Her Şeyi Bilen Narsist İnsanlar

27 Mayıs, 2020
İçinde bulunduğumuz dönemde en az ihtiyacımız olan şeylerden biri her şeyi bilen, her konuda fikir yürüten, kendi entelektüel ve ahlaki üstünlüğünü sürekli olarak diğer insanlara dikte etmeye çalışan narsist kişilerdir. Şu an bize an çok yararı dokunacak şey bencillik değil birlik ve beraberlik içeren davranış biçimleridir.

Hiçbir zaman değişmeyen bir kural vardır: Narsist kişiliğe sahip insanlar her zaman her konuyu uzmanlardan daha iyi bilirler. Bu gerçeği yaşadığımız bu zorlu süreçte çok daha iyi görüyoruz. Bu tür sesler hemen hemen her bilim dalında adeta şaşmaz bir bilgi kaynağı gibidirler: Tıp, hemşirelik, virüs bilimi, politika, ekonomi, jeostrateji…

Bu tür insanlarla bir tartışma içine girmek neredeyse imkansız gibidir. Çünkü her zaman için kendilerini karşılarında bulunan kişilerin bir basamak üstüne koyarlar ya da savundukları fikirlerin mutlaka doğru ve kanıtlanmış olduğunu ileri sürerler. Onlara göre şüpheye düşmeyi gerektirecek hiçbir öngörüleri ve hiçbir eksik noktaları yoktur.

Bireysel psikolojinin kurucusu Alfred Adler, bu kişilik türü üzerinde çok dikkatli bir biçimde çeşitli araştırmalar yapmıştır. Dr. Heinz Ludwig Ansbacher tarafından yapılan araştırmanın da içinde bulunduğu çeşitli bilimsel çalışmalar, meşhur Avusturyalı psikoterapistin çok uzun yıllar önce bizleri uyardığı gibi narsistlerin toplumun en olumsuz boyutunu oluşturan insanlar olduklarını ortaya koymuştur. İnsanlığın ilerlemesine herhangi bir katkıda bulunmak şöyle dursun, benmerkezci yaklaşımlarıyla bu tür ilerleme çabalarını da engellemekten geri kalmazlar.

Günümüze bakarsak, bilgisiz ve yetkinliği bulunmayan insanların topluma sürekli olarak nasıl birtakım şeyleri anlatmaya çalıştıklarının farkına varırız. Bunlar, herhangi bir öneri getirmek bir yana sadece eleştiri yaparlar, herhangi bir kanıt göstermeksizin tartışmaları alevlendirmek, güvensizlik ortamını derinleştirmek ve hatta korku yaratmak için temelsiz bilgileri öne sürme konusunda hiç tereddüt etmezler.

Zor dönemlerde ihtiyacımız olan şey, her şeyden önce birlikte çabalamaya önem veren ve uyumlu ortamların oluşmasına katkıda bulunan insanlardır. Bu sayede yeni fikirler ortaya çıkabilir ve insanlar birbirlerine daha sıkı bir biçimde destek olabilirler.

Kutu kafalı adam

Uzmanlardan Çok Bilen Narsist Kişilikler: Bu İnsanlar Neden Böyle Davranırlar?

Narsist kişiliğe sahip insanlar herhangi bir konuyu uzmanlardan daha iyi bildiklerini iddia ettiklerinde tartışmalar ve anlaşmazlıklar sürüp gider. Yaptıkları her konuşma, girdikleri her durum ya da günlük her konu egoları tarafından şekillendirildiği için bu insanların çevremizdeki gerçek anlamda en yorucu kişiler olduğunun söylemek yanlış olmayacaktır.

Bu durumu daha önceki zamanlara göre çok daha sık bir biçimde görmeye başladık. Alışkın olduğumuz bu seslere, sosyal medya platformlarında hemen hemen her bilgiyi sorgularken rastlamak oldukça mümkün. Bu bilgiler ne kadar çok farklı ve güvenilir kaynaklardan geliyor olursa olsun, bu kişiler her bilgiyi aynı şekilde sorgulamaktan ve eleştirmekten geri kalmazlar.

Elbette konulara eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşmak, farklı bir vizyona sahip olmak önemli ve ayırt edici bir özelliktir. Ancak bazı zamanlar vardır ki, sis çok yoğundur ve ışığı görme ihtimaliniz ortadan kalkar. Ancak her şeyi bildiğini iddia eden bu tür insanlar yapıcı, katkıda bulunan ve faydalı bakış açıları sunmak yerine sadece reddetme ve karşı koymaya çalışırlar. Ancak özellikle içinde bulunduğumuz dönemde sadece eleştirmek için eleştiri yapmanın hiç kimseye faydası dokunmayacağı açıktır.

