Koronavirüs Krizinde Psikolojik Dayanıklılık

Mayıs 20, 2020
Kriz ve anksiyete ile dolu olan bu günlerde psikolojik dayanıklılık üzerinde çalışmak hiç olmadığı kadar önemlidir. Bu bir dönüşüm egzersizidir, savunmasız bir noktadan başlar ve hem şimdi ve şu an ile, hem de gelecek ile daha iyi başa çıkabilmek için güçlü yanlarımızın gelişmesine nasıl izin vereceğimizi öğrenmeye gider.

Bu moda bir sözcük, biliyoruz, ama hala gerekli ve ilham verici. Koronavirüs krizi sırasında psikolojik dayanıklılık uygulamak sadece bir öneri ya da sosyal medyada paylaşılacak bir mesaj değil. Günlük hayatlarımızı değiştirebilecek hazinelerin kilidini açmamızın anahtarı olan bir psikolojik sağlık egzersizi ile başa çıkmaktayız.

Öncelikle, psikolojik dayanıklılık bir özellik değil. Olaylar karmaşık hale geldiğinde insanların otomatik bir şekilde aktif hale getirdiği bir mekanizma ise kesinlikle değil. Onun yerine, daha ziyade, bu bir süreç; egzersiz yaptırıp güçlendirmeniz gereken, bazı günler sizi hayal kırıklığına uğratabilecek ve daha zayıf, dünyanın ağırlığını zar zor taşıyabilir halde bırakabilecek bir kas.

Nietzsche’nin ünlü “Beni öldürmeyen şey beni daha güçlü kılar,” deyişinin gerçek olması için sıkıntıların sizi yıkmasına, ya da tüm kaynaklarınızı süresiz bir şekilde ortadan kaldırmasına izin vermediğinizden emin olmanız gerekir. Ve bu, hepimizin başına herhangi bir zamanda gelme ihtimali olan bir şeydir.

Hepimiz düşebilir, hatta bir süreliğine pes bile edebiliriz. Ancak, yıkıntılardan çıkmak ve kendi küllerimizden umut ve cesaret ile yanarak yükselmek gibi bir sorumluluğumuz da var.

Tekrar vurgulamak isteriz ki, bu bağlılık gerektiren, karmaşık bir süreç. Enkazlar ve harabeler içerisinden çiçek açmak bir insanın geçebileceği en zor ancak en güzel süreçlerden bir tanesi.

Bir ağacın gövdesinden çıkmış bir çiçek.

Koronavirüs Krizinde Psikolojik Sağlamlık Dersleri

İyi bir hayat yaşamak bir durum değil bir süreçtir, der psikoterapist ve psikolojide hümanist yaklaşımın sembollerinden biri olan Carl Rogers.

Aynı şey acı çekmek, korku ve krizler için de geçerlidir. Acı çekmek bir var oluş durumu değildir, ayrıca hayatın ne olduğunu bilmek için kötü şeyler yaşamak da şart değildir. Acı her zaman geçici bir şey, hayatın süreçlerinden bir başkası olmalıdır.

Ancak, bu sürecin kısa olması ve çevremizdeki şeylerin karmaşıklığına daha iyi adapte olmamıza yardımcı olabilmesi için psikolojik dayanıklılık sahibi olmayı öğrenmeliyiz. Peki, bu tam olarak ne demek?

Gerçekte, bu terimi duymaya alışık olsak da, bu fizik dünyasından gelen ve psikoloji alanına 1940larda uygulanmaya başlanmış olan bir terimdir.

Basitçe açıklamak gerekirse, psikolojik dayanıklılık bir insanın zayıf hale gelmeden sıkıntılardan kurtulabilme kapasitesidir. Ancak, fizik ve mühendislik bu “dayanıklı materyallerin” etki altında kaldıktan sonra orijinal durumlarına dönebildiklerini vurgulasa da psikoloji söz konusu olduğunda durum aynı değildir.

Gerçek şu ki, bir kişi zor bir durumu deneyimledikten sonra bir daha asla aynı olmaz. Orijinal halimize geri dönmeyiz. Onun yerine, ilerleriz ve hayatımıza devam ederken problemler ile daha iyi başa çıkmak için yeni yetenekler öğreniriz. Hadi bunların hepsine daha yakından bakalım.

Hayır, %100 Psikolojik Dayanıklılık Sahibi Değilsiniz

Koronavirüs krizinde psikolojik dayanıklılık göstermeyi öğrenmemiz, daha dayanıklı hale gelmemiz gerekir. Ancak psikolojiden bildiğimiz bir şey, çok az insanın %100 psikolojik dayanıklılık sahibi olduğudur.

