Mitlerin Ötesinde: Hassas Erkekler

Şubat 18, 2020
Erkekler de kadınlar gibi hassastır. Bundan dolayı, böylesi bir hassasiyet gayet normaldir. Hassasiyetleri sayesinde yeni bakış açılarını kabullenebilir ve kendileriyle, diğerleriyle ve doğayla yeni bağlantılar kurabilirler.

Hassas erkekler ile ilgili pek çok mit bulunuyor. Bundan dolayı aşırı ilgi çeken bu konu, artık farklı bakış açılarından tekrar tekrar irdelenebiliyor.

Başlamadan önce, özellikle farklı kültürlerde en çok kabul gören klişelerin ne olduğu ve kültürel görecilik üzerine bir tartışma yapma niyetinde olmadığımızı belirtelim. Burada yapmaya çalıştığımız şey, sosyal bağlamda maskülenlikle ilgili nasıl bir dönüş yaşandığını ön plana çıkarmak.

Son yıllarda, maskülenlik bazı açılardan hassasiyetle ilişkilendirilmeye başladı. Bunun çıkış noktası da Batı kültüründeki bazı mitler. Sonuçta hassasiyet herkesin doğasında var. Bundan dolayı, hassasiyetinin farkına varıp bunu kabullenmeyen bir erkek, maskülenliğini de tamamıyla kabul edemez.

Bu yazımızda, maskülenliğe yeni bir bakış açısından yaklaşmak adına, erkeklerde hassasiyet üzerine konuşacak, mitleri ve bu konudaki kavram karmaşasını irdeleyeceğiz. Bunu yaparken, bazı ortak inanışlar üzerinde durmayı da ihmal etmeyeceğiz.

“Hassas Erkekler” Derken Neden Söz Ediliyor?

Ormanda yol ayrımında duran erkek

Oxford Sözlüğü hassasiyeti “insanların hislerini anlayabilme yetisi” olarak tanımlıyor. Peki ama “hassas erkekler” derken neden söz ediyoruz?

Bu sorunun cevabı yukarıdaki tanımla aynı. Herkesin bir empati kapasitesi var ve hepimiz insanların hislerini anlayabiliyoruz. Fakat çoğu kültürde erkeklerin bu özellikten yoksun olduğu yönünde inanışlar bulunuyor. Bu kültürlere göre, maskülenlik ve güç kavramları hassasiyet ve duygularla yan yana düşünülemiyor.

Bundan dolayı tarih boyunca erkekler; nasıl bir ortamda büyüdükleri göz ardı edilerek, sahip oldukları fiziksel güç yüzünden koruyucu rolünü üstlenmek zorunda kalmışlardır. Bunun yanında erkekler örneğin, çeşitli kültürlerde cinsellik ve paranın güç sembolü haline geldiği bir ortamda barınmaya çalışmaktadırlar. Böylesi bir ortamda da hislerini açık yaşayan erkekler zayıf olarak addedilirler.

Fakat yine bazı kültürlerde bu konuda bir dönüşüm de yaşanmıyor değil. Artık gün geçtikçe çok daha fazla erkek hassasiyetleriyle kucaklaşabiliyor, duygusal ve şefkatli yanlarıyla barışabiliyorlar. Bunun tek yolu erkeklerin hassas yanlarını sahiplenebilmeleri ve güç konusundaki güvensizlik hislerini dönüştürebilmeleri.

Tabii, hassasiyet daha dün bulunmuş bir kavram değil. Cinsiyet ya da tür fark etmeksizin herkesin özünde olan bir özellik. Hayatta kalabilmek için kendimizi korumaya ihtiyacı duyuyoruz. Burada sorun bazı kültürlerde hassasiyetin yalnızca kadınlara özgü bir özellik olarak düşünülmesiyle başlıyor.

Maço Erkekler ve Hassas Erkekler

Çocuklar yetiştirilirken bazı önemli cümleler sarf edilir. Bu cümleler kişiliğimizi şekillendiren cümlelerdir. Bunlar doğru olmaları itibarıyla varoluşsal sorunlara yol açabilir. Fakat bir noktaya kadar doğru ya da sorunlu sözlerdir.

“Erkekler ağlamaz.”, “Oyuncak bebekler kızlar içindir.”, “Kız gibi ağlıyorsun.”, “Kadınlar iyi erkeklerden hoşlanmazlar, onların hoşuna giden kötü erkeklerdir.” ya da “Erkekler bebeğin altını değiştirmezler.” gibi cümleler bahsettiğimiz mitlerden yalnızca bazıları. Bu cümleler erkekleri duygusal taraflarından uzaklaşmaya iten cümlelerdir.

