Virginia Satir’in Öz Saygıyı Artıran 5 Özgürlük Kuralı

· Ocak 31, 2019
Virginia Satir, kendimizi tanıma yolculuğundan beş önemli özgürlükten bahsediyor. Bugünkü yazımızda işte bu konuyu ele alacağız.

Kendimizi sevmek, çoğumuz için ‘sonraya’ bırakılan bir iştir. Kendimize değer vermek, kendimizi takdir etmek ve kendimize özenle davranmak, rutinimizdeki ikincil noktalar değil, günden güne aklımızın en önemli köşesinde tuttuğumuz şeyler olmamalıdır. Sosyal refahın yanı sıra duygusal özgürlükleri de elde etmek istiyorsak, kendimize öncelik vermek esastır.

Sadece kendimize saygı ve saygınlıkla davrandığımızda tam potansiyelimizi geliştirebiliriz ve aynı zamanda başkalarıyla güçlü ve sağlıklı bağlantılar kurabiliriz. Kişisel farkındalık, başkalarıyla derinlemesine bağlantı kurmanın anahtarıdır. Peki bu anahtarı nasıl bulacağız? Kendimizi sevmeye başlamak için ne yapabiliriz?

Virginia Satir ve sözünü ettiği 5 özgürlük bize bu konuda yardımcı olabilir. Benlik saygısını güçlendirecek kişisel gelişim sürecini başlatmak için hazırlanmış bir güçlü olumlamalar koleksiyonudur bu. Gelin, bu özgürlükleri biraz daha ayrıntılı olarak ele alalım.

“Tüm zorlukları yeni bir şeyler yaratma fırsatı olarak kabul edin. Öğrenme ve büyüme yanıt verme şeklinizdeki yaratıcılıktan kaynak alır.”

– Virginia Satir

Şu anda olma özgürlüğü

Olması gereken, geçmişte olan ve gelecekte olan yerine şu anda olma ve şu anda olanı dinleme özgürlüğü.

Virginia Satir için duygusal özgürlüklerden birincisi, hayal gücü ve projeksiyonlarımızın inceliklerini kullanarak da olsa geçmişin derinliklerine, geleceğin akıntılarına yelken açmak yerine özgün ve şu anda mevcut olmanın önemine bağlıdır.

mutlu kadın

Aklımız bizi birçok yoldan aşağıya çekebilir, bazı düşünceler bizi suçluluk duygusuyla köleleştirir ve zaman kaybetmemize neden olur, bazıları ise bizi tam olarak tuzağa düşüren kurgusal gerçeklikler yaratacaktır, çünkü bunlar bize neleri arzuladığımızı gösterirler. Bununla birlikte, dikkatimizi kendimiz yönlendiririz ve yolculuğumuz bize bağlıdır…

İşin sırrı, kendimizle derin bir bağlantı kurmaktır. Bunu yaparsak, geçmişin hayaletleri ile gelecek ve fantezilerin yol açtığı korkular kaybolur. Ancak o zaman filtrelerden, maskelerden ve dikkat dağıtıcı şeylerden arınmış olarak dikkatimizi şu ana odaklayıp kendimiz olabileceğiz.

Ne düşüneceğimize ve ne hissettiğimize karar verme özgürlüğü

Ne düşünmemiz ve hissetmemiz gerektiği yerine, ne düşündüğümüze ve hissettiğimize karar verme özgürlüğü.

Çoğu durumda, sözlerimizin ve düşüncelerimizin yeterince iyi olmadığından, başkalarının onayını alamayacağından veya bize zarar vereceğinden endişe ediyoruz. Sonuç olarak, gerçekten düşündüğümüz ve hissettiğimiz şeyin yarısını bile ifade etmiyoruz.

Böyle yaparak kendimizi gizliyoruz ve otantik ilişkiler kurmak yerine dengesiz bağlar ve sahte bir alçakgönüllülük oluşturuyoruz. Çifte bir ihanettir bu. Önce gerçek benliğimizi reddederek kendimize ihanet ediyoruz, ikinci olarak ise gerçekte kim olduğumuzu gizleyerek başkalarına ihanet ediyoruz. Bununla birlikte, kişisel bir karar olduğu ve başkalarının empoze ettiği veya duymayı beklediği bir şey olmadığı sürece hiçbir şey söylememeyi de seçebileceğimizi unutmayın.

