Sessizlik Neden Korkutur?

Sessizlik insanlarda boşluk, yalnızlık, korku ve dış seslerle bastırmayı tercih ettiğimiz geçmişte yaşadığımız acıları çağrıştırır. Ancak tüm bunların yanında sessizliğin bizlere aslında neler sunduğunu biliyor musunuz?
Sessizlik Neden Korkutur?

Son Güncelleme: 29 Kasım, 2020

Arabanıza bindiğinizde radyoyu açarsınız. Evinize geldiğinizde televizyonun kumandasına dokunursunuz. Duş alırken telefonunuzda bir müzik çalar, şarkı söylersiniz ya da düşünürsünüz. Sessizlik bizi her zaman korkutur. Ve bu gerçeği binlerce farklı şekilde dışa vururuz. Sesin olmamasından kaynaklanan boşluk bize adeta bir eziyet gibi gelir. Bu korku nedeniyle de aslında çok önemli fırsatları kaçırırız. İşte bu yüzden eğer sessizliğin ne kadar değerli olduğunu biliyor olsaydık ondan adeta bir düşmanmış gibi kaçmaktan vazgeçebilirdik.

Sessiz bir ortamda en son ne zaman bulundunuz? Dış seslerden ve uyarıcılardan tamamen arınmış bir tecrübeyi en son ne zaman yaşadınız? Çoğu insan için bu söylediklerimiz tam bir ütopya, elde edilmesi ve sürdürülmesi imkansız olasılıklardır. Bu insanlar için böyle bir durum aynı zamanda tehlikeli ve rahatsız edicidir. Peki neden bu şekilde hissederiz? Bu sorunla ilgili olarak neler yapabiliriz?

üzgün adam pencerenin kenarında duruyor

Sessizlik Bizi Korkutur

Şimdiye dek belki fark etmiş belki de etmemiş olabilirsiniz ama günümüz toplumunda sessizlikten korku anlamında genel bir eğilimin bulunduğunu söylememiz gerekir. Bu korkunun neden kaynaklandığından emin olmasanız dahi kendinizde de hissetmiş olabilirsiniz. Gerçek şudur ki günlük hayatta bu korkuyu yaşadığımızı gösteren pek çok işarete rastlamak mümkündür.

Etrafımızı saran çok sayıda teknolojik aygıt bizlere hem görsel hem de işitsel uyarılar sunmaktadır. Bunlara sadece boş zamanlarımızda bir eğlence kaynağı olarak değil, aynı zamanda günlük etkinliklerimiz esnasında da maruz kalırız. Yemek pişirirken, temizlik yaparken ya da spordayken sürekli olarak bu dış sesler bize eşlik eder.

Aynı durum işyerinde, arkadaşlarımızla ya da ailemizle vakit geçirdiğimizde de gerçekleşir. Asansörde bir komşumuza rastladığımızda dahi sessiz kalmak yerine sıradan ve herhangi bir anlam ifade etmeyen bir konuşma yapmayı yeğleriz. Çoğu kez söyleyecek bir şeyimiz olmasa bile o korkutucu boşlukları sözcüklerle doldurmak için çaba göstermekten geri kalmayız.

Duyularımızı harekete geçirmeyecek şekilde hiçbir dış sesin bulunmadığı tam sessizlik ortamında dahi sırf kaçmak için bu kez iç kaynaklarımıza yöneliriz. Uyumak için yatağınıza gittiğinizde, gecenin sessizliğinde zihninizin adeta bir yarış içindeymişçesine geçmiş ve gelecek arasında durmadan gidip geldiği oldu mu? İşte eğer siz de böyle bir tecrübe yaşamışsanız, bunlar o andaki sessizlikten kaçmak için harekete geçirdiğiniz bir tür mekanizmadan başka bir şey değildir.

Sessizlik Bizi Neden Korkutur?