Bu bağlamda, bilişsel psikoloji düşüncelerimizin nesilden nesle aktarıldığını öne sürer. Psikanaliz de tam tersi, bu mitlerin bilinçaltında işleyen mekanizmalarla varlığını sürdürdüğünü iddia eder.

Bundan ötürü, her erkeğin kendi yolunu çizmeye hakkı olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız. Bunun sonucunda erkekler duygusal evrenlerinde daha derin yolculuklara çıkmayı hak ederler. Maçoluktan hassasiyete doğru ilerleyebilen bu yolculukta, erkek kendiyle, çevresiyle ve doğayla daha derin ilişkiler kurabilir.

Bu bilgiler ışığında, hassas erkeklerin “eksik” bir yanları olmadığının altını çizmeliyiz. Kültür dahilinde çizilen erkeklik sınırlarını takip etmek yerine, erkekler duygusal alanlarında özgürce hareket edebilmeliler. Bundan dolayı da hassasiyetin onlara sunduğu imkanların tadını çıkarabilmeliler.

“İçinde bulundukları durum erkekleri şekillendirmez, erkekler içinde bulundukları durumu şekillendirirler.”

– Frederick William Robertson

Hassas Erkeklerin Özellikleri

  • Öncelikle, hassas olmanın onları “daha az erkek” yapmadığının bilincinde olurlar.
  • İlişkilerinde karşılarındaki insana yönelirler.
  • Hassas erkekler anlayışlıdır.
  • Önsezilere değer verirler.
  • Duygularını göz ardı etmezler.
  • Hassas erkekler spontane davranırlar.
  • Daha “maskülen” olmak için erkekliklerini kanıtlamak zorunda olmadıklarını bilirler.
  • İçlerine daha çok ışık tutarlar.
  • Hassas erkekler duygularını kontrol edebilirler.

Sosyal, kültürel ve ailevi olarak dayatılanlardan kendimizi ayrı tutmak pek kolay olmasa da, erkeklerin de hassas oldukları bir gerçek. Hatta günümüzde erkekler şefkatli taraflarını daha çok ön plana çıkarıyorlar.

Bu erkekliğin her zaman diğer erkekler tarafından dayatılmadığını da belirtelim. Kadınlar da bu konuda en az erkekler kadar pay sahibi. Bundan dolayı kadınlar da erkekler de, erkeklere duygusal bir dünyanın kapılarını kapatan sınırları ortadan kaldırmak için birlikte çalışmalılar. Bu durumu değiştirmek için harekete geçmeliler.

Erkeklerde Hassasiyetin Faydaları

Hassas erkekler

Hassasiyetin de erkekliğin bir parçası olduğunu kabul etmenin pek çok faydası bulunuyor:

  • Empati. Hassas erkekler kendilerini karşılarındakinin yerine koyabilirler.
  • Merhamet. Diğerlerinin acılarını anlayabilir, bunun üstesinden gelinmesi için ellerini taşın altına koyabilirler.
  • Ruhsal gelişim. Maneviyatlarıyla bir bağ kurabilirler.
  • Kendini bilme. Kendilerinin, kendi dünyalarının bilincinde olurlar.
  • Kendinin farkında olma. Duygusal taraflarını kullanarak amaçlarına giden yolda yürüyebilirler.
  • Sosyal zeka. Empati sayesinde daha güçlü ilişkiler kurabildikleri için diğerleriyle daha iyi anlaşabilirler.

Erkeklerin hassasiyeti artık kabul görmüş olsa da, onların hassas yanlarını göstermelerinin yine de pek kolay olmadığını belirtmek zorundayız.

Walter Riso’ya göre, bazı erkekler “gey” olarak yaftalanmaktan korktukları için ağlamazlar. Erkeklerin kendine yetmesi gerektiği mitine inandıkları için yardım isteyemez ve acı çekmeye devam ederler.

Bundan dolayı, erkeklerin hassas yanları ile kucaklaşmaları için yapmaları gereken ilk şey onlardan beklenenleri bir kenara bırakmak. Böylece inandırıldıkları olumsuz cümleleri ya da mitleri de geçmişe gömebilirler.

Erkeklerde hassasiyet olan bir şey, hayatın bir gerçeği. Duygusal dünyalarına dokunabilmek her erkek için çok kolay olmasa da, bunu başarırlarsa bambaşka bir pencereden dünyaya bakabilir ve yeni bağlantılar kurabilirler.

  • Riso, W. (2003). Intimidades masculinas: sobre el mito de la fortaleza masculina y la supuesta incapacidad de los hombres para amar. Barcelona, España: Norma.