İnsanların Bağlanmasının Nörobiyolojisi

Kasım 16, 2019
Hayatınız boyunca başka insanlarla kurduğunuz bağlar dönüştürücüdür. Hatta, yaşamınızın ilerleyen dönemlerinde şekillendirdiğiniz pozitif bağlar, yaşamınızın erken dönemlerinde yaşadığınız sağlıksız bağlanmalardan kaynaklanan zararları onarma potansiyeline dahi sahiptir.

Bağlanma memelilerin belirleyici özelliklerinden biridir. Bu nedenle, insanların bağlanmasının nörobiyolojisi üzerine araştırmalar da hayvan araştırmalarına dayanmaktadır. Son zamanlarda yapılan çalışmalar, bağlanmanın korpus striatyumdaki oksitosin ve dopamin etkileşimine dayandığını göstermektedir.

Oldukça kesin görünen şey, farklı insan bağlarının, temellerinde olan bağlardaki nörobiyolojiyi paylaştıkları gerçeğidir. Bu bağlar genel olarak davranışlar ile ödül ve motivasyon mekanizmalarında görev yapan kortikal ve korteks altı ağların arasındaki entegrasyon, birleşmiş simülasyonlar ve zihinselleştirmelerle nitelendirilir.

İnsanların Bağlanmasının Nörobiyolojisi

İnsanların bağlanmasının nörobiyolojisi üzerine bir araştırmacı olan Ruth Feldman’a göre, memelilerdeki bağlanmayı gelişimsel bir açıdan incelemeliyiz. Bu nedenle, çağrışımsal serebral korteks, iki ila dört yaş arası çocuklardaki erken gelişim deneyimleriyle oluşturulur.

Romantik partnerler veya yakın arkadaşlar gibi daha sonra gelişen bağlanmalar, erken “hassas dönemler” sırasında anne ve çocuk arasında kurulan ilk ana bağda ortaya çıkan temel sistemleri yeniden kullanır.

Araştırmacılar, bu “hassas dönemleri”, beynin uygun şekilde olgunlaşması için belli çevresel katkılar deneyimlediği erken ve belirli zaman dönemleri olarak tanımlamaktadır. Bağlanma bağlamında, bu çevresel katkılar türlerin tipik çocuk yetiştirme davranışlarını içermektedir.

Annesinin elin, tutan bir bebeğin eli.

İnsanların Bağlanmasının Nörobiyolojisi ile İlgili Model Önerileri

Doktor Feldman yaptığı araştırmalarda insanların bağlanmasının nörobiyolojisi hakkında farklı model önerilerini bir araya getirmiştir:

  • Yukarıda da söylediğimiz üzere, insanların bağlanması üzerine yapılan araştırmalar gelişimsel bir bakış açısını takip etmelidir. Böylece, nörobiyolojik sistemler iki memeli arasındaki bağı destekleyecektir. Anne ve soyundan gelenler bu ilişkiyi, yaşamın erken hassas dönemlerinde gerçekleştirir (6).
  • Nörobiyolojik sistemlerde süreklilik, insan bağlantısını sürdürür. İnsan bağları, ebeveyn-çocuk bağı tarafından kurulan temel sistemleri başka bağlar oluşturmak için bir ömür boyu yeniden kullanır (örneğin romantik ilişkiler veya yakın arkadaşlıklar gibi) (7).
  • İnsan bağları seçici ve uzun ömürlüdür. Bağ kurmak, bağlanmanın ana amacıdır ve bu bağlar tüm yaşamınız boyunca sürebilirler (1).
  • Bağlanma, bir türe, topluma veya bireye özgü davranış kalıplarının ifadesinin tetiklediği davranışlara dayanır. Bağlanma, yukarıdan aşağıya hareket eden bir süreci içinde barındırır. Bağlanma ile ilgili davranışlar, beyni ve nöroendokrin sistemlerini harekete geçirir (4, 8).
  • Biyolojik davranışların eş zamanlılığı, insan bağlanmasının kilit bir özelliğidir. Başka bir deyişle, sözel olmayan davranışlar ile sosyal temas sırasında iki birey arasında gerçekleşen koordineli fizyolojik tepki arasındaki bağlantı, insan bağlanmasını karakterize eden şeylerdir (9).
  • Oksitosin sisteminin ana rolü ve dopamin-oksitosin bağlantısı insanlardaki annelik duygusu üzerinde bir rol oynar. Aynı zamanda babalık, ortak ebeveynlik, romantik bağlanma ve yakın arkadaşlık ile ilgileri de vardır. Oksitosin ve dopaminin korpus striyatum içerisine entegrasyonu, bağlanmaları motivasyon ve zindelik ile doldurur (10).
Birbirlerine sarılan iki kadın.

