Özgürlük ve Gelişimimizi Engelleyen Ego Tuzakları

· Aralık 27, 2018

Ego tuzakları mutluluğumuzu bölüp parçalar. Varlığımızın bu özü asla tatmin olmadığından bizi talepleri, korkuları ve hileleriyle anestezi altına alır. Bizi aşırı bir bağlılığa götürerek hiçbir şeyin olmadığı sonsuz bir rahatlık alanına sokar. Egomuzu, özgürlüğümüzden yana olan o sıra dışı psişik tendon hâline getirmek için dezenfekte edebilmeliyiz.

Bu psikolojik boyuttan söz ederken, genellikle tanımlarında kayboluruz. Sigmund Freud, ego’yu neredeyse her gün dürtülerimiz ve sosyal standartlarımızla müzakere etmeye zorlanan bir varlık olarak tanımlamıştır. Aynı zamanda kişisel çalışma yoluyla rasyonelleştirip dengeleyebildiğimiz bir yapı olarak da düşünülmüştür. Ancak Doğu felsefesine ya da Eckhart Tolle’nin ortaya koyduğu türden manevi yaklaşımlara bakarsak, ufak bir değişim görürüz.

Burada, ego bencillik tarafından manyetize edilen bir tür sağlıksız öz bilinçtir. Kontrol etmeyi, eğitmeyi ve yönlendirmeyi bilmeniz gereken içsel güçtür.

Hem Freud’cu yaklaşımda hem de Doğu felsefelerinde, ortak bir eksen var. Egomuzu eğitmeli, dürtülerini değiştirmeli ve bu sağlıksız şeyi daha faydalı ve kişisel gelişimimizle uyumlu hâle getirmeliyiz.

Ego tuzakları ve hilelerini bilmek kuşkusuz, dinamiklerinin çoğunun farkında olmak için yapabileceğimiz en iyi şeydir. Gelin bunlara bir bakalım.

“Egonuz işinize engel olabilir. Büyüklüğünüze inanmaya başlamak, yaratıcılığınızın ölümüdür.”

– Marina Abramovic

ego tuzakları

Ego tuzakları

Kendini gerçekleştirme ve gerçek bir mutluluk duygusunu destekleyen refahın anahtarı dengedir. Bu nedenle, bunu başarmak için egonuzu bir “diyete” sokmaktan daha iyi bir şey olmadığını söyleyenler var.

Diyetimiz konusunda ne yapıyorsak, egomuz için de aynısını yapmalıyız. Çoğunlukla, sağlıksız besleniyoruz. Sonunda tükettiğimiz doymamış yağlar yüzünden midemiz gaz doluyor ve sağlığımız bozuluyor. Dolayısıyla, hiçbir şey yememiş gibi açlık çekiyoruz.

Aynı şey egomuza da olur. Övgü ve takdir alma, onaylama ya da güç arzusu, her zaman aç olan sahte bir benlik saygısını güçlendirir. Kas yapmalı ve psikolojik değerlerinizi alçakgönüllülük, kararlılık ve psikolojik esneklik yoluyla kullanmalısınız. Bu nedenle, tekrarlayan ego tuzaklarını tanımlamak şarttır.

1. Her zaman haklı olmak istiyorum

Böyle insanlar vardır. Karşılarındaki kanıtın on katlı bir bina kadar güçlü olması hiç fark etmez. Her koşulda ve anda, her zaman haklı olmak isteyenler vardır. Çok çeşitli (ve zararlı) hileleri kullanmaktan çekinmezler, böylece terazi her zaman onların tarafını gösterir.

Bu koşullar altında bu tür kişilerin egoları onlara yardım etmez. Bu, tanımayı ve sınırlamayı öğrenmemiz gereken bir tuzaktır.

2. Neden insanlar istediğim gibi davranmıyor?

Bir bakıma hepimiz aynı hissi yaşamışızdır. Takdir ettiğimiz insanlar, beklediğimiz gibi davranmadıklarında mutsuz hissederiz. En yakın çevremizdeki kişilerin her zaman dilediğimiz gibi davranmasını istemek, sadece bir ego tuzağı değil, aynı zamanda da bir ızdırap kaynağıdır.

