Madam Bovary Sendromu Nedir?

· Mart 8, 2018

Madam Bovary Sendromu 19. yüzyılda edebi bir akım olan romantizm etkisinde yazılan romanlarla beraber ortaya çıkmış bir davranış bozukluğudur. 

O zamandan beri aşkın idealleştirilmesi binlerce insanı (özellikle de kadınları) sürekli sinir bozukluğu ve hayal kırıklığı duygusuna itmiştir. “Mükemmel aşk” arayışı, daima ilişkinin gerçekçi algısıyla çarpışmaktadır.

Madam Bovary sendromu, ilk olarak filozof Jules de Gaultier tarafından tanımlandı. Madame Bovary kitabı üzerine yazdığı makalesinde Gaultier, romanın ana karakteri olan Emma’dan söz eder. Ona göre Emma, “kronik affektif tatminsizlik” yaşayan bir kişinin mükemmel bir örneğidir.

Madam Bovary Kimdi?

Emma Bovary edebi bir karakterdir. 1857 senesine ait romanında Gustave Flaubert’in kurguladığı bir kişidir. Romanda Emma’nın Charles Bovary ile olan evliliğinden söz edilmektedir.

Chrles Bovary, karısını seven bir köy doktorudur fakat karısı ona karşı aynı hisleri duymamaktadır. Bunun bir sebebi Emma’nın o dönemin romantik romanlarına bayılıyor olması ve bu romanlardan aşırı şekilde etkilenmiş olmasıdır. Genç kızlığından beri bu kitapları büyük bir iştahla okumaktadır.

Kitaplarda gördüğü tutkulu, takıntılı ilişkiler kadında korkunç ve sürekli bir tatminsizlik hâli yaratmaktadır. 

Depresyonla boğuştuktan sonra Charles, küçük bir şehre taşınmaya karar verir. Karısıyla beraber yeni bir hayata başlayacaktır. Burada yeni insanlarla tanışacaklardır.

Emma, bu kişilerden ikisinin onu ayartmasına izin verir. Bunlardan iki genç bir öğrenci diğeri ise Rodolphe adında bir Kazanova’dır. Her iki adamla olan ilişkisi sahiplenici, kıskanç ve son derece bağımlıdır. Her iki sevgilisi tarafından da terk edilince arsenik içerek intihar eder.

Madam Bovary, Anna Karenina gibi edebi karakterlere benzemektedir. Bunlar sözde ideal aşk peşinde koşmak için kendi ailelerini ve eş olarak rollerini reddeden kişilerdir. 

Bir taraftan bu durum iyi bir şeymiş gibi gözükebilir. Ama diğer yandan, aşkı idealleştirmenin eleştirisi yapılmaktadır bu romanda. Emma, kendi arzularını tatmin etmeyi öyle bir takıntı hâline getirmiştir ki ailesini borca soktuğu, kızını ihmal ettiği ya da etrafındaki insanlara zarar verdiği için hiç endişe duymamaktadır. Kendi arzularından başka bir şeyi düşünemez hâle gelmiştir.

“Üzüntüye dikkat edin kötü bir huydur çünkü.”

– Gustave Flaubert

madam bovary ve sevgilisi

Madam Bovary Sendromunun Özellikleri Nelerdir?

1. Romantizm Bağımlılığı

Madam Bovary Sendromunu yaşayan kişiler, nasıl yalnız kalacaklarını bilmezler. İdeal sevgilinin gelip onları bulacağına, hayatlarını değiştireceğine ve onları sıkıcı ve monoton düzenleri ile problemlerinden kurtaracağına inanırlar.

Bir ilişkiyi bitirdikten hemen sonra yeni bir ilişkiye başlarlar. Bu kişilerin tek hedefi romantik kitaplar, dizi veya filmlerde gördükleri gibi birini bulmaktır.

Yeni biriyle ilişkiye başladıklarında o kişiyi takıntı hâline getirirler. Onu öyle idealleştirirler ki fikirlerini değiştirmek imkânsız hâle gelir. Söz konusu kişi onlar için doğru veya iyi olmadığında bile doğrudur bu.

