Vücudunuzla Sağlıklı Bir İlişki Geliştirmenin Yolları

Mayıs 24, 2021
Vücudunuzla sağlıklı bir ilişkiniz var mı? Bedenlerimizi kabul etmek, görünüşümüzden veya hislerimizden her zaman memnun olduğumuz anlamına gelmez. Ama olumsuz duygulardan daha olumlu duygulara sahip olduğumuz bir noktaya ulaşabiliriz. Daha fazlasını öğrenmek için okumaya devam edin.

Vücudunuzla sağlıklı bir ilişkiniz var mı? Ne yazık ki, kültürümüzün ince bedenlere yönelik baskıcı tercihi, egzersizin zihinsel olarak iyi hissetmenin bir yolu olmasını engelleyebilir. Aynı şekilde, fizikselliğimizle olumlu bir şekilde bağlantı kurmamızı da engeller. Birçoğumuz için, vücudumuzun görünüşünü dönüştürmeye odaklanmak, egzersizden aldığımız zevki de tüketti. Aslında, egzersizi kilo verme hedefinden ayırarak, egzersiz ve vücudumuzla olan ilişkilerimizi iyileştiririz.

Kilo ve görünümle ilgili endişeler çocukluk döneminde başlar. Günümüzde altı yaşındaki kızlar daha zayıf olmaktan bahsediyor ve ortaokul çocukları kaslı vücutlara sahip olmak için takviyeler alıyor. Neden? Sosyal medya ve reklamlar, belli bir şekilde görünme baskısını pekiştiriyor. Neyse ki, reklamlar ve sosyal medya görselleri artık daha kapsayıcı. Öyle bile olsa, karşılaştığımız temel mesaj bedenlerimizin “yeterince iyi olmadığı”dır.

UW Health psikologu Shilagh Mirgain, görüntülerin algılar üzerinde ne kadar etkisi olduğunu gösteren kapsamlı araştırmalara dikkat çekiyor. Dergi ve reklamlarda modellerin resimlerini görmek depresyon, stres, utanç ve güvensizliğe yol açar. Yani bize durmadan gönderdikleri mesaj “Siz bu kadar iyi değilsiniz”. Yeme bozukluklarının 1970’ten bu yana %400 artması şaşırtıcı değil.

Olumlu bir vücut imajı ve vücudumuza karşı sağlıklı bir zihinsel tutum geliştirmek, sağlığımız ve refahımız için çok önemlidir. Vücudumuzun görünüşünü kabul etmek kolay gibi görünse de sabır ister. Aynı şekilde, vücudumuzla sağlıklı bir şekilde nasıl ilişki kuracağımızı öğrenmek de zihinsel sağlığımızın anahtarıdır.

Kendi vücudunuzda ‘evde’ hissetmeyi öğrenmek kolay olmadığı için dünyanın her yerinden insanlar vücut imajıyla mücadele ediyor. Ama bu mümkündür. Derine inmemizi ve şu anda kendimize nerede ve nasıl pek iyi davranmadığımıza bakmamızı gerektirir. Örneğin, bedenlerimize daha fazla şefkat ve minnettarlıkla davranabiliriz.

Sonuçta, vücudumuzla sağlıklı bir ilişki geliştirme yolculuğu hayat boyu sürer. Aşağıda, sık sık tekrarladığımız bazı uygulamalardan bahsedeceğiz. Vücudumuza şefkatle ve saygılı davranmamıza yardımcı olan öz-bakım eylemleridir bunlar. Umarız vücudunuzla bağlantı kurmanıza ve keyfini çıkarmanıza yardımcı olurlar:

İçinizdeki amigoyu besleyin

Vücudunuzla sağlıklı bir ilişkiniz olup olmadığını öğrenmenin harika bir yolu, iç diyaloğunuzu fark etmektir. Kendi kendinizle nasıl konuşursunuz veya vücudunuz hakkında nasıl yorum yaparsınız? Uyandığınızda kendinize ilk söylediğiniz şeyler nelerdir? Aynaya baktığınızda ne dersiniz? İç sesiniz şefkatli mi, yoksa eleştirel mi? Farkındalığınızı iç sesinize ne kadar çok getirirseniz, eğilimlerinizin de o kadar farkında olursunuz.