Saygı ve duygusal sorumluluk çerçevesinde olması şartıyla, kendi duygu ve düşüncelerimizi ifade etmekte yanlış bir şey yoktur. Aslında, başkalarının bizi tanımasını ve bizi olduğu gibi kabul etmesini istiyor, onlarla gerçek bağlar oluşturmak istiyorsak yapmamız gereken en iyi şeydir bu.

Virginia Satir ve hissetme özgürlüğü

Hissetmemiz gerekeni değil, hissettiğimiz şeyi hissetme özgürlüğü.

Bu, Virginia Satir için özgürlüklerinin en zorlayıcılarından biridir, çünkü kimse bize ne hissettiğimizi tam olarak nasıl tespit edeceğimizi öğretmemiştir. İlk olarak, duygularımızın her birinin geçerli olduğunu aklınızda bulundurmanız gerekir, onları bastırmamız veya engellememiz gerekmez, aksine, kendini anlama sanatını derinleştirmemiz gerekir.

Duyguların her birini yaşamak ve deneyimlemekte özgür olduğumuzu fark ettiğimizde, duygusal dilimizi tanımak için kendimizi eğitmenin önemli olduğunu düşünebiliriz. Çünkü bazen üzüntü korkunun arkasına saklanır ya da öfkeyle kendini ifade eder. En önemli şey, daha sonra onları yönetebilmemiz için duygularımızın her birini tanımak amacıyla nasıl hissettiğimize odaklanmak, dinlemektir.

Her birimizin içimizde barındırdığı duygusal dünya, yalnızca kim olduğumuzu keşfetmemize değil, başkalarını anlamamıza da yardımcı olan bir haritadır. Çünkü başkalarının nasıl hissettiğini bilmiyorsak, onlarla olan ilişkilerimizde ihtiyaçlarına cevap vermek zor olacaktır.

camdaki buğuda kalp

Sorma özgürlüğü

İnsanın izin beklemek yerine ne istediğini belirtme özgürlüğü vardır.

Fırsatlar ve insanların kapımızı çalmalarını bekleyemeyiz, başımıza gelenlerin hepsini de kabul edemeyiz. Seçme ve isteme özgürlüğümüz var.

Sıklıkla, öz güvenleri düşük olan insanlar, güvensizliklerinin sonucu olarak birileri onlara izin verdiğinde harekete geçmeye alışkındır. Sanki birisi onlara bu haktan mahrum bıraktığı için kendileri adına karar veremiyor gibidirler. Muhtemelen bu durumun nedeni çocukluklarında yatmaktadır ama sesinizi yükseltip kendinizi görünür kılmak için asla geç değildir.

Kim olduğumuzu öğrendikten sonra, kendimizi nasıl ifade edeceğimizi biliriz, bir sonraki büyük adım ne istediğimizi ifade etmektir. Böylece daha sonra istediğimiz şeyi arayabilir ve risk alabiliriz.

Risk alma özgürlüğü

Yalnızca “güvenli” olanı seçmek yerine, kendi başınıza risk alma özgürlüğü.

Virginia Satir’in özgürlüklerinin sonuncusu, bazen rahatsız olmasına rağmen bir sığınak görevi gören rahatlık bölgesini terk edip risk almakla ilgilidir.Eğer büyümek istiyorsak, ilerlemek istiyorsak tek yol harekete geçmek, ve elbette, eylemlerimizin sonuçlarından sorumluluk almak. Ancak bu şekilde ne olduğunu kabul edebilir ve bundan bir şeyler öğrenebiliriz. Bu güvenlik hissine bağlı kaldıkça, belirsizlikle yüz yüze gelemeyiz ve daha fazlasını öğrenemeyiz.

Gördüğümüz gibi Virginia Satir’in beş özgürlüğü öz sevgiyi hak ediyor. Bizi, kendimize ne kadar değer verdiğimizi ve başkaları ile ne kadar özgün olduğumuzu düşünmeye davet eden bir olumlamalar koleksiyonudur bu.