Endişenin Tekrar Nüksetmesini Önlemek için Ne Yapabiliriz?

· Mayıs 9, 2018

Endişe, günlük yaşamımızda o kadar çok yer kaplayan bir durum ki, bazen endişeli olmak için bile çok fazla zaman harcamaya gelmez. İşte o zaman, bu sorunu çözmenin yollarını aramaya başladığımız zamandır. Doktora ya da psikologa gider ve gün içerisinde kafamızda binlerce fikir ile dolaşır dururuz… Fakat bundan sonra, bunun nüksetmesini nasıl önleyebiliriz?

Endişenin tekrar ortaya çıkmasını engellemek için, bize yardımcı olabilecek bir dizi araçla kendimizi eğitebiliriz. Bu makalede, bu araçlar hakkında size bilgiler sunacağız ve nüksetmeyi önlemek için bunları nasıl kullanabileceğinizi anlatacağız.

“Endişeli olmayı önleyemesek de, seviyesini azaltabiliriz. Endişe yönetiminin püf noktası, onu ilk önce normal bir seviyeye indirgemek ve sonra da kendi algımızı, dikkatimizi ve yaşam isteğimizi arttırmak için, bir uyarıcı olarak bu normal kaygılı olma halini kullanmaktır.”

– Rollo May

Ne tür tedavi gördüğünüzü söyleyin ve size nüksetmeyi nasıl önleyeceğinizi anlatacağım

Akılda tutulması gereken ilk şey, tekrar etmelerin önlenmesi söz konusu olduğunda, daha öncelerinde kullandığınız tedavi yönteminin etkinliğinin, bunu önlemede hayati bir rol oynayacağıdır. Konu ile ilgili bir şey gibi görünmese de, aslında her hususun en önemli maddesi olacaktır.

Öyleyse, bir çeşit duygu-durum değiştirici ilaç almayı tercih etmiş isek, kendi başımıza nüksetmeleri önlememiz daha zor olur. Açıklamamamıza izin verin. Farmakolojik tedavi ile endişe seviyelerini düşüren bir ilaç kullanıyoruz, ama eğer bu yöntem, bir psikolojik bir müdahale ile desteklenmezse, ilaç almak dışında endişe yönetimi için başka bir planımız olmayacak.

adam karanlıkta takılıyor

İyi bir psikologa gittiyseniz, muhtemelen size denge anlayışınızı kaybettiğiniz durumlarda kullanabileceğiniz duygusal kontrol için bazı kaynaklar vermiştir. Böylece, bunları uygulayabilir ve bir hap haline dönüşmesini engelleyebiliriz. Bu nedenle, bizim açımızdan daha fazla çaba sarf edilmesi gerekse bile, nüksetmelerden kaçınmak için psikolojik müdahale tercih edilmelidir.

Nüksetmeleri önlemek için ilk başlarda neler yapabiliriz?

Kendinize uygun bir psikolog seçtiyseniz ve bilişsel-davranışsal bir odağa sahipseniz, muhtemelen terapiniz sırasında düşüncelerinizi ve duygularınızı yönetmek için bazı araçlara sahipsinizdir demektir. Ancak, hayatlarımız boyunca öğrendiğimiz tüm beceriler gibi, onları kaybetmek istemiyorsanız bunları uygulamaya devam etmelisiniz.

“Hayal gücü, hiçbir zaman, zihni boş olduğunu gördüğü zamanki kadar sağlam bir şekilde ele geçirmez.”

– Johnson Burton

Bu sayede, bazı alıştırmaların ardından, her seferinde sadece bir kez olsa bile, nüksetmeleri önlemek için ilk adım olmalıdır. Örneğin, bir yabancı dili öğrendiğimiz zamanı ele alalım, eğer bu dili konuşmayı bırakırsak, o dile dair yeteneklerimizi gerçekten hızlı bir şekilde kaybederiz. Endişe de aynı şeydir – duygusal kontrol stratejilerini uygulamayı bıraksak, gerçekten ihtiyacımız olduğunda bunları kullanmamız daha da zor olacaktır.

Yani, tedaviden edindiğimiz değişiklikleri sürdürmek için çalışmak zorundayız. Müdahale, psikolog seansı sona erdiğinde bitmez. Günlük hayatımızda bizimle beraber kalır, bu yüzden duygusal sağlığımız büyük ölçüde kendi çabalarımıza bağlıdır

“Kaygıyı tolere edebilme yeteneği, bireyin kendini gerçekleştirmesi ve çevresini kavramak adına önem arz eder. Birey, duygusal aksaklıklara rağmen ilerlemeye devam ederse, kendini gerçekleştirme hedefine ulaşabilir. Bu bize, yapıcı bir kaygı kullanımının ne olabileceğini gösteriyor.”

– Kurt Goldstein

Nüksü önlemek için bir adım daha

Sadece pratik yapmaya devam etmek ile kalmayacak aynı zamanda, psiko-eğitim yoluyla tedavide aldığınız bilgileri de hatırlamanız gerekecektir. Öyleyse, duygusal süreçteki düşüncelerin rolünü çöp kutusuna atmayalım. Zaten hepimizin bilinmeyen düşünceleri olduğunu biliyorsunuz, bu yüzden şüpheli görünüyorlarsa onları tanımlamaya, sınıflandırmaya ve sorgulamaya dikkat etmelisiniz.

karşıdan karşıya geçen insanlar

Bu durum, ayrıca, kaygı kaynağı olabilecek durumları belirlemenize de yardımcı olacaktır. Bu şekilde, elde etmek için canla başla çalıştığımız araçları kullanabiliriz. Sorunları daha öncesinden nasıl çözeceğinizi öğrendiğinizi hatırlayın, bu yüzden bundan sonrakileri, tehditler olarak değil de, bir meydana okuma ya da test olarak görebilirsiniz.

Güneşin her gün aynı parlaklıkta ışıldamadığını unutmayın. Açıklamamamıza izin verin. Her birimizin kötü günleri olur. Bir bakıma bu, insan olmanın doğal bir parçasıdır. Karar verebileceğimiz şey, o günlerle yüzleşmek ya da kötü başlayan bir güne dönüp bir daha bakmadan, onu öylece bitirmektir. Aslında, kötüye giden bir çok gün, endişelerimiz nedeniyle böyle kalıyor. Bizlere sahip olduklarımızı kaybettirir ve kendi kendini gerçekleştiren kehanet olgusuna sebebiyet veren bir sihirbazın rolünü oynar.

Son olarak, tekrar bir psikologa gitmeniz gerekirse, bu bir sorun değildir. Bu durum, hiçbir şekilde bir başarısızlık olarak görülmemeli ve bu, o ana kadar kazandığınız her şeyi kaybettiğiniz anlamına da gelmez. Endişe daha fazla güçlenmeden önce, en iyi yolu, erken davranmaktır!

Görüntüler Mike Wilson, Malik Earnest ve Mauro Mora izniyle kullanılmıştır.