Kendinizin nasıl bir durumda olduğunuzu öğrenmek için Connor-Davidson Psikolojik Dayanıklılık Ölçeğine bir göz atın (CD-RISC-25). Kendinizi aşağıdaki ifadeleri kullanarak test edin:

  • Değişimlere kolayca adapte olabilirim.
  • Herhangi bir komplikasyon ya da öngörülememiş olay ile etkili bir şekilde başa çıkabilirim.
  • Genel olarak, problemler ile yüz yüze geldiğimde olayların olumlu tarafını görmeye çalışırım.
  • Stres ile başa çıkabilirim.
  • Bir hastalık, yaralanma ya da bir zorluk sonrasında genellikle gayet iyi bir şekilde iyileşirim.
  • Hedeflerime ulaşma konusunda becerikliyim.
  • Baskı altında olduğumda net ve kararlı bir şekilde düşünür ve hareket ederim.
  • Başarısız olmak beni caydıramaz.
  • Hayatın zorlukları ile karşılaştığımda kendimi güçlü bir insan olarak görürüm.
  • Üzüntü, korku ve öfke gibi duygular ile becerikli bir şekilde başa çıkarım.

Bu Sizin Doğanızda Var ve Onu Geliştirmelisiniz

Columbia Üniversitesi 11 Eylül’ün hayatta kalanların üzerindeki psikolojik etkilerini keşfetmek için ayrıntılı bir araştırma yapmıştır.

Keşfettikleri bir şey, travma sonrası stres oranının başlangıçta olacağına inandıkları kadar yüksek olmadığı idi. Mağdurların birçoğu takdire şayan bir psikolojik dayanıklılık gösterdi.

Örneklemin %65’i, birkaç farklı strateji uyguladıkları dikkate değer bir iyileşme süreci gösterdi. Bu stratejilerden ilki kendi savunmasızlıklarını kabul etmekti. Hepimizin kendi hayatlarımızdaki zorlukların etkilerinden muzdarip olabileceğimizi ve hepimizin acı çekme, savunmasız hissetme ve incinme “hakkına” sahip olduğumuzu anladılar.

Ayrıca, herkesin onlara iyileşme yolunda yardımcı olabilecek bir içsel güce sahip olduğunu da anladılar. Bu yolda deneyimlediğimiz olaylardan bir şeyler öğrenebilir ve güncel durumumuzu daha iyi, daha güvenli ve hatta daha umutlu bir şekilde bile görebiliriz.

Yakmış olduğu maytaba bakan bir kadın.

Koronavirüs Krizinde Psikolojik Dayanıklılık: Kabullenmek ve Değişime Hazırlanmak

The Black Swan kadar ilginç kitapların yazarı olan Nassim Taleb, çok da uzun olmayan bir süre önce koronavirüs krizi sırasında psikolojik dayanıklılık hakkında anlamamız gereken bir fikir olduğunu yazmıştır. “Dayanıklılık” kelimesinin popüler hale gelmiş olmasına rağmen, o, bu kelimeyi bu denklemin içerisinden çıkarmayı tercih ediyor.

Dayanmak bize vuran ve bizi ezen bir şeye direnmek için gereken gücü toplamaya işaret eder. Taleb’e göre bu efor göstererek enerjinizi harcamanın zamanı değil; kabullenmenin ve başka bir şeyin zamanı. Kendimizi değişime hazırlamalıyız, ve bu da başka bir türdeki bir enerjiyi kullanmak anlamına geliyor.

Koronavirüs krizi sırasında psikolojik dayanıklılık, değişim ve dönüşüm ihtiyacını gösteriyor. Dayanmaya çalışan biri, kim olursa olsun, sadece aynı noktada kalacak. Ama – öncelikle hayatta kalıp iyiliğimizi garantileyerek – ilerlememiz gerekiyor.

Gelecek bir sürü değişiklik getirecek ve sadece zihnen ve kalben dayanıklı olan kişiler adapte olup toplumun içinde bulunduğu bu yeni sayfadan yararlanabilecek. Bunların üzerine derin bir şekilde düşünmek için şu an iyi bir zaman.

  • Bonanno, G. A., Galea, S., Bucciarelli, A., & Vlahov, D. (2006). Psychological resilience after disaster: New York City in the aftermath of the September 11th terrorist attack. Psychological Science17(3), 181–186. https://doi.org/10.1111/j.1467-9280.2006.01682.x