Nidoterapi ve Çevresel Etkiler

Mart 1, 2020
Psikolojik rahatsızlıklarda çevre etkisi her zaman dikkate alınsa da, kalıcı mental hastalıklara sistematik ve zaman hassasiyeti gözeterek yapılan tek çevresel müdahale yöntemi nidoterapidir.

Nidoterapi, ana hedefi şizofreni ve diğer ciddi zihinsel hastalıklara sahip insanların içinde bulundukları çevreyi değiştirmek olan terapötik bir yöntemdir.

Bu yöntem, diğer tedavi metotları ile birlikte ya da onlara paralel olarak uygulanır. Bu yöntem, sadece hastaya doğrudan müdahaleye odaklanmak yerine, değişim ihtiyacını ortaya koyma ve çevresel değişimler için savaşma mantığı üzerine inşa edilmiştir.

Yuva terapisi olarak da adlandırılan nidoterapinin amacı kişiyi değiştirmek değildir. Bunun yerine o birey ile içinde yaşadığı çevrenin birbirine daha uyumlu olmasını sağlamaktır. Bunun sonucu olarak, kişinin sağlık durumu ilerleme gösterir. Ancak bu ilerleme hastaya yapılan doğrudan müdahalenin bir sonucu olarak ortaya çıkmaz. Yani iyileşme sürecinin daha çok hasta ile çevresi arasında daha düzenli ve uyumlu bir ilişkinin yaratılması sonucu gerçekleştiğinin altını çizmek gerekir.

Eğer çevresel faktörler ya da bir kişinin içinde bulunduğu çevre hastalığın ortaya çıkması ya da yeninden nüksetmesi açısından ciddi bir etkiye sahipse, nidoterapistler ve şizofreni sahibi kişiler birlikte bu faktörleri belirleyebilirler. Böylelikle hastalığın nüksetme sıklığını ve yoğunluğunu azaltma şansına sahip olacaklardır.

Şizofreni ve kadın

Nidoterapinin Teorik Kökenleri

Bu terapi türü psikiyatr Peter Tyrer tarafından ortaya çıkarılmıştır. 40 yıllık profesyonel kariyeri süresince toplam 38 kitap kaleme alan Tyrer, İngiliz psikiyatri dergisi British Journal of Psychiatry‘nin editörlüğünü de üstlenmiştir. Tyrer, nidoterapiyi bir çevresel tedavi yöntemi olarak geliştirmiştir. Bu yöntemin teorik kökenleri, Darwin’in evrim teorisi ile bağlantılıdır.

Bir organizmanın içinde yaşadığı çevreye adapte olması, o ortamda mutlu ve refah içinde yaşamasının garantisi niteliği taşımaktadır. Bu gerçekten hareketle, eğer bir çevreyi herhangi bir organizmaya benzer şekilde adapte etmeyi başarırsak, o durumda davranışsal anlamda pozitif değişimler gözlemlememiz beklenir.

Çevresel etkiler zihinsel rahatsızlıkları bulunan insanların değerlendirmeleri ve tedavilerinde her zaman dikkate alınsa da, tutarlı ve sürekli bir müdahale stratejisi çok nadiren takip edilmektedir.

Çevreye öncelikli olarak önem vermek, başka yöntemlerle başarılması mümkün olmayan değişikliklerin elde edilmesini sağlar. Bu bağlamda, çevresel sorunların çok sık bir biçimde zihinsel hastalıkların nüksetmesine neden olan kalıcı bir faktör haline geldiğinin altını çizmek gerekir.

Çevresel etkiler üzerinden tedavi yöntemleri ile başarıya ulaşmak son derece hassas bir farkındalık gerektirir. Aynı zamanda hasta ile diğer insanların ihtiyaçları arasındaki doğru bir denge yakalayabilmek de özel kabiliyet gerektiren bir özelliktir.

Nidoterapinin Prensipleri

Nidoterapinin ana prensiplerini şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Yan yana yerleştirme: Çevreyi hastanın bakış açısı ile değerlendirme.
  • Gerçekçi çevresel hedefler belirleyip formüle etme.
  • Çevresel değişim için açık hedefler belirleme.
  • Sosyal fonksiyonu geliştirme: Semptomlardan çok fonksiyona konsantre olma.
  • Adaptasyon ve kişisel kontrol: Hastanın programa doğru bir biçimde katılımını ve sorumluluk almasını sağlama.
  • Çevrenin daha geniş bir biçimde entegre edilmesi ve uyum sağlanması.
  • Bağımsız gözlemciler de dahil olmak üzere, çevresel değişimin zor yönlerinin çözüme kavuşturulması için diğerlerini de dahil etme.

Diğer Terapilerle Senkronizasyon ve Tedavi Değiştirme

Nidoterapi, diğer terapi türleri ile paralel bir biçimde – ve etkisel anlamda üzerine katacak biçimde – uygulanabilir. Ancak aynı zamanda tüm bu terapilerden bağımsız bir biçimde sürdürülmelidir.

Hastaya çevresel değişimler konusunda yardımcı olmak, onun bu çevreye adapte olmasını kolaylaştırır. Bu özellik, diğer terapi türlerinden daha sağlam ve kalıcı bir biçimde kendini gösterir.