Bu tür davranışlar belirsizlik ve huzursuzluk ortamını daha da fazla körükler. Diğer taraftan, narsist kişilerle yaşayan insanları da göz ardı etmemek gerekir.

Unutulmaması gereken diğer bir önemli konu da, bu tür insanların belirli bir spektrum içinde yer aldığıdır. Yani bu sorunun sadece bazı özelliklerini gösterenler olduğu kadar, açık bir biçimde narsist kişilik bozukluğu özelliklerini taşıyanlar da bulunmaktadır.

Bu ikinci gruba giren insanlarla birlikte yaşamak, onlarla hayatı paylaşmak son derece karmaşık ve oldukça yorucudur. Bu durum, tüm dünyanın koronavirüs nedeniyle karantina altında yaşamak zorunda kaldığı ve her türlü psikolojik problemin ya da kişilik bozukluklarının daha da derinden hissedildiği bir dönemde son derece ciddi etkiler göstermektedir.

Üstünlük Kompleksi Aşağılık Kompleksi İle Birleştiğinde

Narsistler uzmanlardan daha iyi bildiklerini öne sürdüklerinde etraflarındaki insanları inandırmaya çalıştıkları şey gereklilik kavramıdır. Bir şekilde entelektüel açıdan üstün olduklarını göstermeye çalışırlar. Belirli bir alanda daha bilgili, hünerli ve zeki gözükmek için her şeyden önce diğer insanları etkileme çabası içindedirler.

Bu tür kişiliğe sahip insanlar bizlerden, dünyanın ikiye ayrıldığına inanmamızı isterler. Bir tarafta hiçbir şey bilmeyenler, diğer tarafta ise her türlü bilgiye sahip olan kendileri.

Peki bu insanlar neden bu şekilde davranırlar? Sigmund Freud’un narsist kişilikler konusundaki çalışmalarını sürdüren Alfred Adler, kendi yaşadığı dönemde çok önemli bir konuya işaret etmiştir. Narsist kişiler üstünlük kompleksi ile açık bir biçimde aşağılık hissinin bir tür karışımı içinde yaşamaktadırlar.

Bu noktada herhangi bir yanılgıya düşmemek gerekir. Bu insanların aslında sergiledikleri tavırlar, kendilerine son derece güvensiz olduklarının açık bir işaretidir. Bu değersiz hissetme vizyonu, kendilerini koruma altına aldıkları ve üstünlük taslama şeklinde ortaya çıkan davranışlara yol açar. Bunun sonucunda da abartılı, büyüklük taslayan ve sürekli olarak eleştiren bir kişilik ortaya koyarlar.

Tartışan bir çift

Entelektüel Tevazunun Gücü

Narsistler her zaman uzmanlardan daha çok bilirler. Bu hep böyle olmuştur ve bundan sonra da bu şekilde olmaya devam edecektir. Yardımcı olmak ve insanların yükünü bir nebze olsun azaltmak şöyle dursun, uçurumları daha da derinleştirip ve mesafeleri daha da açarlar. Günümüzde her şirkette ya da organizasyonda çok iyi bilinen bir gerçek vardır. Narsist kişiliğe sahip liderler artık sevilmezler ve faydalı değildirler.

80’li ve 90’lı yıllarda aşırı derecede yönlendirici, bireysel ve hatta agresif yapıya sahip, şirketlerini sıkı bir hiyerarşi ile yöneten patronlar ciddi anlamda fark yaratmayı başarmışlardır. Ancak içinde bulunduğumuz dönemde bu resim önemli ölçüde değişmiştir.

Yaşadığımız çağda en zorlu ve karmaşık durumlarda takım olarak birlikte çalışmayı bilen, ortak fikirler üretebilen ve diğerlerinin fikirlerine değer verebilenler kazanırlar. Artık insanlar birlik içinde olmaya ve bu şekilde hissetmeye ihtiyaç duymaktadırlar. O nedenle, eleştirerek uyumsuzluk ve anlaşmazlık yaratan sesler hoş karşılanmamaktadır.

Şu konuda emin olmalıyız: Yeterli entelektüel tevazuya sahip, başkalarını dinlemesini bilen, farklı fikirlere saygı duyan ve tavsiyeler sunabilen insanlar her zaman kazanırlar. Yani çok parlak ancak aynı zamanda mütevazı ve duygusal zekaya sahip insanlara ihtiyacımız bulunmaktadır.

Günümüz toplumunda narsist kişiliklere yer yoktur. Elbette bu tür insanlarla bir arada yaşamak zorunda olduğumuzun farkındayız. Ancak bu kişilere güç ve yetkinlik vermekten kaçınalım ve neden oldukları anlaşmazlıkları beslemeye devam etmeyelim.

  • Ansbacher H. The significance of Alfred Adler for the concept of narcissism. Am J Psychiatry. 1985 Feb;142(2):203-7. DOI: 10.1176/ajp.142.2.203