Yorgun veya bıkkın olduğunuzda bunu fark etmek özellikle önemlidir, çünkü bu genellikle içinizdeki eleştirmeninizin daha belirgin olduğu zamandır. İç sesinizin çoğu kez eleştirel ya da sert olduğunu keşfederseniz, onu fark etmeye başlayabilir ancak onunla ‘iletişim’ kurmayabilirsiniz. Bunun yerine, sizi ve vücudunuzu destekleyen bir iç ses olan ‘içsel amigo kızınızı’ geliştirmeye başlayın.

Kendimize duyduğumuz şefkati geliştirmenin, refahımızı olumlu şekilde iyileştirdiği bilimsel olarak kanıtlandığını biliyoruz. En önemlisi, bu iş kendi zihnimizde başlar. Öyleyse, daha azını hak etmediğiniz için, kendinizle nasıl sevdiğiniz biri gibi konuşacağınızı öğrenin. Egzersiz ve yemek arasındaki sorunlu ilişkiyi güçlendiren iç konuşmalardan kaçının.

Öncelikle, zihinsel olarak yiyecekleri egzersizden ayırın. O gün yaktığımız kalori miktarı ne olursa olsun kendimize yemek yeme izni vermeliyiz. Kaloriye odaklanmak vücudumuzu dinlemeye engel olur ve zayıflık idealini güçlendirir. Acıkırsak veya bir şey arzuluyorsak, onu yemek için önce onu hak edecek bir şey yapmak zorunda değiliz. Bu düşünceler, yiyecekleri harekete olumsuz bir şekilde bağlar:

  • Bugün spor yapmadım, o yüzden o kurabiyeyi alamam.
  • Bitkin olsam bile, o atıştırmalığı yakmam gerekiyor.
  • O egzersiz dersine gideceğim, böylece öğle yemeğimin tadını çıkarabilirim.
  • Maalesef dün çok yedim ve bunu egzersizle halletmem gerekiyor.

Sağlıklı ilişki – minnettarlık pratiği yapın

Hayatımızın sonuna geldiğimizde, görünüşümüzle takıntılı olarak ayna karşısında nasıl daha fazla zaman geçirmiş olmamız gerektiğini düşünecek miyiz? Kilomuz için endişelenecek miyiz? Bu kesinlikle vücudumuzla sağlıklı bir ilişki kurduğumuz anlamına gelmez. Aksine, ailemiz ve arkadaşlarımızla vakit geçirmek gibi hayattaki önemli şeyler hakkında endişelenmeliyiz. Örneğin, bundan zevk alacak kadar sağlıklı olmalıyız.

Her sabah aynanın önünde durmaya birkaç dakika ayırın ve vücudunuz için minnettarlık duymaya başlayın. Aynı şekilde, kendinizle ilgili güzel şeylere dikkat edin. Araştırmalar, aktif olarak minnettarlık duyan insanların daha sağlıklı olduğunu ve daha az depresyon yaşadığını gösteriyor. Ayrıca zor zamanlarda çok daha dayanıklıdırlar. İlk başta aklınıza bir şey gelmiyorsa, her sabah en az bir iyi şey düşünene kadar orada durun.

Sonunda, kendinizle ilgili sevdiğiniz ve takdir ettiğiniz şeylerin listesi giderek büyüyecek. Sonuçta, hiçkimse mükemmel değil. Öte yandan, bu Dünyada şimdiye kadar yaşadığınız her olumlu deneyim, size şu ya da bu şekilde bedeniniz tarafından getirildi. İşte insanların inanılmaz derecede sevdiği bir beden takdir egzersizi.

Beş duyunuzu düşünün. Bugün beş duyunuzun her biri için deneyimlediğiniz harika bir şeyi düşünün.

  • Görme: Kızımın gülümsemesi.
  • Duyma: Ağaçların arasından esen rüzgar.
  • Koku: Kahve.
  • Tat alma: Kahvaltıya bayılırım!
  • Dokunma: Yastığımın yumuşaklığı.

Mükemmel olmasa bile vücudunuz için minnettar olmanın birçok yolu vardır. Bir başka araştırmaya göre her gün minnettarlık duyan insanlar daha iyi uyur ve daha çok egzersiz yapar. Vücudumuzu inanılmaz bir makine olduğu için gerçekten takdir edip, ona ve yaptığı her şeye teşekkür etmeliyiz.

