Friedrich Nietzsche ve Güç İstenci

Ocak 2, 2020
Nietzsche ve güç istenci hakkındaki her şeyi bu yazımızda okuyun!

Friedrich Nietzsche, Sigmund Freud ve Karl Marx ile birlikte on dokuzuncu yüzyılın en önemli filozoflarından biriydi. Birçok insan bu düşünürleri “şüphenin filozofları” olarak adlandırır çünkü bu düşünürler rasyonellik ve doğru gibi aydın değerlerin altında saklanan yanlışları gün yüzüne çıkarmayı arzulamışlardır. Özellikle Nietzsche güç istenci hakkında konuşmuştur. Biz de bu yazımızda bu konu ile ilgili konuşacağız.

Nietzsche’ye göre Batı kültürü hayatın tüm alanlarında rasyonelliğe ulaşmaya çalışması dolayısıyla bozulmuştur. Batı kültürü Yunanistan’da başladığından beri rasyonellik her zaman bir çöküş belirtisidir. İnsanın içgüdüsel ve biyolojik varlığının değerlerine karşı duran her şey yozlaşmaktadır.

Nietzsche felsefesini anlamak için Plato’yu idealar dünyasını öne sürdüğü için sert bir şekilde eleştirdiğini aklımızda tutmalıyız. Nietzsche’nin felsefesi şu metafizik tuzaklarını reddeder: rasyonel dünya, ahlaki dünya ve dini dünya. Nietzsche felsefesinin ana prensibi yaşam konseptinin kendisidir. Bu düşünürün “yaşam” derken ne kastettiğini anlamak için rasyonel Platonik dünyanın tamamen inkar edildiğini unutmamalıyız.

Nietzsche ve Hayat Konsepti

Bu Alman filozofa göre hayat iki temel ilkeye dayanır: korunum ilkesi ve genişleme ilkesi.

Nietzsche hayatın sadece hayat kendisini koruduğu sürece var olduğunu tespit etmiştir. Elbette bu koruma kapasitesi sürekli hareket halinde olmak ve genişleme ihtiyacı dolayısıyla ortaya çıkar. Eğer koruduğumuz şeyde hiçbir genişleme olmazsa bu şey ölecektir. Hayat, bizi hayatta tutan her şey sayesinde kendini genişletebilir. Tüm bu hayati alanlar ve bu ilkeler bizleri oluşturan şeylerdir. Bu da güç istenci olarak tanımlanır.

Friedrich Nietzsche'nin siyah beyaz bir fotoğrafı.

Nietzsche Felsefesinde Güç İstenci

Güç istenci hayatın evrimleşmesine atıfta bulunur. Hayatın kendisinin güç istenci olduğunu bile söyleyebiliriz, zira hayat gerçekten hasretini çektiğimiz şeyleri fetheder. Aynı zamanda istediğimiz şeyleri alabilmemiz ve sahip olduğumuz şeylere hakim olabilmemiz için de çaba gösterir.

Güç istenci istediğimiz şeyleri bulup alabildiğimiz bir geleceğe yöneliktir. Bundan dolayı, bizlerin zaten sahip olduğumuz şeyleri genişletmemizi ister. Ancak şunu da söylemeliyiz, başka bir şeyi arzulamadan önce güç istenci ilk başta kendisini sevmelidir. Halihazırda sahip olduğu şeyleri korumak için sahip olduklarını genişletmeyi sadece bu yolu kullanarak isteyebilir.

Bir araba almak istediğinizi hayal edin. Ancak, an itibariyle araba için yeterli paranız yok. Bu isteğin korunumu sadece istediğiniz arabayı almak için biriktirmiş olduğunuz para miktarını arttırmak için efor harcarsanız mümkün olacaktır. Eğer bu hedefe ulaşmak için hiçbir şey yapmazsanız bu arzu kaybolup gidecektir. Bu özlem ve motivasyon artık içinizde olmayacaktır.

Güç İstenci Kendisini İster

Güç istenci bir kere kendisini korumak istediğinde otomatik bir şekilde anlayacaktır ki ele geçirmiş olduğu her şeyi sadece korunum ilkesi ile elinde tutamayacaktır. Onun yerine, bu şeyleri gerçekten koruyabilmek için yeni ufuklara yelken açmalı ve yeni şeyleri ele geçirmelidir.

Güç istenci maksatlı bir şeydir ve yaşamın dünyasına odaklıdır, çünkü istediğinizi alabileceğiniz tek yer burasıdır. Bu istencin doğasında hareket vardır; durmak istemez, genişlemeye devam etmek ister. Nietzsche’ye göre eğer o an elimizde olan şeye razı olur ve bunu arttırmaya çalışmazsak (mecazi bir anlamda, güç istencimizin donup taşlaşması ile) ölürüz.

Peki, o zaman gerçek nerededir? Bu Alman filozof için gerçek açık bir şekilde her bireyin kendi güç istencinde yatmaktadır. Nietzsche’ye göre gerçek ile güç arasında çok sıkı bir ilişki vardır.

Şeffaf zihinler temalı bir tablo.

Gerçek Gerçek

Belirli bir medya kuruluşunun sabah bir haber yayınladığını düşünün. Diğer tüm medya kuruluşları bu haberi takiben kendi haberlerini yayınlayıp hikayeyi kendi ideolojilerinin perspektifinden anlatırlar. Her bireyin hikayenin kendi değerlerine en çok uyan versiyonunu “gerçek” olarak kabul etmesi son derece muhtemeldir.

Şimdi, medyadaki bu hikayenin farklı versiyonları nedeniyle bir anlaşmazlık çıkmaya başladığını ve gece olduğunda farklı medya kuruluşlarından insanların bir sette gerçeğin aslında ne olduğunu tartışmak için bir araya geldiğini hayal edin. Aşikardır ki gerçekler birbirleriyle ters düşecektir, zira ortada olan şeyler sadece gerçeklerin yorumlanmasıyla oluşan şeylerdir. Bu noktada, eleştirel bir zihin anlayacaktır ki; gerçek gücün kızıdır.

Bununla birlikte gücün hep hegemonik gerçeği destekleyeceği açıktır, zira hegemonya kendini korumak için genişlemek isteyen bir istencin güçlü bir temsilidir. Bunu anlamak için kendi gerçekleri gerçek olarak gösterilen totaliter rejimler hakkında düşünebilirsiniz.

Nietzsche için kendisini korumak için genişleme niyetinde olmayan herhangi bir güç istenci değersiz bir hayat ile eşdeğerdir: ki bu da güncel toplumda nihilizmin anlaşılma şeklidir (nihilizm kelimesi Latince nihil kelimesinden gelir ve hiçbir şey anlamına gelen tanımlanmamış bir zamirdir).