur. Ne yaparsak yapalım dalga konusu olacağımızı, değersiz ve vasat olduğumuzu hissetmek… Bazen uzun bir süre boyunca taşıdığımız bir çarmıh hâlini alır bu duygu.

“İnsanların, diğer insanları küçük düşürerek kendilerini onurlandırmaları benim için daima bir gizem olmuştur.”

– Mahatma Gandi

Küçük düşürülmek beynin acıyla ilgili bölgelerini harekete geçirir

Amsterdam Üniversitesi’nde görevli araştırmacılar, 46 gönüllünün farklı duygusal tepkilerini karşılaştırdıkları bir çalışma yürüttüler. Araştırmacılar, bir ekranda hakaret ve iltifat sözcüklerini izleyen katılımcıların beyin dalgalarını analiz ettiler.

Katılımcılara, bazı hikâyeler anlatıldı ve kendilerini kahramanın yerine koymaları istendi. Böylece empati yoluyla duygularına bağlanmaları kolaylaşacaktı. Örneğin; durumlardan biri bir arkadaşla buluşmaktı. Ardından buluşacakları kişi onları görür görmez başını çevirip gidecekti.

Araştırmacılar, aşağılanma hissinin, sevinçten çok daha hızlı ve yoğun beyin aktivitesine neden olduğunu keşfettiler. Öfkeden daha negatifti ve beyindeki acı bölgelerini aktive ediyordu.

Aşağılanmak beyindeki acı bölgelerini harekete geçirir.

küçük düşmek

İltifatlar neşe uyandırsa da, aşağılanma hissi bu hoş duygudan çok daha yoğundu. Ama en inanılmaz şey, öfkenin aşağılanma ve küçük düşürülmenin yol açtığı hislerin yanında çok hafif kalmasıydı. Hakaretler pek çok katılımcının üzülmesine ya da öfkelenmesine yol açarken aşağılanma çok daha negatifti.

Aşağılanma ve küçük düşürülme gündelik hayatın bir parçası

Aşağılanma ve küçük düşme, günlük hayatımızda sıkça yaşadığımız bir duygudur. Esasen pek çok insan, yalnızca başkalarını küçük düşürerek iletişim kurabilmekte ve iyi bir şey yaptıklarını sanmaktadır. Ne var ki bu tür kişiler, söylemek istedikleri şeyi daha güzel ve uygun bir şekilde ifade etmek için gerekli empati yeteneğinden yoksundur.

Mesela, oğlunun arkadaşını öven bir anne düşünelim. Oğlunu, arkadaşıyla karşılaştırıyor. Farkında olmadan, kendi oğlunun başarılarını gözardı ediyor. Bu anne, oğlu ve arkadaşının yanında bu karşılaştırmayı yaptığı takdirde, oğlu kendini çok aşağılanmış hissedecektir.

Bu gibi durumları günlük hayatımızda, özellikle iş yerinde çok sık yaşarız. Bu duygu ilişkileri bile işgal edebilir. Bir kişi karşısındaki kişiyle dalga geçip kendini küçük hissetmesine neden olduğunda bu durum yaşanır. Küçük düşürme, genellikle derin ve uzun süre iyileşmeyen yaralar yaratan nahoş ve yoğun bir duygudur. Öz güvenimizi etkileyerek daha sonra bu güveni yeniden inşa etmemizi zorlaştırır.

başkalarını küçük düşürmek

Aşağılanma ve benlik saygısı

Aşağılandığımızda ya da küçük düşürüldüğümüzde neler yapabiliriz? Aşağılanmanın bize üzerimizde derin bir etki bırakmasını nasıl engelleyebiliriz? Bizi bu kadar rahatsız etmesine nasıl engel olabiliriz?

İşin sırrı, kendimizi tanımak ve kendimize değer vermektir. Karşımızdaki kişinin fikrine kendi fikrimizden daha fazla güç vermemektir. Kim olduğumuzu bilmek ve başka kimsenin bizi tanımlamasına izin vermemektir. Özetle, işin sırrı kendi öz güvenimizi korumak ve böylece şüpheye düştüğümüz zamanlarda öz güvenimizi geri kazanabilmektir.

Bunu başarmak için iç diyaloğumuza çok dikkat etmeliyiz: kendimizle nasıl konuştuğumuza bakmalıyız. Kendimize güzel şeyler mi söylüyoruz yoksa “Çok aptalım”, Bu işte çok kötüyüm” ya da “Darmadağın hâldeyim” gibi negatif şeyleri tekrar edip duruyor muyuz?

Kendimize iyi davranmalı, kendimize değer vermeli ve kendimizi sevmeliyiz. Başkalarına hoşgörülü oluyorsak, neden kendimize karşı da hoşgörülü davranmıyoruz? Hata yapmanıza izin verin, kimse mükemmel değildir.

Kendimize o kadar çok değer verelim ki başkalarının bizi aşağılama girişimlerine kayıtsız kalalım. Çünkü başkalarının bizi aşağılamalarını engelleyemeyiz, ancak bunun bizi etkileme biçimini değiştirebiliriz.

“Beni yerimden eden bir eşek olmasına rağmen , başka bir insanı küçük düşürmenin o kişiyi gereksiz yere acımasız bir kadere maruz bırakmak olduğunu öğrendim.”

– Nelson Mandela

Artık aşağılanmanın bizim kimliğimize bir saldırı olduğunu ve bize acı çektirmeye yönelik bir girişim olduğunu anladığımıza göre eyleme geçelim. Kendimize değer vermeye başlayalım: Başkalarının onayına bağımlı olmayalım ve bunun yerine kendimize güvenelim.