Nidoterapi süresince çoğu kez birçok takım arkadaşını, sosyal işçileri, psikologları, terapistleri, yaratıcı terapistleri ya da toplumsal görevlerde bulunan insanları da içeren hedefler konur.

Nidoterapinin Süresi ve Aşamaları

Uzmanların elde ettikleri tecrübelere göre normal bir tedavi süresi genellikle 10 seans sürmektedir. Nidoterapide beş aşamalı bir model uygulanmaktadır.

Aşama I. Nidoterapinin Sınırlarının Belirlenmesi

Nidoterapi genellikle, bir hasta yoğun bir tedavi programından geçip diğer tedavi türlerinden alabileceği mümkün olan tüm faydayı aldıktan sonra uygulanır. Bunun dışında nidoretapi sürecine çok büyük bir olasılıkla, uygulamayı başlatmak isteyen terapistler ile buna direnen hastalar arasında uzun bir çekişme süreci sonunda başlandığının altını çizmek gerekir.

Eğer terapist hastaya, hastalığın özelliklerinin tam olarak neler olduğunu ve bunun yanında çevresel faktörlerin hastalık üzerindeki etkisini doğru bir biçimde açıklayabilirse, aralarındaki çatışma olasılığı azalacak ve aynı zamanda diğer tedavi türleri ile birlikte uygulama şansı da yükselecektir.

Aşama II. Tam Çevre Analizi

Ne kadar aşırı ve gerçeklikten uzak olursa olsun hastanın tüm istekleri not edilmelidir.

Terapist tarafından gerçekleştirilen çevresel analiz, hastanın merkez olarak kabul edildiği bir çerçevede gerçekleştirilir. Hastayla birlikte ya da o olmaksızın yapılabilen bu analiz, hasta üzerinde yapılan analiz çalışmalarından farklı özellikler içerir. Tamamlandığında ulaşılacak hedefler konusunda bir uzlaşıya varılması gerekir. Herhangi bir farklılık ya da uyumsuzluk olması durumunda bağımsız bir gözlemci ya da ara bulucu ile çözüm bulmak mümkündür.

Aşama III. Ortak Bir Çözüm Yolu Uygulaması

Bu aşama saatlerce devam edebilir ancak başarılı bir biçimde tamamlandığında diğer aşamalar çok hızlı bir şekilde ilerleyecektir. Bu bağlamda, ortak çözüm yolunun farklı ögeleri tanımlanır ve her müdahale için bir planlama yapılır.

Bu değişikliklerin pek çoğu dikkatli bir biçimde uygulamaya konulmalı ve aşamalı bir biçimde gerçekleştirilmelidir. Bu sürecin parçaları olan değişiklikler için bir zaman çizelgesi belirleyerek gelecekte yaşanabilecek hayal kırıklıklarını önlemek, önemli ve dikkat edilmesi gereken bir ayrıntıdır.

Aşama IV. Gelişim İzleme

Her ne kadar hedeflere ulaşmak ciddi bir zaman alsa da, bunları elde etmek için şeffaf bir biçimde uygulanacak prosedürlerden taviz verilmemelidir.

Gelişim ile ilgili geri besleme yapmak da önemlidir. Her üç ayda bir değerlendirme yapmak makul bir yöntem olacaktır. Ancak bunun yanında tüm hedeflere başarıyla ulaşma ihtimali ise oldukça düşük seviyelerdedir.

Aşama V. Nidoterapiyi Yeniden Tanımlama

Kimi zaman uygun olduğu düşünülen hedeflerin zaman içinde pek de öyle olmadığı ortaya çıkabilir. Bu tür durumlarda geriye dönerek farklı hedeflerle yeni bir yol tanımlamak gerekir. Bu bağlamda çizilecek olan yeni yol daha küçük ve iddiasız hedefler barındırabileceği gibi daha büyük ve başarılması daha güç hedefler de içerebilir.

Bu görevde hastanın üstleneceği rol son derece önemlidir. Aynı zamanda verilen kararın dürüst bir biçimde kabul edilmesi de gereklidir.

Teşhis koyan psikolog

Sonuç

Nidoterapinin etkinliği, faydaları ve olası riskleri konusunda bilgi eksikliklerini tamamlamak için daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir. Bu arada, zihinsel problemler yaşayan insanlar, sağlık sektöründe çalışan profesyoneller, yöneticiler ve politika belirleyiciler bu yeni terapi modelini bir tür deneysel yaklaşım olarak kabul etmelidirler.

Nidoterapi halen gelişim aşamasında olan karmaşık bir süreçtir. Halen bu yöntem, kalıcı mental hastalıklara sistematik ve zaman hassasiyeti gözeterek yapılan tek çevresel müdahale yöntemi olma özelliğini sürdürmektedir. Buna ek olarak terapistlerin, hastalarını kendi istedikleri gibi değil oldukları gibi kabul etmeleri de terapinin başarılı bir biçimde yerine getirilmesi için çok önemlidir.

  • Tyrer, P., Sensky, T., & Mitchard S (2003). The principles of nidotherapy in the treatment of persistent mental and personality disorders. Psychotherapy and Psychosomatics, 72, 350-356