Yaşantısal Kaçınma Bozukluğu Belirtileri Nelerdir?

10 Aralık, 2019
Yaşantısal kaçınma bozukluğunun belirtileri nelerdir? Duygularımızı nasıl daha iyi kontrol edebiliriz? Tüm bunları ve daha fazlasını bu enteresan yazıda keşfedin!

Belki de olumsuz düşüncelerinizden ve size neden olabilecekleri acılardan korkarak kaçan bir insansınız. Bunlar yaşantısal kaçınma bozukluğunun belirtileridir ve bu yazıda, bundan kaçınmak için ne yapabileceğinizi anlatacağız.

Her ne pahasına olursa olsun, her durumda mutlu olmamız beklenen bir “mutluluk kültüründe” yaşıyoruz. Sorun şu ki, bu duruma ulaşmadığımız zaman, kendimizi sinirli hissediyoruz. Bu da bizi daha da mutsuz ediyor ve bizi çok rahatsız ediyor.

Mutluluk Kalıcı Değildir

Gerçek şu ki, mutluluk veya duygusal refahımız asla kalıcı değildir. Kendimize “mutluyum” diyemeyiz çünkü bu basitce doğru değildir.

Mutluluk bir yaşam tarzı değil, bir durumdur. Kendimizden bahsederken “bazen mutluyum, bazen değilim” dememiz daha mantıklıdır. Duygular birçok farklı değişkene bağlı olarak gelir ve gider.

Kalıcı bir biçimde duygusal olarak iyi olmaya çalışmak, bizi acının daha da derinliklerine iten bir hayaldir. Örneğin, endişeli, üzgün olmaktan veya acı çekmekten kaçındığımızda, aslında rahatsızlığımızı ikiye katlıyoruz. “İyi olmalıyım” ya da “Mutlu olmalıyım” dediğimizde üzerimize uyguladığımız baskı, rahat hissetmememiz için mükemmel bir yol. Bu bir paradokstur, ancak tüm duygusal kaçınmalar kaçınılmaz olarak aynı duygularda bir artışa yol açıyor.

yaşantısal kaçınma bozukluğu yaşayan kadın

Okyanusun ortasında köpekbalıklarıyla çevrili bir salın üstünde olduğunuzu hayal edin. Birisi size diyor ki: “Eğer korkarsan, denize, köpekbalıklarının yanına düşersin. Bu yüzden korkmamalısın ”. Sizce ne olur ? Elbette, bu sizi daha da gerginleştirir! Böyle bir durumda kaygıyı engellemek hiç de doğal olmaz!

Bu nedenle, bu bağlamda en mantıklı olanı endişe ve korku yaşayacağımızı kabul etmektir. Bu endişe ve korkunun kendisini göstermesine izin vermeliyiz ve mümkünse buna alışmalıyız.

Yaşantısal kaçınma bozukluğu, oldukça basitçe, iyi hissetmeyi sürekli olarak önceliklendirmek isteme eğilimidir. İnsanlar anında bir refah hissi elde etmeye çalışacak şekilde hareket edeceklerdir. Burada daha ayrıntılı olarak açıklayacağız:

Yaşantısal Kaçınma Bozukluğu Belirtileri Nelerdir?

Kabul ve kararlılık tedavisi kullanılarak, geleneksel teşhis sınıflandırma sistemleri reddedilir. Aynı zamanda, uzmanlar bireysel durumlarda davranışlarımızın analizinin üzerinde durulması gereken tek unsur olduğunu düşünüyor. Bu terapiyi kullanarak, bugün tartıştığımız psikopatolojiyi, yaşantısal kaçınma bozukluğu olarak teşhis edebiliriz.

Yaşantısal kaçınma esnek olmayan bir davranış şeklidir. Bu, etkisiz bir sözel düzenleme nedeniyle ortaya çıkar, bu da her ne pahasına olursa olsun ıstırap çekmekten kaçınmaya çalıştığımız anlamına gelir. Hepsi, başımıza gelenleri, duyumları, duyguları ve yarattıkları koşulları kontrol etmekle ilgilidir.

İnsanlar her durumu tamamen kontrol altına almaya çalışırlar. Bazen bu anksiyete ilaçları veya alkol yoluyla olabilir. Bununla birlikte, kişisel değerlerimizle çelişen başka bir kaçınma biçimi bizi doğrudan hiç bitmeyen bir rahatsızlık tuzağına sürükleyecektir.

Olumsuz Duyguların Reddi

Burada gerçekleşen şey, yaşantısal kaçınma bozukluğu belirtileri olan kişinin tüm olumsuz duyguları sistematik olarak reddetmesidir. Onları tecrübe etmek ya da hiçbir koşulda hissetmek istemez. Kendisine şöyle der: “Olumsuz duygular kötü ve acı verici”, “her zaman mutlu olmalıyım”, “üzülemiyorum” veya “Başkaları endişelendiğimi görürse ne düşünür?” Liste uzayıp gidiyor.