Daha Fazla Teori

  • Bağ oluşturmak, ilgili sistemler arasında daha fazla aktivite ve daha sıkı bir girişim olmasını gerektirir. Bağlanma oluşumu dönemlerinde, bağlanma, ödül ve stres yönetimini destekleyen sistemler arasındaki sıkı ilişkilerin aktive olduğunu görebilirsiniz (11).
  • İnsan bağlanmaları homeostazı, sağlığı ve refahı teşvik eder. Sosyal bağlar, sağlık ve mutluluğu arttırır. Diğer yandan, sosyal izolasyon stresinizi artırır, sağlığınıza zararlıdır ve ölüme bile neden olabilir (12).
  • Bağlanma örüntüleri, bir nesilden diğerine aktarılır. Yaşamınızın erken dönemlerinde deneyimlediğiniz davranış kalıpları, oksitosinin ulaşılabilirliğini ve reseptörlerin bebeğin beynindeki yerlerini belirler. Böylece, temele bakacak olursak, gelecek nesli büyütebilme yeteneğinizi programlar (13, 14).
  • Anne ile çocuğun bağlanması ve annenin çocuğa yakınlığı beyin denen organı oluşturur. Bu, beynin sosyal ekoloji içinde işlev görmesine olanak tanır. Beyin sosyal çevreye sürekli cevap veren bir organ olduğundan, bebek bir memelinin daha tam gelişmemiş olan beyni onu sürekli emziren bir anneye yakın tutmaya çalışır (15).
  • Hayatınız boyunca deneyimlediğiniz bağlar dönüştürücüdür. Yaşamınızın ilerleyen zamanlarında kurduğunuz sağlıklı bağlar aslında ilk yıllarınızdaki olumsuz ilişkileri onarabilir. İnsan beyninin plastisitesi ve doğasının davranışlara dayalı olduğu gerçeği, daha sonra kurulan bağların nöral ağları yeniden düzenlemesine ve erken olumsuz deneyimleri kısmen bile olsa onarmasına izin verir (16).

Sonuç olarak, insanların bağlanmasının nörobiyolojisi temelinde beyindeki oksitosin ve dopamin arasındaki etkileşimleri bulundurur. Ayrıca, bu serebral sistemlerin bebeklikteki bağlanma sırasında oluştuğu anlaşılabilmektedir. Bu nedenle, bu sistemlerin daha sonra arkadaşlık ya da aşk gibi diğer bağları oluşturmak için geri dönüştürüldüğünü bilmek ilginçtir.

  1. Feldman, R. (2017). The neurobiology of human attachments. Trends in Cognitive Sciences, 21(2), 80-99.
  2. Rilling, J. K. (2014). Comparative primate neuroimaging: insights into human brain evolution. Trends in cognitive sciences, 18(1), 46-55.
  3. Kundakovic, M., & Champagne, F. A. (2015). Early-life experience, epigenetics, and the developing brain. Neuropsychopharmacology, 40(1), 141.
  4. Feldman, R. (2015). The adaptive human parental brain: implications for children’s social development. Trends in neurosciences, 38(6), 387-399.
  5. Feldman, R. (2015). Sensitive periods in human social development: New insights from research on oxytocin, synchrony, and high-risk parenting. Development and Psychopathology, 27(2), 369-395.
  6. Carter, C. S. (2014). Oxytocin pathways and the evolution of human behavior. Annual review of psychology, 65, 17-39.
  7. Feldman, R. (2016). The neurobiology of mammalian parenting and the biosocial context of human caregiving. Hormones and Behavior, 77, 3-17.
  8. Feldman, R. (2012). Oxytocin and social affiliation in humans. Hormones and behavior, 61(3), 380-391.
  9. Feldman, R. (2012). Bio-behavioral synchrony: A model for integrating biological and microsocial behavioral processes in the study of parenting. Parenting, 12(2-3), 154-164.
  10. Love, T. M. (2014). Oxytocin, motivation and the role of dopamine. Pharmacology Biochemistry and Behavior, 119, 49-60.
  11. Ulmer-Yaniv, A., Avitsur, R., Kanat-Maymon, Y., Schneiderman, I., Zagoory-Sharon, O., & Feldman, R. (2016). Affiliation, reward, and immune biomarkers coalesce to support social synchrony during periods of bond formation in humans. Brain, behavior, and immunity, 56, 130-139.
  12. Cacioppo, J. T., Cacioppo, S., Capitanio, J. P., & Cole, S. W. (2015). The neuroendocrinology of social isolation. Annual review of psychology, 66, 733-767.
  13. Weaver, I. C., Cervoni, N., Champagne, F. A., D’Alessio, A. C., Sharma, S., Seckl, J. R., … & Meaney, M. J. (2004). Epigenetic programming by maternal behavior. Nature neuroscience, 7(8), 847.
  14. Feldman, R. (2007). Mother‐infant synchrony and the development of moral orientation in childhood and adolescence: Direct and indirect mechanisms of developmental continuity. American Journal of Orthopsychiatry, 77(4), 582-597.
  15. Akers, K. G., Yang, Z., DelVecchio, D. P., Reeb, B. C., Romeo, R. D., McEwen, B. S., & Tang, A. C. (2008). Social competitiveness and plasticity of neuroendocrine function in old age: influence of neonatal novelty exposure and maternal care reliability. PloS one, 3(7), e2840.
  16. Schore, A. N. (2013). Relational trauma, brain development, and dissociation. Treating complex traumatic stress disorders in children and adolescents: Scientific foundations and therapeutic models, 3-23.