Majör Depresyonun Nedenleri

· Mayıs 27, 2018

Depresyon kelimesini duyduğunuzda, otomatik olarak kontrolsüzce ağlayan ve kendini diğer insanlardan izole edilen bir kişi aklınıza geliyor değil mi? Ama durum buysa, depresyonu üzüntüden ayıran fark nedir?

Bu iki kavramı karıştırmak büyük bir hatadır, çünkü çok yakından ilişkili olsalar bile, majör depresyon, en uzak ve en sakat son nokta olarak adlandırılan bir durumdur.

Duyguların önemli bir adapte olma işlevi olduğunu biliyoruz. İster olumlu ister olumsuz olsun, hayatımızın düzgün bir şekilde işler hale gelmesi için hepsi gereklidir. Bu nedenle üzüntü, “olumsuz bir duygu” olmasına rağmen, hala sağlıklı ve adapte olabilen bir şekilde görülebilir. Ve hayatta kalmayı kısmen de olsa, üzüntümüze borçluyuz.

Örneğin, sevdiğiniz bir insanı kaybettiğiniz zaman, tabi ki de üzüleceksiniz. Acıyı en derinden hisseder ve bu durumu sağlıklı bir şekilde ele alırsanız, bu matem sürecinin bir kısmını veya tamamını kazasız belasız geçersiniz. Buradaki ana fikir şudur; bu aşamalardan geçtikten sonra, kaybınızdan önceki duruma geri dönmeniz gerekir. Tabi ki bu önemli insanı her zaman sevgiyle hatırlayacak ve onları rahmetle yad edeceksiniz.

Yani, üzüntü sağlıklı, gerekli ve bir amaca hizmet eden bir duygudur. Bu yüzden üzüldüğünüz zaman, yapılacak en iyi bu duyguya karşı koymamaktır. İnkar etmeyin ya da onunla savaşmayın. Azar azar hayatınızdan çıktığını göreceksiniz.

Majör depresyon nedir?

Yukarıda ifade ettiğimiz gibi, majör depresyon, üzüntünün ötesindeki birkaç adımdır. Bir rahatsızlık olarak sınıflandırılır ve bu durumun hak ettiği tüm ciddiyet ve önlem ile tedavi edilmesi gerekir. Bazı olası nedenleri açıklamadan önce, bu bozukluğun tam olarak ne olduğunu tanımlayacağız.

Majör depresyon, çeşitli derecede önemli semptomların aynı anda bir arada olması olarak tanımlanır ve en az iki haftalık bir süreye yayılır. İster üzüntü ister depresyon ya da isterse bir insanın zevk almak için yaptığı faaliyetlerde ortaya çıkması gereken anhedonia kaybı olsun, yapılan teşhis, bu belirtilerden en az birisini ortaya çıkarmalı.

Ancak, bu semptomların olması da majör depresyon için yeterli değildir. Bireyin yaşadığı soruna majör depresyon demek için, kişinin günlük hayatına önemli ölçüde müdahaleler olması gerekir.

kadın gece gece üzülmüş

Majör depresyon tanısı ayrıca iki dışlanma kıstasını da karşılamalıdır:

  • semptomların bir hastalıktan veya tüketilen herhangi bir maddeden kaynaklanmaması
  • semptomların, sevilen birinin ölümüyle ilgili ortaya çıkan normal acıya ile ilişkili olmaması

Majör depresyonu olan bir kişiyi teşhis etmek için, herhangi bir manik ya da hipomanik atak, şizofreni ya da herhangi bir psikotik bozukluğu olmaması gerekir.

Majör depresyonun nedenleri

Bir kişinin, majör depresyonlu olup olmadığını belirleyen tek bir sebep yoktur. Ancak bilimsel literatürde, birçok farklı açıklayıcı teorinin olduğunu da görebiliriz.

Biyolojik bir seviyede, beyin kimyasallarında, özellikle iyi bilinen nörotransmiter serotonininde bir dengesizlik, bir kişiyi derin bir üzüntü veya anhedoni durumuna sokabilir.

Bugün bile bu biyokimyasal dengesizlikler depresyonun bir nedeni mi yoksa bir etkisi mi olduğu konusunda kesin olarak emin değiliz. Bu nedenle, bir kişinin beynindeki düşük serotonin düzeylerinin, bunalımına neden olan şey olup olmadığını söylememiz zor.

