Beklenmedik Bir Şekilde Hayatınıza Giren “Tesadüfi Arkadaşları” Seviyorum

Aralık 13, 2017

“Tesadüfi arkadaşları” seviyorum. Hiç beklemediğiniz anda kalbinizin kapılarından giren arkadaşları. Beraberlerinde renkli rüzgarlar getirirler, umutlarınız söndüğünde sizi gülümsetirler ve sanki hep bir parçası olmuşlar gibi ruhunuza yerleşirler.

Kimi zaman yakın arkadaşlar ve ailemizden oluşan ağa öyle bağlı kalırız ki başka kimseye yer bırakmayız. Çok ilginç bir durum bu. Ta ki beklenmedik şekilde birinin gelip her şeyi değiştirdiği o güzel güne dek.

Bazı insanlar muhteşem bir şekilde beklenmedik bir anda çıkıverir karşınıza. Onlara en çok ihtiyacınız olduğu anda hayatınızın kapısını çalarlar. İnanılmaz şeylere gücü yeten insanlardır bunlar. Size mutluluk getirir ve yeniden büyümenizi sağlarlar.

Tesadüfi arkadaşlar, tuhaf bir şekilde ailenizin bir parçası haline gelir. En çok ihtiyaç duyduğunuzda istisnai arkadaşlarınız olurlar, hatta partneriniz olabilir bu kişi. Aşktan ümidi kestiğinizde birden ortaya çıkan sevgililer. Ama bütün bunların en ilginç yanı, o kişiyle uyumluluğunuzu hemen fark etmenizdir.

Uzmanlar buna altıncı duyu diyor size biraz daha açıklamak istediğimiz duygusal bir duyu.

rengarenk sıcak hava balonları

Tesadüfi arkadaşlar en çok ihtiyaç duyduğunuzda gelir

Edebiyat dünyasındaki en meşhur dostluklardan biri  Henry James ve Robert Louis Stevenson arasındaki dostluktur. 19. yüzyılın bu iki büyük romancısı çok farklı hayat tarzlarına ve yaşam biçimlerine sahip olmalarına karşın, birbirlerine istisnai ve hatta sihirli denebilecek bir hayranlık beslemekteydi.

Hikaye 1884 senesinde, Henry James’in Longman’s Magazine dergisinde birkaç ay önce piyasaya çıkmış Hazine Adası adlı romanı öven bir yazı yayınlamasıyla başladı. Birkaç gün sonra Stevenson, bir başka yazıyla cevap verdi ve böylece arkadaşlıkları başladı. Birbirlerine yazdıkları mektuplarda ve buluşmalarında edebiyat, sanat ve felsefeden söz ettiler.

Stevenson daima dostluklarını övmüştür. Ona göre doğru zamanda, en çok ihtiyaç duyduğu anda başlamıştı bu arkadaşlık. Sağlığı iyi değildi ve ateş içinde hasta yatağında yattığı zamanlarda morali de çok bozulmuştu. Bu durumdan onu kurtaran tek şey, Henry James’in yazdığı mektuplardı.   

Ne yazık ki Güney Pasifik adalarının yerlilerinin “Masalcı” adını verdiği ve Long John Silver’ın yaratıcısı olan Stevenson, geçirdiği felç sonrası erken yaşta bu dünyadan ayrıldı.

Bu kayıp Henry James’i çok etkiledi. Edebiyat, sanat ve hayata tutkuyla bağlı iki aklın hayranlığı ve birliğine dayalı bir dostluktu onlarınki. Bu arkadaşlık her iki ruhun yaratıcılığını artırıyordu. Farklı edebi tarzlarına rağmen çok iyi uyum sağlamışlardı.

aya park eden gemi

Kişisel ilişkilerin altıncı hissi

Önemli bir bilgiyi açıklayalım: insanların sadece 5 duyusu yoktur. Aslında 20’den fazla duyumuz var. Ünlü psikolog ve Henry James’in kardeşi William James, bunların çoğunu tespit etmiştir. Nosisepsiyon, propriosepsiyon ve kinestezi, bunlardan birkaçıdır.

Zeka daima doğru cevaplara götürür bizi ama sezi ve altıncı his asla yanılmayacaktır.

Altıncı his, hiç şüphesiz ki bunların en önemlisidir. Sihirli ya da doğaüstü alana girmez, daha ziyade iç sezilerimizle yani içinize bakıp duygularınızı anlam, yaratıcılığınızı uyandırma ve çevrenizle ve etrafınızdaki insanlarla daha iyi bağlantı kurma kapasitenizle ilgilidir. Böylece daha özgün ve anlamlı bağlar kurabilirsiniz.

beraber günbatımı izlemek

Bilinçaltı ve altıncı his

Nasıl olduğunu anlamadan tesadüfi arkadaşların hayatınıza girmesi alışılmadık bir şey değildir. Belki  Henry James ve Robert Stevenson birbirini tanımıyordu ama altıncı hisleri, yazı sayesinde birbirlerine ne kadar yakın olduklarını gösterdi onlara.

Uzmanlar bir çok duygu, deneyim ve hissimizin depolandığı bilinçaltının etkisinden bahsediyor. Yıllar içinde farkına varmadan iç güdüsel olarak kendimizi özdeşleştirdiğimiz belli tecrübe ve kişilik türleriyle güçlü sinirsel bağlantılar kurarız.

Bu hisleri çok sık yaşarız. Nedenini bilmeden belli detaylar bizi çeker. Ardında yatan sebebi anlamaksızın bazı insanlar ve durumlardan kaçınırız. Bütün bunlar duygusal altıncı hissimizin bir parçasıdır ve bizi tesadüfi arkadaşlara karşı bu kadar alıcı kılan da budur. Bu kişilerle öyle müthiş bir şekilde uyuşuruz ki beynimiz onları akraba ruhlar olarak belirler.

Göreceğiniz üzere asıl sihir kendi içimizde, duygularımızı yöneten samimi ve ussal mimaridedir. Bu sayede bize muhteşemliklerini, kahve ve kahkaha dolu öğleden sonraları ve ‘nasılsın‘ ve ‘yanındayım‘larını veren ruh ikizlerimizle bağlanırız.

Onları hayatınıza almak için tereddüt etmeyin. Çünkü fırtınalı göklerinizi açtıran tesadüfi arkadaşlar, yaşamınızdaki en iyi insanlar olabilirler.