2. İmkânsız İlişkiler

Gerçek bir ilişki kuramadıkları için genelikle imkânsız aşka yönelirler. Hâli hazırda bir ilişkileri de olabilir. Ama yine de başka biriyle mükemmel aşk yaşama yanılsamasının peşinden koşmaya devam ederler.

Bu durum onları mutsuz kılar çünkü nasıl yalnız kalacaklarını bilmezler. Bir romantik maceraya atılmışlarsa mutlaka gizledikleri bir “kart” vardır ellerinde. Bu kartı kullanmayı bilirler.

Karmaşık ilişkiler ya da sorunlu kişiler onları kendine çeker çünkü bu kişileri romantik ve tutkulu olarak görürler ve cazibeli bulurlar.

3. Sürekli Tatminsizlik

Bir ilişkiye başladıklarında partnerlerinin de insan olduğunu keşfetmeye başlarlar. Yani, onların da kusurları vardır. 

Böylelikle idealleştirme kaybolur. Sonra ortadan kaybolan bu ideal kişi imajı, bir başka hüsranı da beraberinde getirir. Diğer kişiyi artık doğru kişi olarak görmez ve ilgilerini yitirmeye başlarlar.

Hiç kimseyle tatmin olmazlar. Neden mi? Çünkü ilk âşık olma evresinin ötesinde aşkı tanımazlar. İlişkilere dair çarpık bir bakış açıları vardır. Huzur, sorun veya monotonluk nedir bilmeyen hikâye ve karakterlere dayalı bir bakış açısıdır bu.

4. Âşık Oldukları Kişiyi Taklit Etmek

Madam Bovary sendromu yaşayan insanlar, partnerleri konusundaki takıntı nedeniyle onun sevdiği şeyleri, hobilerini ve hatta düşünce tarzını taklit ederler. Taklit etmelerinin nedeni, diğer kişiye duydukları aşırı hayranlık ve hatta korkudur.

Madam Bovary Sendromu partneri tarafından terk edilme korkusunun yoğun bir şekilde hissedilmesine neden olur. Bu da ayrılığa çok kötü bir şekilde tepki göstermelerine neden olabilir.

madam bovary filminden bir sahne

Kimler Madam Bovary Sendromuna Yakalanır?

Birkaç yüz yıl önce bu sendrom kadınlarda daha yaygındı. Ama bugün oranlar eşitlenmiş durumda. Bunun nedeni o zamanlar erkeklerin çalışıp kadınların ise evde yaşamasıydı. Ama artık durum farklı.

Madam Bovary romanının yazıldığı dönemde kadınlar boş zamanlarını kitap okuyarak geçiriyordu. Ancak okudukları kitaplar onları gerçeklikten kopararak günlük problemlerin olmadığı hayali yer ve dünyalara götürüyordu.

Bu sendroma sahip insanlar genelde terk edilme sorunları ya da çocukluklarında şefkat eksikliği gibi problemler yaşamıştır. Bu nedenle partnerlerinin ilgisini çekmek için aşırı bir gereksinim duyarlar. Bu sayede o eski duyguları yeniden yaşamayı engellemeye çalışırlar.

 Madam Bovary Sendromunun ana özelliği hüzünlü hissetmektir. Ama bu hastalıktan muzdarip insanların bir uzman yardımıyla iyileşmesi mümkündür. Uzman durumu değerlendirerek bir tedavi alanı oluşturacaktır.

Ayrıca kimi zaman bununla ilintili daha ciddi hastalıklar söz konusu olabilir. Obsesif ya da borderline kişilik bozukluğu yaşıyor olabilirler ve bu durum, potansiyel tehlike nedeniyle müdahaleyi çok daha gerekli kılar.

Okuma Tavsiyesi

Gaultier, J, (1892), Le Bovarysme, la psychologie dans l’œuvre de Flaubert, París, Francia.