Psikoloji ile daha fazla ilgili olan teoriler de vardır. Bunlar şu an için en çok kabul gören fikirlerdir. En tanınmış olanı ise Aaron Beck’ten geliyor. Beck’in fikirleri iki nedenden ötürü popülerdir:

  • Teorik varsayımları ve bilgi işlem metodolojisini tam olarak benimseyen bir teoridir.
  • Bir çeşit tedaviye – bilişsel tedaviye – temel hazırladığı için, ilaçtan daha etkili ya da en azından onun kadar etkili olduğu kabul edilmiştir. Ayrıca, rahatsızlığın yeniden ortaya çıkma ya da yan etki riskini büyük ölçüde azaltmada önemi büyüktür.

Beck’in depresyon kuramından neler öğrenebiliriz?

Beck, sevilen birinin kaybının (davranışların olumlu bir sonucu) ve daha sonra doğal olarak ortaya çıkan üzüntü hissinin ardından, bir kişinin kognitif hatalar yapacağı görüşündedir.

Kişi, majör depresyona yol açacak şekilde, bilgilerini işlemede hatalar yaparlardı. Bunun temel olarak anlamı, depresif bir insanın, bilgi edinirken objektif olma yeteneğini kaybetmesidir. Böylece gerçeklere olumsuz bir bakış açısı ile yaklaşırlar.

Depresif kişilerdeki daha yaygın durumlardan bazıları şunlardır:

  • Hayatlarında meydana gelen olumsuz durumların ve olayların büyütülmesi
  • Olumlu durumların ve olayların en aza indirilmesi
  • Bu olumsuz durumlardan ve olaylardan kaynaklanan sonuçların abartılması
  • durumların ve olayların üzerine aşırı bir genelleme yaparak, hayatının sürekli bir keşmekeş içerisinde devam edeceği düşüncesi

Yani, bir kişi kendisini negatif bir üçgen içerisinde bulmuş olur. Kendileri, deneyimleri, hatta daha da kötüsü, gelecekleri hakkında sürekli olarak olumsuz bir algıya sahip olurlar.

kadın şaşmış ağzı açık kalmış

Bu, Beck’e göre, duygusal semptomlara (derin üzüntü, iştah kaybı, boşluk hissi, vb.) ve davranışsal olanlara (engelleme, ilgisizlik, vb.) yol açacak olan çarpık bir bilişsel süreçtir.

Bu duygusal ve davranışsal belirtiler kişinin olumsuz düşüncelerine sebebiyet verecektir. Ancak Beck, başkalarının yanı sıra, bir kimsenin bilgiyi nasıl işlediğine dair önemli genetik, kişisel ve hormonal faktörlerin de olduğu gerçeğinin görmezden gelinemeyeceğinin altını çizer.

Majör depresyon nasıl tedavi edilir?

Genel olarak, majör depresyon ya da klinik depresyon tedavisinde kullanılan yöntemler iki kategoriye ayrılmaktadır: beyindeki kimyasal dengeyi tekrar sağlamaya yönelik ilaçlar ve hastanın akıl durumunu ve yaşamda işlev görme yeteneğini geliştirmeyi amaçlamış olan psikolojik tedaviyi. Bireye bağlı olarak, bir akıl sağlığı profesyoneli, bir veya ikisini kullanarakmajör depresyonu tedavi edebilir.

En çok kullanılan ilaçlar selektif serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI) olarak adlandırılmaktadır. Bunlar, trisiklik antidepresanlar veya monoamin oksidaz inhibitörlerinden (MAOI’ler) daha az yan etki gösterdikleri için daha sık kullanılırlar. Muhtemelen bir SSRI olan Prozac (fluoksetin) ilacını duymuşsunuzdur.

Adından da anlaşılacağı gibi, bu ilaçların yapması gereken, serotoninin hızlı bir şekilde geri çekilmesini önlemektir. Sonuç olarak, serotonin beyin üzerindeki etkisini, nöronlar arasındaki küçük boşluklara bırakıldığı zaman hızlı bir şekilde kaybetmez. Bu ilaç, bir şeyleri yapmak için daha hevesli olan birinin sahip olacağı ilk dürtü gibi hareket eder.

hasta doktoruna anlatıyor

Psikolojik tedavide olduğu gibi, mevcut bilişsel-davranışsal eğilimler, en etkili yaklaşımlar olarak kanıtlanmıştır. Depresyonun nedeninin, kişinin kendi yaşamı, duyguları ve eylemleri üzerinde olumsuz bir şekilde, çarpık bir algıya sahip olduğu varsayılırsa, o zaman tedavinin hedefi, bu bilişsel kalıpları değiştirmek olacaktır.