Tüm bu düşünceler, kişiyi olumsuz duygularını ne şekilde olursa olsun kontrol etmeye çalışmaya yönlendirir. Kısa vadede hızlı, kolay ve etkili olan herhangi bir türden “kaçış” ararlar. Sorun, duygusal kontrolün geçici olmasıdır. Kısa bir süre sonra, duygusal rahatsızlık yeniden ortaya çıkar ve genellikle daha yoğundur.

düşünen kadın

Bu nedenle, yaşantısal kaçınma bozukluğuna sahip olan kişinin yaptığı şey, duygularına “yara bandı koymak”, böylece gerçekte nasıl hissettiğini göstermemektir. İlk başta, zorlu bir iş gibi görünse de sonunda, yara bandı düşer. Sonuç olarak, duygular aslında daha yoğun bir şekilde ortaya çıkacaktır.

Yaşantısal Kaçınma Bozukluğu Yaşıyorsam Ne Yapabilirim?

Birisi deneyimsel kaçınma bozukluğundan muzdarip olduğunda ve hiç bitmeyen döngülerinden kurtulmak istediğinde, acı çekmenin yaşamın bir parçası olduğu fikrini aşılamanız gerekir. Acı çekmek istediğimizden değil elbette. Sadece, duygusal rahatsızlığın, sadece yaşıyor oldukları gerçeğinden ötürü herkesin başına gelebilecek bir şey olduğun kabul etmektir.

Hayat iyi zamanlar ve kötü zamanlar getirir. Bu zamanlarda farklı duyguları deneyimlemek normaldir.

Örneğin, eğer partneriniz sizi terk ederse, kendinizi kötü ya da yalnız hissetmemek için başka bir partner aramak mantıklı değildir. Yapılacak sağlıklı şey, bu tür kayıpların getirdiği kederi deneyimlemektir. Bu, beynimizin olanları özümseme şeklidir ve gelecek için öğrenmesini sağlıyor.

Hayatımızda yapay “koltuk değneği” veya “yara bandı” gibi şeyler kullanıyorsak veya kısa vadede acı çekmekten kaçınmak için her şeyi yapıyorsak, başaracağımız tek şey bu acıyı daha derine gömmek ve sonuç olarak uzun vadede acımızın artmasıdır.

İçimizdeki Kötülükleri Kucaklamalıyız

Bu nedenle, deneyimsel kaçınma bozukluğu semptomlarıyla mücadele etmek için içimizdeki kötülükleri kucaklamamız gerekiyor. Ne olursa olsun, duygularımız ve hislerimizle yüzleşmeliyiz, onlarla ve onlar aracılığıyla yaşamaya razı olmalıyız.

Endişenin ya da derin üzüntünün hoş duygular olmadığını biliyoruz ve bunları deneyimlememeyi tercih ederiz. Ancak, hayatın her zaman istediğimiz şekilde gelişmediği de doğrudur. Kaçınılmaz olarak, onları deneyimlememiz gereken zamanlar olacaktır.

Başlamak için iyi bir yol, kendinize şunu söylemek olabilir: “Bugün endişeli hissediyorum, ama farketmez; kaygı çok da korkunç bir şey değil, sadece nahoş ” veya “Bugün üzüntümü kucaklayacağım ve onunla yaşayacağım. Hoşuma gitmedi ama beni öldürmeyecek ”. Bu tür düşünceler daha gerçekçi ve işlevseldir.

Hedeflerinize Doğru İlerleyin

Yaşamdaki değerlerimizin ve hedeflerimizin ne olduğunu bilmek ve hissedebildiğimiz duygulardan bağımsız olarak onlara doğru ilerlemek de önemlidir. Duyguların bizi sınırlaması gerekmez. Onlarla birlikte yaşamak ve bize bir şey olduğunda onları hissetmek, bizi kontrol etmelerinden tamamen farklı bir şeydir.

Olumlu ya da olumsuz olsun, duygular günümüzde bize bir baş ağrısı ya da soğuk algınlığı gibi, hatta gördüğümüz ya da duyduğumuz kötü haberler gibi eşlik edebilir. Bu nedenle, yaşamlarımızdan ne istediğimizi orta veya uzun vadede biliyorsak, o zaman buna doğru ilerlemeye çalışalım. Hissedebileceğimiz anlık rahatsızlıktan ötürü çıkmaza girmeyelim.

Her gün hedeflerinize doğru yürüyün, ne olursa olsun. Onları sadece siz seçebilirsiniz. Bütün duygularınızın, olumsuz düşüncelerinizin bile, sizinle birlikte ilerlemesini sağlayın. Onlar için yer açtığınız ve onlarla yaşamayı öğrendiğiniz an, hayatınızı kontrol etmeyi bırakacaklar. Sizi sonsuza dek terk edebilirler bile.

  • Ruiz, M.A., Díaz, M. I., Villalobos, A. (2012). Manual de Técnicas de Intervención Cognitivo Conductuales. Desclée De Brouwer, S.A