İdeal olarak, bu durumlarda kendimizi şartlandırmamalıyız. Kendimiz olmalı ve başkalarının da kendisi olmasına izin vermeliyiz. İnsanların kendi prensiplerine ve isteklerine göre hareket etmesine saygı duymak, hatta bunu takdir etmek bir kişisel gelişim eylemidir.

ego tuzakları ve çözümler

3.Hep bir şeyler eksik gibi hissediyorum

Daha büyük bir evim olsaydı daha mutlu olurdum. Biraz daha tasarruf edersem, bu markanın piyasaya sürdüğü cep telefonunu satın alabilirim. Bana bir hazine gibi davranan sevgi dolu bir partnerim olsaydı, hayatım mükemmel olurdu…

Yakından baktığımızda, bir şeyin eksik olduğu hissinin toplumumuza damgalanmış olduğunu görebiliriz. Asla kendimizi bütün ya da tatmin olmuş hissetmeyiz. Her zaman bir şeyler eksiktir. Daima sahip olsak bize ölçüsüz bir mutluluk getirecek olan bir şeyleri isteriz. Ancak bu hedefe ulaştığımızda, memnuniyet kısa zamanda ortadan kalkar ve umudumuzu başka bir şey ya da kişiye bağlarız.

4. Onay ihtiyacı

Hepimizin kendini kabul edilmiş hissetmeye ihtiyacı vardır. Günün sonunda, kabul varsa, birlikte yaşamanın daima daha akıcı ve anlamlı olduğu sosyal ortamlarda hareket ediyoruz. Başlangıçta belirttiğimiz gibi denge anahtardır. Kendimizi kabul edilmiş hissetmek iyi bir şeydir. Bununla birlikte, başkalarının onayına sahip olmak konusunda takıntılı olmak sağlıklı değildir. Bu takıntı, özgürlüğümüzü ve kişisel tatmin duygumuzu zincirler.

Bazen, egomuzu ve onay ihtiyacımızı diyete sokmamız gerekir. Başkalarının onayını düşünmeden karar verebilmemiz için yeterince kilo vermesi gerek.

“Egoistlik, tüm hata ve sefilliklerin kaynağı ve özetidir.”

– Thomas Carlyle

5. Kendimi başkalarından daha aşağı (veya daha üstün) hissediyorum

Ego tuzakları yalnızca istismar ya da daha fazlasını isteyen, kendini başkalarının üstünde gören ya da başkalarından daha fazlasına ihtiyaç duyduğunu düşünen kişilerin egomanisi aracılığıyla tasarlanmamıştır. Bir şeyden yoksun olduğumuzu hissetmek de kişisel gelişim tuzaklarını besleyebilir.

Kendimizi başkalarından alçak hissetmek, dünyanın geri kalanı bizi neredeyse her konuda geride bıraktığında her hareketimizin boş olduğunu düşünmek de bize acı çektirir. Çünkü anoreksik ego da zihnimizi hasta eder, bizi sınırlar ve bulanık gölgelere dönüştürür.

Bu nedenle, kişisel haysiyetin, aşırıya kaçmadan kendini koruyabilen bir egoya ihtiyaç duyduğunu hatırlamak faydalı olacaktır. Kendini nasıl doğrulayacağını bilen ve başkalarına da saygı duyan dengeli ve güçlü bir benlik saygısına da ihtiyacımız vardır.

ego

Sonuç olarak, ego tuzakları haysiyetimizi ve benlik saygısını yok eder. Onlar içimizde yaşayan ve yanlış ihtiyaçlarla bizi zehirlemekten hoşlanan küçük bir insan gibidir. Sürekli “Şunu istiyorum, şuna ihtiyacım var, şuna katlanamıyorum, şundan nefret ediyorum,” der durur.

Bu yüzden, o sinir bozucu sesi susturmayı öğrenmeliyiz. Gelin, egonun hilelerini biraz daha iyi tanımlayalım ve dinamiklerini lehimize olacak şekilde yeniden ayarlayalım. Egonuz asla bir engel olmamalı. Her gün biraz daha büyümenize yardımcı olacak mütevazi, bilge ve dengeli bir müttefik olmalı.