Bakıcılık: Her Zaman Takdir Görmeyen Bir Sevgi Eylemi

16, Temmuz 2017 İçinde Psikoloji 31 Paylaşıldı

Bakıcılık işi, sadece en büyük sevgi eylemlerinden biri olmakla kalmayıp aynı zamanda en büyük adalet eylemidir. Çünkü tedavi edilemez hastalıklar olmasına rağmen, hiç kimse bakılmaya layık olmayan bir kimse olarak düşünülmemelidir. Dolayısıyla, bu toplumun en önemli eylemlerinden ama aynı zamanda kurumlarımız tarafından en az takdir gören eylemlerinden biridir.

Bakım, yaşlı ya da hasta bir kişiye yeterli bir yaşam kalitesini sağlarken kendine bakmayı da içerir. Sürekli bakıcılık görevlileri aşırı yüklenme, yalnızlık hissi ve çevreleriyle kopukluk yaşayabilir. Ancak ortaya konan tüm sevgi ve bağlılık, asla duygusal tükenme ya da yalnızlık duygularına yol açmamalıdır.

Bakıcıları desteklemek ve tanımak açısından kat etmemiz gereken hala çok yolumuz vardır. Ayrıca, bakıcılık sektörünün yaşlıları ya da bunama hastalarının yanı sıra aynı zamanda omurilik yaralanmalarından, akıl hastalığından, serebral felci ve nadir görülen hastalıklardan muzdarip olan görünmez büyük bir grubu da kapsadığını unutmamalıyız.

Bakıcılık ve kadının rolü

Hasta, yaşlı ya da engelli bir kişinin bakımı, geleneksel olarak kadınların işidir. Bakım, neredeyse her zaman bir “kadın meselesidir” ve bunu daha da karmaşık hale getiren de şu ki, yakın zamana kadar bu kadınlardan hiçbiri başkalarına ya da kendilerine nasıl bakılacağı konusunda yardım, bir araç ya da tavsiye almıyordu.

Neyse ki, bu geleneksel roller değişiyor ve “sürekli bakıcı” hala daha yaygın olarak kadın olmasına rağmen, günümüzde bu kadınlar; gündüz bakım merkezleri, konut merkezleri ve bakıma muhtaç hastanın uygun bakımı için bakıcı yetiştiren eğiticilerin tavsiyesi gibi daha büyük kaynaklara sahip.

Bununla birlikte, bakıcılık yapan kişilerde aşağıdaki sağlık problemlerini görmek hala çok yaygındır:

  • Depresyon, kaygı ya da stres yaşama eğiliminin artması.
  • Hayal kırıklığı hissetme, doğru olmayan şeyler yapma ya da hastanın tüm ihtiyaçlarını karşılayamama korkusu.
  • Yalnızlık hissi.
  • Sıkça hissedilen yorgunluk.
  • Kas ağrısı.
  • Sık sık baş ağrısı.
  • Karın ve mide rahatsızlığı.
  • Kendi sağlıklarının çok kötü olduğu ya da en azından tıbbi testlerin söylediğinden daha kötü olduğu algısı.
  • Enfeksiyonlara çok yatkın olma.
  • Yüksek tansiyon.
  • Diyabet.

Bir sevgi eylemi, bir adalet hareketi: bakımı sağlıklı bir şekilde yapmak için stratejiler

Bakıma muhtaç insanlara en çok aile ortamında bakıldığını bildiğimizden, kendimize aynı zamanda basit bir soru da sorarız… “Bakıcılık yapan kişiye bakmaktan” kim sorumlu olacak?

Bakıcılık yapan kişiler günlük nefes aralarını sevgide bulurlar, fakat bazen, gücünüz azaldığında ve yalnızlık meydana geldiğinde kalbinizin makinesi yetersiz kalır…
Paylaş

Hasta kişilere bakıcılık yapan kişinin kendi fiziksel ve ruhsal sağlıklarına zarar verecek noktaya gelebileceklerini anlamak oldukça önemlidir. Öte yandan, bakıcılık yapan ve bakıma muhtaç kişi arasındaki samimi sevgi ve kesin bağlılık sebebiyle, bakıcılık yapan kişinin bir ara vermeyi, sorumlukları paylaşmayı ya da kendine vakit ayırmayı es geçmesi oldukça olasıdır. Tüm bunlar sonuçta “bakıcı sendromuna” yol açar.

Bu tür durumlarda yardımcı olabilecek bazı stratejiler öneriyoruz.

Herkes “bakıcılık” göreviyle doğmaz. Çoğu zaman, hayat sizi bazı şartlar aracılığı ile bu duruma sokar.

  • İlk adım danışmanlık alma ve aileye endişe veren bu hastalık hakkında, nasıl bir bakıma ihtiyaç olduğu ve bakımın nasıl sürdürülmesi gerektiği gibi, düzgün bir bilgiye ulaşma olmalıdır. 
  • İkinci adım ise toplumdan izole olmaktan kaçınmak olmalıdır. Sorumluluk ve görevleri diğer aile fertlerine ve profesyonellere aktarmak hem gerekli hem sağlıklıdır.
  • Hastanın bağımsızlığını mümkün olduğunca güçlendirmeliyiz. Tuvaleti kullanma ya da yemek yeme gibi alışkanlıklar desteklenmelidir. Tüm bunlar aynı zamanda bakıma muhtaç kişinin özsaygısını da etkiler.
  • Bakıcılık yapan kişilerin ailenin genellikle ailenin yükünü üstlendiğini hepimiz biliyoruz. Bu görevleri nasıl yerine getireceklerine dair bir eğitime ihtiyaçları vardır.
  • Yeterli miktarda besin ve boş vakit gereklidir. Çeşitli ve dengeli beslenmek, besin eksikliği olmadan yemek yemek çok önemlidir. Aynı zamanda hobileri, tutkuları ve her gün en az yarım saatlik bir yürüyüş kadar basit günlük kaçamakları terk etmemek de önemlidir.
  • İletişim yetenekleri. Son olarak, bakıcılık yapan kişilerin olumlu bir duygusal boşalım yapmasını ve iletişim yetenekleri sayesinde korkular, kaygılar ve aşırı yüklenmelerin boşalmasını kesinlikle tavsiye ediyoruz…

Bugün evlerinin içinde, gözlerden uzak yaşayan isimsiz bakıcılar toplumumuzda büyük bir görev yürütmekte ve bu da kurumlar tarafından her zaman takdir görmemektedir. Ancak, buna, aileler olarak bizler değer veriyoruz. Bakıcılık, diğerini kendinin bir parçası olarak sevmek ve takdir etmek demektir.

Bunlar da ilginizi çekebilir