Zeka Geriliği: Tanımı ve Türleri

· Aralık 7, 2018

Zeka geriliği olan bir insanın, bilişsel kaynakları, yaşının normaline göre daha az ya da düşüktür. Bu durum, öğrenmeyi zorlaştırır ve belli mesajlar ve bağlamlarda iletişim kurmak için daha fazla çaba göstermeyi gerektirir. Bu tür bir engelin teşhisi genellikle 18 yaşından önce konulur ve zeka geriliğine sahip insanlar dünya nüfusunun yaklaşık %1’ini oluşturmaktadır.

Ama, zeka geriliğinin zihinsel bir hastalık olmadığını, gelişimsel bir bozukluk olduğunu anlamak gerekir. Bu duruma sahip olan insanlar temelde normal insanlar gibidir: hayalleri, ilgileri, zevkleri ve tercihleri vardır. Bu hastalığı yaftalamamak gerekir. Bu tip yaftalardan kaçınmanın en iyi yolu ise bilgi edinmektir!

Entellektüel işlev ve uyumlayıcı davranış

Zeka geriliğinin farklı dereceleri vardır ve her biri kendine ait zorluklara sahiptir. Muhakeme, planlama, problem çözme, soyut düşünme ve öğrenmede sorunlara yol açar ve bunların hepsi yavaş ve eksik öğrenme becerilerine bağlı olarak görülür.

Kavramsal konularda olduğu gibi sosyal ve pratik konularda da uyumlayıcı kapasiteleri de daha sınırlı olabilir. Bu yüzden, kendilerini dil anlamında ifade etmeleri ya da okuma ve yazma becerileri eksik geliştiği gibi sorumluluk ve özgüven duyguları da zayıftır.

Hazırlanma, kişisel bakım ve yemek hazırlama gibi günlük aktivitelerde otonom seviyeleri, engellerinin ciddiyetine bağlı olarak değişkenlik gösterir.

Sağlığa ve sosyal etkileşime etkisi

Bazı kişilerde zeka geriliği durumuna farklı fiziksel ya da zihinsel sağlık durumları da eşlik ediyor olabilir. Sonuç olarak da bunlar, kişinin sağlığında farklı faktörlere etkide bulunabilir.

Zeka geriliği durumunun yanında olabilecek bazı sendromlar şunlardır: Rett sendromu, Dravet sendromu, Prader-Willi sendromu, Down sendromu, Asperger sendromu ve kırılgan X sendromu (Martin-Bell). Obezite, diyabet, HIV, zührevi hastalıklara yakalanma ve bunama ihtimali de bu kişilerde daha yüksektir.

Ek olarak, kişinin iletişim, etkileşim ve sosyal katılımı da etkilenir. Entellektüel ve uyumlamadaki sınırlamaları onların normal bir şekilde toplum yaşamına katılım göstermesine engel olur. Bu durum onların tüm çevresini etkiler: ev, okul, iş ve boş zaman aktiviteleri buna dahildir.

camdan bakan çocuk

IQ’ nun rolü

Tek başına IQ, zeka geriliğinin tespiti için yeterli değildir. IQ ile yapılan sayısal değerlendirmeye ek olarak, kişinin entellektüel işlevinin ölçülmesi için daha derin bir değerlendirme yapılması gerekir.

IQ, bir insanın zihinsel ve beden yaşı arasındaki ilişkidir. İlki entellektüel gelişimi analtır: kişinin ortalamaya göre entellektüel performansının nasıl olduğunu söyler. Beden yaşı ise biyolojik yaştır.

70’in altında bir IQ seviyesinin zeka geriliğine işaret ettiği kabul edilir. Ayrıca, diğer bir ucu da değerlendirmeye almak gerekir ki bu da üstün zekalılıktır ve IQ 130’un üzerinde ise ortaya çıkar. IQ ayrıca, zeka geriliğinin ne seviyede olduğunu da belirler.

Zeka geriliği türleri

DSM 5 Tanı Ölçütleri El Kitabı’na göre,  hafif, orta, ağır ve ileri derecede zeka geriliği türleri vardır.