Sizi yatıştıracak aktiviteler düşünün

Son zamanlarda kendinizi stresli veya endişeli mi hissediyorsunuz? Merak etmeyin. Neyse ki, akıllı sistemimiz bu rahatsız edici duyguları hafifletmenin yollarını aramaya başlayacak. Çoğu zaman, ulaştığımız şeyler ‘kestirme çözümlerdir’. Örneğin, bu çözümler, cep telefonlarımıza uzanmak, aç olmadığımızda yemek yemek ve TV izlemek gibi duygusal acıyı uyuşturan hareketlerdir.

Aslında, kendimize verebileceğimiz en büyük armağanlardan biri, bilinçli olarak kendi kendimizi yatıştırmayı öğrenmektir. Ancak, rahatsız edici duyguları ‘hissetmemize’ izin verecek şekilde yatıştırmalıyız. Böylece sistemimizde hareket edebilirler. Duygular ‘hareket halindeki enerjidir’ ve bu süreci durdurabilir veya tamamlanmasına yardımcı olabiliriz.

Bunu yapmak için, rahatsızlık hissi ile yanıt olarak aldığımız eylemler arasında boşluk yaratmamız gerekir. Kendinizi bunalmış halde bulursanız, bir an için durup kendinize şu soruyu sorun: “Şu anda vücudumun tam olarak neye ihtiyacı var?” Bir kucaklamaya mı, söylenmeye mi, hareket etmeye mi? Yere uzanmaya mı? Neye ihtiyacımız olduğunu belirlemek ve sonra onu aramak, güçlü bir kişisel bakım eylemidir.

Bu nedenle, bunu ne kadar düzenli olarak uygularsak, o kadar kolaylaşır. Dr. Kelly McGonigal, The Willpower Instinct adlı ünlü kitabında duygular yatıştırmak için çeşitli aktivitelerden bahsediyor. Bununla birlikte, en yararlı olanlara odaklanmak iyi bir başlangıçtır:

Eğlenin

Birkaç çalışma, tatmin edici veya zevkli faaliyetlere katılmayı sürdürme olasılığımızın daha yüksek olduğunu göstermektedir. Egzersiz yapmaktan zevk almak için spor salonuna gitmemize veya spor kıyafetleri giymemize gerek yok. Evde en sevdiğimiz melodilerle dans etmek kadar basit bir şey harika bir egzersizdir. Unutmayın, belirli bir günde vücudumuzun nasıl hissettiğinin farkında olmak, fiziksel aktiviteden zevk almak için çok önemlidir.

Başka bir deyişle, yiyecekleri ve egzersizi birbirinden ayırmak, her ikisinden de zevk almamızı sağlar. Egzersiz, her şeyden önce, bedenlerimizi kültürel bir ideale uyacak şekilde değiştirmenin değil, yaşamlarımızı zenginleştirmenin eğlenceli bir yolu olmalıdır. Bu nedenle, zevke öncelik vermeyi düşünün. Size neşe getiren nedir? Yaşadığınızı hissettiren nedir? Bunlar, vücudunuzun rahatlamış, enerji dolu ve mevcut hissettiği anlardır.

Bu, snowboard yaparken veya piyano çalarken veya partnerinizle birlikte vakit geçirirken olabilir. Ancak, sizin için ne iseler, onları kabul edin ve sonra sık sık yapın. Size zevk veren aktiviteleri ve insanları hayatınızda bir öncelik haline getirin. Vücudunuz, onunla sağlıklı bir ilişki kuracağınız için kesinlikle size teşekkür edecek.

Bu ipuçlarının vücudunuzla gerçekten sağlıklı bir ilişki geliştirmenize yardımcı olacağını umuyoruz. Değilse, profesyonel yardım alın. Örneğin yeme bozukluğunuz varsa, sorunu tek başınıza çözemeyebilirsiniz. Daha olumlu bir benlik duygusu geliştirmekte zorlananlar da profesyonel yardım almayı düşünmelidir.

  • Sólyom, A. (2020). Reconecta con tu cuerpo. RBA Libros.
  • Ramos, A. (2019). El Arte de Vivir Intuitivamente: Reconecta con tu cuerpo, libérate de la prisión de las dietas y siéntete bien por dentro y por fuera. Angie Ramos.