Ekoizm: Fark Edilmeden Yaşamak İstiyorum

11 Eylül, 2020
Sürekli olarak ilgi odağında bulunma ihtiyacı olan ve hep kahraman rolünü oynamak isteyen narsistlerin tam aksine ekoizm özelliğine sahip insanlar bu durumlardan aşırı çekinir ve korkarlar. Peki bu korkuları nereden kaynaklanmaktadır?
 

Ekoizm yakın dönemde popüler hale gelmiş bir terimdir. İlk olarak bir Amerikan psikanalist olan Dean Davis tarafından kullanılmıştır. Ekoizm, iltifat kabul etmek, ilişkilerde tercihlerini açığa vurabilmek ya da yardım isteyebilmek gibi konularda yetersiz olma gibi olumsuzluklar taşıyan insanların bir özelliği olarak özetlenebilir.

Her kişisel özellik gibi ekoizm de birlikte zaman geçirilen kişilerden bağımsız olarak kişinin kendi yapısına ait olan bir özelliktir. Ancak yine de ekoistlerin de sık sık narsist davranışlar içine çekildiklerini belirtmek gerekir. Bunun tam olarak nedeni her alanı doldurmaya ve her konuda ön plana çıkmaya çalışan birilerinin etraflarında olmasıdır. Narsistler kötü ya da istismarcı bir davranış içine girdiklerinde ekoistler onların bu davranışı için kendilerini suçlarlar.

Ekoizm bir rahatsızlık değil bir özelliktir. Bunun yanında bu özellik bir hayatta kalma stratejisi ile tanımlandığında daha iyi anlaşılabilir: “Eğer güvende olmak ve sevilmek istiyorsam, insanlardan mümkün olduğunca az isteyip onlara verebileceğim her şeyi vermeliyim.”

olasılıkları düşünen kadın

Ekoizm: Gölgede Yaşamak

 

Rethinking Narcissism adlı kitabın yazarı, araştırmacı psikolog Dr. Craig Malkin’e göre ekoizm, bir şekilde narsist olarak görünmekten aşırı derecede korkma duygusudur. Özel hissetmek ve sürekli olarak dikkat çekmek isteyen narsistlerin aksine ekoistler, olumlu bir durum olsa dahi dikkat çekmekten korkarlar.

Malkin ve arkadaşları, ekoistlerin “İnsanlara yük olmaktan korkuyorum” ya da “İnsanlar isteklerimi sorduklarında kendimi boşlukta ve kaybolmuş gibi hissediyorum” gibi cümleler kurduklarını keşfetmişlerdir. Bu tür özellikler sıradan insanların hoş tutumları ve hatta mütevazı davranışları gibi görünse de, Malkin aslında durumun çok daha farklı olduğunu ifade etmektedir.

Ekoizm, en zararsız haliyle yaltakçılık ya da düşünce ve isteklerin ifade edilmesini baskılama gibi durumların ortaya çıkmasına yol açar. En uç örneklerde ise kişinin kendi fikirlerinden ödün verdiği bir hayat tarzına neden olabilir. Bu durumda kişi kendisini diğer insanlardan bütünüyle izole eder.

Çocukluk Çağları: Ekoizmin Çıkış Noktası

Ekoizmin çıkış noktaları konusunda halen pek çok araştırma yapılmaktadır. Uzmanların ekoizm konusunda üzerinde anlaştıkları noktaların başında ise bu davranış biçiminde anne ve babaların çok büyük bir rol oynadığı gerçeğidir.

Ekoistler duygusal anlamda pek çok kişiden daha hassas bir yapıya sahip olarak dünyaya gelirler. Biraz yardıma ihtiyaç duyduğunda anne ve babası tarafından utandırılan ya da cezalandırılan bir çocuğun çok daha yoğun bir ekoizm etkisi ile büyümesi yüksek bir olasılıktır.

 

Eğer kişi, sürekli olarak kendi isteklerini dikte eden narsist birinin çocuğuysa, bu çocuğun kendi düşüncelerini ve isteklerini duyurması oldukça zor olacaktır. Benzer bir durum, anne ve babalarının özel bir çocuk yetiştirme istekleri nedeniyle narsist bir kişiliğin ortaya çıkmasına da neden olabilir. Yani annesi ya da babasının davranışlarını tekrarlayan çocuk kendisinin özel olduğuna inanır ve diğer insanlardan daha önemli olduğunu düşünür. Bu aşamada, bir çocuğun narsist mi ekoist mi olacağını belirleyen bir faktör bulunup bulunmadığı henüz bilinmemektedir.

