Yaşadığınız Gerçekliği Değiştirmenin Tek Yolu Düşüncelerinizi Değiştirmektir

· Haziran 2, 2018

Dışarıda bir gerçeklik olsa da, bizler aslında onunla etkileşime geçemiyoruz. Gerçekten yaşadığımız tek gerçeklik, beynimizin yarattığı bir simülasyondan ibarettir. Bunu, bizim dışımızdaki gerçeklik ile alakalı ya da alakasız düşüncelerimiz aracılığıyla yapar.

Teorik olarak düşünürsek, düşünceleriniz ne kadar az ön yargılı ise, gerçeğe o kadar daha yakın olacaksınız. Buradaki sorun, sizi gerçek olandan uzaklaştıran genellemeler, ön yargılar ve siyah-beyaz durumlar öğretildiği zaman ortaya çıkıyor. Düşünmek nefes almak gibidir; bizler bunu farkında olmadan zaten yaparız. Ama düşündüğünüz her şeye inanmamalısınız. Aslında kimi uzmanlar, düşüncelerimizin sadece% 20’sinin gerçek olduğunu söyler.

İnsanlar olarak, zamanın veya durumun gerçekliğine uymayan düşüncelerimiz olabilir. Bunlar çarpık veya akıl dışı düşünceler olarak da adlandırılır. Bu tür düşünceler, rastgele bir biçimde kafanıza gelen ve bazı şeylerin gerçekte nasıl olduğunu görmenize engel olan fikirlerdir. Bu fikirler, genellikle sizi hata yapmaya yönlendirir ve bu da duygularınız üzerinde çok büyük ve doğrudan bir etkiye sahiptir.

Yaşadığınız gerçekliği yorumlama şekliniz, gerçekliğin kendisinden daha ziyade, sizi duygusal olarak dengeli veya dengesiz bir insan yapandır. Kendiniz ve yaşadıklarınız hakkında ne düşündüğünüz, kaygılarınız veya depresyon gibi problemlerinizin altında yatan şeydir.

Bu koşullar günümüz dünyasında son derece yaygın olsa da, aynı durumdaki iki kişi bunu deneyimleme süreçleri, farklı bir şekilde anlaşılabilir. Bu durumda, gerçekliği yaratanın sizin düşünceleriniz olduğunu anlamına gelir.

kadının kafası allak bullak

Kendinizi değiştirmek istiyorsanız, düşüncelerinizi değiştirin

Pek çok psikolojik teorinin temeli, akıl dışı düşüncelerin yerine, gerçek olgulara daha iyi uyum sağlayan diğer türleri yerleştirmeyi bazı alır. Düşüncelerin, akış dışı olandan, akla ve mantığa uygun olana doğru nasıl değiştirileceğini öğrenmek, buradaki esas meseledir. Düşünme biçimlerini değiştirebilen insanlar, duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olabilir ve daha iyi kararlar verebilirler.

Kötü bir biçimde oluşmuş bir düşünceyi değiştirmede kullanılan en yaygın klinik tekniklerden biri tartışmadır. Bu, hastanın daha sağlıklı ve iyi ayarlanmış bir alternatif düşünce tarzına gelene kadar, kendi düşüncelerini akılcılık temelinde sorgulayıp, inançlarını nasıl değiştireceklerini öğrendiği yerdir. Nihai amaç, hastanın kendi düşüncelerini, kendi başına değiştirebilmesidir.

Bir işten kovulduktan ya da bir ayrılıktan sonra bile, koşullar zor olsa da, bunların üzerinde çok uzun vakitler düşünerek bir şey elde edemeyiz. Bunun yerine, hareket alanınız, gerçeklik üzerinde kontrol sahibi olmaktan daha ziyade, düşünceleriniz üzerinde kontrol sahibi olmaya yarayabilir.

Düşüncelerinizi sağlıklı ve akılcı olmak için nasıl değiştirebilirim?

Başımıza gelen olaylar, duygusal ve davranışsal sorunlara neden olan şeyler değildir. Aksine, sorunlarımızın yorumlama şeklini vurgulayan inançlardan kaynaklanırlar. Düşüncelerinizi değiştirmenin temel bir yolu, akılcı düşünceler ile akıl dışı olanları ayırt etmektir.

yağlı boya ile kadın tablosu

Akılcı bir biçimde düşünmek, göreceli olarak düşünmek anlamına gelir. Kendinizi, dilekleriniz ve istekleriniz ile ifade etmek anlamına gelir (Şunu isterdim, şunu tercih ederim, keşke şöyle olsaydı…). Birey, sağlıklı bir düşünce tarzına sahip olduğunda, istediklerini elde edemediklerinde bile, bu durum nedeniyle ortaya çıkan olumsuz duygular, onları istediklerinden vazgeçmeye zorlayamaz.

Öte yandan, katı, dogmatik bir düşünme biçimine sahip olmanız, kendinizi bir yükümlülük, ihtiyaç ya da gereksinim olarak ifade etmeniz anlamına gelir (şunu yapmak zorundayım, kesinlikle böyle yapmalıyım).

İstediklerinizi elde edemediğiniz bu tür durumlarda, hedeflerinize ulaşma girişimlerinize müdahale eden olumsuz duyguları (depresyon, suçluluk, öfke, endişe, korku) deneyimlemeniz normaldir. Ayrıca, yalnız kalma, kendine dikkat etmeme, arkadaş ortamlarından kopma ve madde bağımlılığı gibi davranışsal değişiklikleri de tetiklerler.