Bu mantığı takiben terapi, kişinin düşünme tarzını değiştirmeye odaklanır. Bu modelleri tanımlamak ve değiştirmek için onlara araçlar sunar. Böylece bireyin düşünme biçimini değiştirerek, içinde bulundukları hal nedeni ile  yapmayı bıraktıkları ama aslında kendilerine zevk veren iş, güç ve meşgaleleri tekrar bir alışkanlık haline getirecekleri bir ortam oluşması arzu edilir. Bu da yeni faydalı şeyler yapmaya başlamayı içerebilir.

Davranışı değiştirerek majör depresyonu tedavi edin

Hastanın düşüncelerini ve inançlarını değiştirmek, tedavinin başlangıç noktası değildir aslında. Aslında doğrudan davranışsal aktivasyon ile başlayabilirsiniz. Burada bir terapist, kişinin yapması gereken farklı görevleri de içeren günlük bir listeyi belirlemesine yardımcı olacaktır. Peki bunun amacı nedir? Amaç, sahip oldukları arzuları geri getirmek ve onları mutlu etmek için kullanılan eylemlere dönüş sağlamaktır.

Haftalık plan, kontrol ve zevkle ilgili görevleri içermelidir. Kontrolle ilgili görevler, hastanın kendini daha fazla işe yaramaz hissetmesine engel olup, kendisini bir başarısızlık abidesi modundan çıkaracaktır. Örneğin, bir özel derse yazılmak ya da yeni bir hobi edinmek gibi. Zevk ile ilgili görevler, rahatlamayı ve keyif almayı içerir. Alışverişe gitmek, yürüyüş yapmak, arkadaşlarla takılmak gibi olabilir.

Genellikle, depresif kişi, herhangi bir şey yapmak için gerekli motivasyonuna sahip olmadıklarını söyleyecektir, ama asıl sorunu görmezler. Bunun onların sorunu olmadığını veya enerjilerinin olmadıklarını söyleyecekler. Çoğu zaman mazeret ile ilgili saatlerce konuşabilirler. Ancak terapistler, bireyin tutumunun ve mazeretin, rahatsızlığın bir parçası olup olmadığını anlamaya çalışırlar. Sonra hastanın atalete karşı savaşmaları gerektiğini görmelerine yardım ederler.

Kognisyonları değiştirerek majör depresyonu tedavi edin

Psikologların olumsuz düşünceleri ve inanışları değiştirmek için kullandıkları bilişsel teknikler, bilişsel yeniden yapılanma ve davranışsal deneylerdir. Yeniden yapılanmanın amacı, kişinin daha doğru bir gerçeklik görüşü için son derece olumsuz olan düşünme biçimini değiştirmektir. Buradaki fikir, bu durum ile başa çıkabileceklerini fark etmeleri ve durumun düşündükleri kadar kötü olmadığının altını çizmektir.

Ardından, davranışsal deneyler, hastanın bazı düşüncelerini nasıl çarpıttığını fark etmesine yardımcı olacaktır. Terapist, hastanın bazı aktivitelerde bulunmasını veya harekete geçmesini önerecektir. Ardından, hasta ne olacağını düşündüğünü yazacak. Son olarak, aktiviteden sonra, terapist ve hasta aslında ne olduğunu analiz eder.

adam güneşin altında oturuyor

Son olarak, hastaya bağlı olarak, akılcı duygusal görüntüler gibi başka teknikler de uygun olabilir. Bu yaklaşım, kendilerini bir aktivite yapmak ve kendi duygularını değiştirmek için resmederken gören bir hastayı içerir. Buna ek olarak, terapistler farkındalık -buraya ve şu ana odaklanarak ve etraflarındaki gerçekliği tamamen kabul etme-, atılganlık eğitimi ve problem çözme eğitimi gibi teknikler kullanabilirler.

Kaynakça:

  • Ortiz-Tallo, M (2004). Trastornos psicológicos. Ediciones Aljibe.
  • Forjan, M (2010). Tratando … depresion. Recursos terapéuticos. Pirámide Psicología.
  • Bosh, M.J. (2009). La danza de las emociones. Edaf.