Eokistler, yetişkin bir insan olduklarında genellikle şu anlayışla yaşarlar: “Ne kadar az yer tutarsa o kadar iyidir.”

Ancak yine de aklımızda tutmamız gereken şey, narsist bir anne ya da babaya sahip çocukların hepsinin birer ekoist olmadıkları gerçeğidir. Benzer şekilde ekoistlerin her birinin de egosu yüksek anne babaları elbette yoktur. Malkin’e göre; “Ekoizm, her birimizde bir dereceye kadar bulunan bir özelliktir.”

Ekoistler pasif birer kişilik olarak tanımlanamazlar. Çünkü diğer insanların ihtiyaçlarını ortaya çıkarma ve takip etme konusunda son derece aktif olabilirler. Ekoistler harika birer dinleyici olabilirler ancak diğer insanlara açılma konusunda pek de rahat değillerdir. Çünkü başkalarına yük olma korkusu genellikle paylaşım yapma yeteneklerinin önünde önemli bir engel oluşturur.

Kültür ve Cinsiyet

Erkekler ekoizm nedeniyle terapi görme konusunda daha az isteklidirler. Bu durumu açıklamaya çalışan varsayımlardan biri zayıf görünerek utanç duyma hissi ya da erkeksi görünmeme korkusudur. Cinsiyetin güç ilişkilerinde daha fazla ağırlığı olan kültürlerde ekoizm ve narsisizm daha az belirgin olabilir ve “eşyanın tabiatından kaynaklanan bir durum” olarak görülebilir.

 

Kadınların büyük bir kısmı ilişkilerde daha fazlasını istemenin ve daha iddialı yaklaşımlar sergilemenin tehlikeli olduğuna inanırlar. Çünkü babalarının duygusal anlamda istismarları onları konuşmanın güvenli olmadığını düşünmeye itmiştir. Bu noktadaki en büyük problem, sosyal bağlamda adaptasyonun ve diğerlerinden sürekli olarak hoşnut olmanın genellikle pozitif bir olgu olarak algılanmasıdır. Bu insanların bir kısmı kendi ihtiyaçlarını ve duygularını silerek hayatta kalmayı öğrenirler.

Kültür Konusu

Bazı kültürlerde sessizce ve kendi halinde acı çekmek uygun bir davranış olarak kabul edilir ve yardım istemek hoş karşılanmaz. Bu bağlamda ekoizm, beyin yıkama sürecini anlamanın bir yolu olarak görülebilir. Bu duygu dünya politikalarına getirilebilecek bir açıklama ya da kişilerin güçlü bir insan veya organizasyon adına zarara yol açtıkları durumları açıklayıcı bir faktör olabilir.

üzgün bir kadın düşünüyor

Ekoizm Nasıl Tedavi Edilir?

Bu düzeydeki eğilimleri kontrol altına almak karmaşık ve zor bir görevdir. Çünkü burada etkili olan ya da işleyen süreçlerin çoğu bilinçsiz bir biçimde yaşanmaktadır. Çoğu kez bu özelliğin çocukluk döneminde oluşup yerleştiğinin altını çizmek gerekir.

 

Bir terapistle zaman geçirmek ve neler olup bittiği hakkında konuşmak ekoizmin çıkış noktasının belirlenmesi için iyi bir fırsat niteliği taşımaktadır. Bu bağlamda, terapinin sunduğu katkılardan biri, bu tür acı veren duyguları ve anıları güvenli ve destek aldığınız bir ortamda araştırarak keşfetme olanağıdır. Bunun sonucunda da birinin size çocukluk travmasının pek de “normal” olmadığını söylemesidir.

Son olarak eğer sesinizi yükselterek konuşmak sizin için zorsa, kendinizi daha güvenli hissetmek için şiir ya da yaratıcı yazı yazma gibi elementleri terapiye dahil edebilirsiniz. Bu konu, ilk teması tartışma ya da değerlendirme aşamasında bir terapiste danışmaya değer bir konudur.

 

BYINGTON, C. (2004) La Construcción Amorosa del Saber. Fundamento y Finalidad e la Pedagogía Simbólica Junguiana. Sáo Paulo: W11 Editores

BYINGTON, C. (1988) Dimensiones Simbólicas de la Personalidad. Sao Paulo: Atica