Çünkü Kendimizi Tanımıyoruz

Sessizlik hepimizi korkutur çünkü kendimizle temas etmemizi gerektirir. Sessizlikten kaçarız çünkü aslında kendimizden kaçarız. Bu korku görmekten kaçındığımız yanımızla baş başa kalmanın yarattığı korkudur. Sürekli olarak göz ardı ettiğimiz tüm korkular ve acılardan kaçma korkusudur. Kendi sesimizi duymaktan, bunca yıl boyunca diğer insanların sesleri ve dış dünyanın gürültüleri altına gömdüğümüz içimizdeki o çığlığa kulak vermekten ödümüz kopar.

Kendimizi tanımıyoruz çünkü kendimizle hiç yalnız kalmamışızdır. Kendimizi tanımıyoruz ve tanımaktan da korkuyoruz aslında. Sessizlik çöktüğünde kendi gölgelerimizin sesleri ortaya çıkar, bize ait olduğunu anlamadığımız o karanlık yönlerimiz bir anda karşımızda dikilir. Peki bu kaygılar neden kaynaklanır? Tüm bu yalnızlık ve boşluk hissi, sessiz kaldığımızda kızgınlığı da getiren bu durumun sebebi nedir? Aslında bunların tümü her ne kadar yıllar boyunca görmeyi reddetsek de bizi biz yapan şeylerdir.

Çünkü Alışkın Değiliz

Ancak tüm suç elbette bizde değildir. Kendimizle iletişim kurmayı, kendimizi dinlemeyi öğretmeyen bir toplumda doğup böyle bir toplumda hayatımızı sürdürürüz. Bu toplum dinamikleri tam aksine sürekli olarak bizi meşgul eder ve dikkatimizi başka noktalara dağıtır.

Kendini tanıma, kişisel gelişim, meditasyon… Bu tür uygulamaların hepsi problem yaşayan ve iyileşip gelişme ihtiyacı duyan küçük bir kitleye ayrılmıştır. Halbuki aslında her birimizin bunları uygulaması gerekir.

Sessizlik kötü bir etikete sahiptir ve bu kavramın olumsuz bir şey olduğu, kişinin kızgın, öfkelenmiş, üzgün ya da eksik olduğunu gösteren bir işaret niteliği taşıdığı öğretilir. Sessizlik yalnızlığa, çekingenliğe ve olumsuz duyguların ortaya çıkmasına yol açar. Halbuki böyle olmaması gerekir.

meditasyon yapan bir kadın ve kelebek

Sessizliği Tecrübe Etmeye Başlayın

Sessizliği yaşamak korkularımızla, acılarımızla ve isteklerimizle bağ kurmamıza yardımcı olur. Bu sayede kendimizi tanımamız, yaralarımızı tedavi etmemiz ve kendimize gelmemiz mümkün olabilir. Arzularımızı ve fikirlerimizi keşfetme fırsatı sunar, gücümüzü yeniden kazanmamıza olanak sağlar, sesimizin yeniden çıkmasına yardımcı olur. Kendinizi tanıyıp kabul ettiğinizde, kendinizi sevip kendinizle birlikte olmaya alıştığınızda dünya üzerinde kıyaslayabileceğiniz daha iyi bir yer bulamazsınız.

Sadece kendiniz içinizdeki boşlukları doldurabilir, yaraları sarabilir ve korkularınızın üstesinden gelebilirsiniz. Sadece siz kendiniz rüyalarınız ve hedefleriniz için çalışabilirsiniz. Peki o halde neden kendinizle baş başa kalmaktan korkuyorsunuz? Siz de şansınızı deneyin. Bunca zaman boyunca neler kaybettiğinizi anlayacaksınız.

It might interest you...
İç Sessizlik Gürültülü Bir Dünyada Nasıl Bulunur
Aklınızı Keşfedinsayfasında okuyun Aklınızı Keşfedin
İç Sessizlik Gürültülü Bir Dünyada Nasıl Bulunur

İç sessizlik ve dış sessizlik beyne çok faydalıdır. Sessizlik ve açığa çıkan uyaranlar, benzersiz bir rahatlama şekline olanak tanır.



  • Le Breton, D. (2006). El silencio. Madrid: Sequitur.
  • Hanh, N. T. (2016). Silencio: el poder de la quietud en un mundo ruidoso. Barcelona, España: Urano.