Hafif (IQ 50-55’ten 70’e kadar)

Zeka geriliği olan insanların %85’i hafif kategorisindedir.

  • Kavramsal alan: soyut düşünme, işlevsel beceriler, bilişsel esneklik ve kısa süreli hafıza az miktarda etkilenir.
  • Sosyal alan: kişiyi manipüle edilme riski altında bırakan olgun olmayan sosyal etkileşim gerçekleşir.
  • Pratik alan: günlük işler sırasında izleme, rehberlik ve yardıma ihtiyaç duyulur. Bu yardım, özellikle stresli durumlarda çok önemlidir.
  • Biraz daha yaşları büyüyene kadar ortalama bir çocuktan farksızmış gibi görünebilirler.

Orta (IQ 35-40’tan 50-55’e kadar)

Zeka geriliği olan insanların %10’unu oluşturur.

  • Kavramsal alan: günlük aktiviteleri tamamlamak için devamlı olarak yardıma ihtiyaç duyulur. Bazı sorumluluklarının diğer insanlar tarafından yerine getirilmesi gerekebilir. Orta dercede bir izleme ile kendi bakımları için ne yapmaları gerektiğini öğrenebilirler. Beceri gerektirmeyen işleri yapabilirler ama yine de her zaman gözlenmeleri gerekir.
  • Sosyal alan: sözel olarak iletişim kurarken dilleri engeli olmayan insanlara göre daha az zengindir. Bu da sosyal alt mesajları doğru yorumlayamadıkları ve yeni ilişkiler kurmada başarısız oldukları anlamına gelir.
  • Pratik alan: destek ve devamlı yol gösterme ile bazı becerilerini geliştirebilirler.
kızını öpen baba

Ağır (IQ 20-25’den 35-40’a kadar)

Zeka geriliğine sahip insanların %3-%4’ü ağır zeka geriliğine sahiptir.

  • Kavramsal alan: özellikle rakamsal kavramları anlamaları çok sınırlıdır. Birçok alanda sürekli desteğe ihtiyaç duyarlar.
  • Sosyal alan: sözel anlatımları çok temeldir, cümlelerinin yapısı çok basittir ve kısıtlı bir kelime dağarcıkları vardır. Çok basit bir iletişim kurarlar ve sadece şimdiki zamanla sınırlıdırlar.
  • Pratik alan: günlük işler için sürekli olarak gözlemlenmeleri gerekir.

Şiddetli (IQ 20-25)

Bu grup çok azınlıkta olsa da (%1 – %2), birçoğu tanımlanmış nörolojik bir hastalıkla ilişkilidir.

  • Kavramsal alan: net olarak etki altındadır. Sadece fiziksel dünyayı anlarlar ve sembolik şeyleri anlamazlar. Yol gösterme ile, bir şeyi işaret etme gibi temel beceriler kazanabilirler. İlgili motor ve duyusal zorluklar nedeniyle objelerin işlevsel kullanımı sağlanamaz.
  • Sosyal alan: sözel ve jeste bağlı iletişimleri tutarsızdır. Kendilerini çok temel, basit ve çoğunlukla sözsüz bir şekilde ifade ederler.
  • Pratik alan: tüm alanlarda tamamen başkasına bağlıdırlar. Eğer hiç motor ya da duyusal bozuklukları yoksa çok temel bazı aktivitelerde bulunabilirler.

Eğer zeka geriliğine sahip insanlar için daha kolay ve ulaşılabilir bir çevre yaratmak istiyorsak herkesin bu konuya destek vermesi gereklidir. Aksi taktirde, bu çevresel sınırlamalar sadece onların halihazırda sahip olduğu kısıtları artırmaktan başka bir şey yapmayacaktır.

Her şeyden önce karşımızdaki insanın engelinden çok bir insan olduğunu unutmamalıyız. Bu engele sahip olan insanların da duyguları hayalleri ve tıpkı bizim gibi topluma katacakları bir şeyler vardır.